Gerçekten onur duydum !
I am a peasant.
Tom hödük bir köylüydü.
Tom was a preposterous peasant.
İşçi-Köylü-Asker öğrenci
Worker-Peasant-Soldier student
Köylüler pirinç ekiyorlar.
The peasants are planting rice.
Prusyalı köylüler dedi ki,
The Prussian peasantry said,
Köylüler pirinç ekiyorlardı.
The peasants were planting rice.
Yaşlı bir köylüye benziyorum.
I look like an old peasant.
1515: Sloven köylü ayaklanması.
1515: The Slovene peasant revolt.
Köylü bir ailede dünyaya geldi.
He was born to a peasant family.
Yoksul köylüler patates yediler.
The poor peasants ate potatoes.
Mary sadece basit bir köylü kızı.
Mary is just a simple peasant girl.
1573: Hırvat-Sloven köylü isyanı.
1573: The Croatian–Slovene peasant revolt.