Ana içeriğe geç
Sözlük
/
yem

yem

/ˈjem/
noun
B2 seviye
TR → EN
↔ ters çevir
"yem" kelimesinin İngilizcesi: feed, fodder, decoy, feed, fodder. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Genelfeednoun
Genelfoddernoun
Geneldecoy
Genelfeed
Genelfodder
Genelfodder

Görsel

Açık havada akşam yemeği - akıllı telefon izlemeAcı biberli baharatlı yemek tabağı - hazırlık aşamasıABD Ordusu Askerinin Yemyeşil Bahçedeki Onur Madalyası TöreniAçık Mavi Gökyüzü Altında Yemyeşil Çayır ve Çam Ormanı Manzarası

Çekim Tablosu

Belirtme (-i)yemi
Yönelme (-e)yeme
Bulunma (-de)yemde
Çıkma (-den)yemden
Tamlayan (-in)yemin
Çoğul (-ler)yemler

Tanım

isim: Hayvanlar için saklanan kışlık yiyecek; yeygi
Kuş ve balık tutmak için tuzağa bırakılan, oltaya takılan yiyecek veya yiyecek görüntüsündeki nesne
ağızotu
mecaz: Birini aldatabilmek için hazırlanmış düzen, kullanılan kimse veya şey
argo: rüşvet
argo: Kumarda ütülecek kimseye oyunun başında bilinçli olarak kazandırılan para

Atasözü & Deyim

Acıkan ne yemez, acıyan ne demez
Aşure yemeye giden kaşığını cebinde taşır
Bakan yemez, kapan yer
Balı parmağı uzun yemez, kısmetlisi yer
Bağa bak, üzüm olsun, yemeye yüzün olsun

Diğer Dillerde

to feed in, inject
çekim: geçmiş speiste ein · ortaç eingespeist · şimdiki speist ein · ulaç einspeisend
eş: einleiten, zuführen
köken: ein- + speisen
Sie isst kein Fleisch.O, et yemez.
Fransızcaalimentation, alimenter, appât, appâter, donner à manger, flux (dişil) /a.li.mɑ̃.ta.sjɔ̃/
feeding · food · power supply
çekim: çoğul alimentations
eş: alim
köken: From alimenter + -ation.
CuisinierYemek kitabı
to feed (give food to eat) · to feed into, reinforce.
çekim: geçmiş alimenté · ortaç alimentado · şimdiki alimenta
köken: From alimento (“food; nourishment”) + -ar.
aile: alimentación, alimentador, autoalimentar
No como carne.Et yemem.
food; alimentary, dietary, eating
çekim: geçmiş alimentàto · ortaç alimentàto · şimdiki aliménta · ulaç alimentànte
eş: commestibile, mangiabile, mangereccio, nutriente, nutritivo, allattare
köken: From alimento + -are.
alimentare tensioni
to eat
çekim: geçmiş е́вший · ortaç е́вший · şimdiki е́ст · ulaç едя́щий
eş: е
köken: Inherited from Proto-Slavic *ěsti, from Proto-Balto-Slavic *ēˀstei, from Proto-Indo-European *h₁édti.
aile: еда́ть, взъе́сться, взъеда́ться, въе́сться, въеда́ться, вы́есть, выеда́ть, зае́сть, заеда́ть, зае́сться
Он ел мя́со и сала́т.
есть поедо́м
Farsçaغذا دادن
flow
çekim: çoğul axışlar · tamlayan axışin
köken: From axmaq (“to flow”) + -ış.
nutrition
Felemenkçevoer, aas
Portekizcealimento, chamariz, comer, ração, trato (eril) /a.liˈmẽ.tu/
food (any substance consumed by living organisms to sustain life), foodstuff
çekim: çoğul alimentos
eş: comida, refeição
köken: Borrowed from Latin alimentum.
to bait, lure, tempt, entice, allure · to seduce
çekim: geçmiş δελέασα · ortaç έχοντας δελεάσει · şimdiki δελεάζει · ulaç δελεάζοντας
eş: πλανεύω, σαγηνεύω
köken: Learnedly, from Ancient Greek δελεάζω (deleázō), derived from δέλεαρ (délear, “bait”)
aile: δελεαστικός
food (often of animals); feed · fodder
köken: 먹— (meok-, “to eat”) + -이 (-i, noun-deriving suffix).
food; sustenance
çekim: tamlayan födas
köken: From Old Norse fœða, fœði (“food”), from Proto-Germanic *fōdijô, *fōdô, from Proto-Indo-European *peh₂-. Cognate with Danish føde, Icelandic fæða, English food.
Är han gammal nog att äta fast föda än?
inflection of aktualność: · nominative/genitive/accusative/vocative plural
to cause to eat, to feed
çekim: geçmiş खिलाता · şimdiki खिलाता है
köken: Hindi verb set खाना (khānā) खिलाना (khilānā) खिलवाना (khilvānā) Causative form of खाना (khānā) with the suffix -लाना (-lānā).
meal (food that is prepared and eaten)
çekim: çoğul ateriat · tamlayan aterian
köken: Unknown. Related to Ingrian adria, Karelian atrivo and possibly Veps ater. Sometimes theorized to be a borrowing from Proto-Norse [script needed] (*ateRja-), from Proto-Germanic *ētezją, but there appears to be no evidence of the existence of such a Norse word (no known descendants).
aile: aterioida, aamuateria, arkiateria, ateriakuljetus, ateriankorvike, ateriapalvelu, ateriarytmi, ateriasalaatti, ateriatuki, gourmetateria
to feed (object: animal, child, old person)
çekim: geçmiş krmila · ortaç krmila · şimdiki krmí
eş: vykrmovat, živit
köken: Inherited from Old Czech krmiti, from Proto-Slavic *kъrmiti.
to feed, nourish · to nurse, suckle
çekim: geçmiş hrănit · ortaç hrănit · şimdiki hrănește
köken: Borrowed from Old Church Slavonic хранити (xraniti), from Proto-Slavic *xorniti. Compare hrană.
fodder (food for animals)
çekim: çoğul abrakok
köken: From a Slavic language. First attested in 1494–1495. Compare Polish obrok, Serbo-Croatian obrok.
aile: abrakol, abrakos, abrakadag, abrakborsó, abrakcipó, abrakjászol, abrakkosár, abrakmester, abrakmérték, abrakrosta
İbraniceפִיד
alluring, enticing, seductive
çekim: çoğul illicēs · tamlayan illicis
köken: Etymology tree Proto-Indo-European *h₁én Proto-Italic *en Proto-Italic *en- Latin in- Proto-Indo-European *deh₃-der.? Proto-Italic *lakjō Latin laciō Latin illiciō Proto-Indo-European *-s Latin -s Latin illex From illiciō (“to entice, seduce”) + -s.
feed · fodder
köken: From Old Norse fóðr, from Proto-Germanic *fōdrą (“fodder”), from Proto-Indo-European *peh₂- (“to protect, guard, graze, feed”).
aile: foderbræt
Endonezcememberi makan, pasokan, umpan /paˈsɔkan/
supply · delivery · feed (encapsulated online content)
çekim: çoğul pasokan-pasokan
köken: Affixed pasok + -an, borrowed from Javanese ꦥꦱꦺꦴꦏꦤ꧀ (pasokan, “supply; deposit; rental fee”).
aile: pasokan daya takterputus
(Standard Malay)

Etimoloji

Inherited from Ottoman Turkish یم (yem, “food, ration, bait; primer (for a gun)”), from Proto-Turkic *yēm, *yē- (“to eat”). Cognates Azerbaijani yem Bashkir ем (yem) Chagatai ییم (yem) Karakhanid یِیمْ (yem) Kazakh жем (jem) Kumyk ем (yem) Kyrgyz жем (jem) Nogai ем (yem) Southern Altai јем (ǰem) Tatar җим (cim), cim Uyghur يەم (yem) Uzbek yem

Örnek Cümleler

Ne yemeliyim?
What should I eat?
Ben söyleyemem.
I can't say.
Artık bekleyemem.
I can't wait any longer.
İkramiyemi aldım.
I received my bonus.
Akşam yemeği hazır.
Dinner is ready.
Emeksiz yemek olmaz!
No cross, no crown.
Yemek güzel kokuyor.
The dish smells good.
Artık onu bekleyemem.
I can wait for him no longer.
Çok yemek anormaldir.
It is abnormal to eat so much.
Daha ileri yürüyemem.
I can't walk any farther.
Daha yavaş yemelisin.
You ought to eat more slowly.
Şarap yemek yapabilir.
Wine can make the meal.
yem ile daha fazla örnek cümle →
Birleşik Kelimeler
yem borusuyem torbasıyem verimiak yembalast yemkesif yembalık yemibitiriş yemihayvan yemikuşyemikuş yemipapağanyemisilo yemitavuk yemi
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod