Tom inatçı.
Tom's headstrong.
Tom dik başlı.
Tom's headstrong.
Tom epey dikkafalı.
Tom is pretty headstrong.
Tom'un dikbaşlı biri olduğunu biliyorum.
I know Tom is headstrong.
Jūgo, dik başlı kızı hakkında endişelenir.
Jūgo worries about his headstrong daughter.
İşlediği konuların başında büyükkent gelir.
In those days he was very headstrong about what he wanted to do.
Tom'un kafasının dikine giden biri olduğunu biliyorum.
I know Tom is headstrong.
Capulet Ne şimdi, benim dikbaşlı! nereye gadding olmuştur?
CAPULET How now, my headstrong! where have you been gadding?
Scipio halen yaralarını tedavi ediyor ama Sempronius ise “Sabırsız ve dik kafalı” idi.
Scipio was still recovering from his wounds but Sempronius was "impetuous and headstrong".