bargain
/-ɡɪn/2 hece
B2 seviye
EN → TR
"bargain" kelimesinin Türkçesi: uyuşmak, işlem, kelepir, anlaşma, muamele. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.
Çeviri
Geneluyuşmak
Genelişlem
Genelkelepir
Genelanlaşma
Genelmuamele
Genelpazarlık
Genelcaba. strike a bargain uzlaşmak. That is not what he bargained for Bu
Genelumduğu netice değildi.
Genelpazarlık etmek
GenelpazarIığa girişmek
Genelkayıt ve şarta bağlamak
Geneltaahhüt etmek. bargain counter tenzilâtlı eşya tezgâhı. bargain day tenzilâtlı satış günü. bargain price ucuz fiyat
Geneltenzilâtlı fiyat. bargainer pazarlık eden kimse. into the bargain üstelik
Tanım
•an advantageous purchase
•come to terms; arrive at an agreement
Diğer Dillerde
AlmancaAbmachung, Angebot, Anschaffung, feilschen, markten, Neuerwerbung
Fransızcaaccord, affaire, bonne affaire, marchander, s'accorder, s'arranger
Rusçaзаключа́ть сде́лку, заключи́ть сде́лку, сде́лка, това́р, ку́пленный по дешёвке
Arapçaصَفْقَة
Felemenkçekoopje, onderhandelen
Lehçeokazja
Ukraynacaуго́да
Hintçeसौदा, सौदा करना
Rumenceafacere, chilipir
Macarcaalkudozik, alkuszik, becserél, elcserél, vétel
Latinceinstipulor, pāciscor, pāctum
Bulgarcaпазарлъ́к, спазарявам се
Slovencebarantáti, kupčija
Taycaต่อตาม, ต่อนัดต่อแนง
Katalancanegociar
Galiçyacafieiteira, goio
İrlandacaconradh
Tagalogcatumawad
Telugucaబేరమాడు, బేరము, బేరముచేయు
Esperantointertrakti, marĉandi
Kelime Ailesi
bargain agent
bargain and sale
bargain away
bargain basement
bargain bin
bargain bucket
bargain date
bargain for
bargain hunter
bargain on
bargain-basement
bargainable
bargainer
bargaining chip
bargaining power
bargaining unit
bargainor
bargainous
Eş & Zıt Anlamlılar
Örnek Cümleler
Ne pazarlık!
What a bargain!
Matta 10,34}
So rejoice at the bargain you have made with Him; for this will be triumph supreme.
Bu ürün kelepir.
This product is a bargain.
Bu bir pazarlık.
It's a bargain.
Pazarlık yaptık.
We made a bargain.
Bir kelepir aldım.
I got a bargain.
Pazarlığı severim.
I like bargaining.
Ben sözümü tutacağım.
I'm going to keep my side of the bargain.
Biz anlaşmaya vardık.
We made a bargain.
O sıkı pazarlık yapar.
He drives a hard bargain.
Bu gerçek bir kelepir.
It's a real bargain.
Atılan ok geri dönmez.
It is a Dutch bargain.