veranda

noun
C2 seviye
TR → EN
↔ ters çevir
"veranda" kelimesinin İngilizcesi: veranda, veranda, porch, porch. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Genelverandanoun
Genelveranda
Genelporch
Genelporch

Görsel

Deniz manzaralı veranda - yaz huzuruBeyaz Boyalı Akdeniz Tarzı Havuzlu Villa ve Veranda ManzarasıDağ Eteklerindeki Modern Ahşap Kulübe ve Ferah Veranda ManzarasıAhşap Deck Üzerindeki Siyah Saksıda Palmiye ile Veranda Dekorasyonu

Çekim Tablosu

Belirtme (-i)verandayı
Yönelme (-e)verandaya
Bulunma (-de)verandada
Çıkma (-den)verandadan
Tamlayan (-in)verandanın
Çoğul (-ler)verandalar

Tanım

•isim: Daha çok müstakil yapıların zemin katında yer ile aynı seviyede veya biraz yükseltilmiş, ön cepheyi kaplayan, üzeri bir çatıyla örtülü, yanları açık veya camlı büyükçe sundurma

Diğer Dillerde

AlmancaVeranda, Vorbau, Vordach, Vorraum, Windfang (dişil) /veˈʁanda/
veranda
çekim: çoğul Veranden · tamlayan Veranden
köken: Borrowed from English veranda, 19th c..
Ich habe sie hinaus auf die Terasse genommen. — Onu verandaya çıkartırdım.
Fransızcaportique, véranda (eril) /pɔʁ.tik/
portico · gantry · a type of crane
çekim: çoğul portiques
köken: Borrowed from Latin porticus. Doublet of porche.
Vous le mettiez sur la véranda. — Bunu verandada tutardınız.
İspanyolcagalería, porche, pórtico, soportal (dişil) /ɡaleˈɾia/
gallery · passage
çekim: çoğul galerías
köken: Ultimately from Latin galilaea.
aile: galería de arte, galería de tiro
Yo la sacaba al porche delantero. — Onu verandaya çıkartırdım.
İtalyancaportico (eril) /ˈpɔr.ti.ko/
portico, arcade, porch
çekim: çoğul portici
eş: porticato, colonnato, galleria, loggia, loggiato, vestibolo
köken: From Latin porticus. Doublet of portego.
aile: sottoportico
Tenevi questo nella tua veranda. — Bunu verandada tutardınız.
Rusçaверанда (dişil) /vʲɪˈrandə/
verandah
çekim: çoğul вера́нды · tamlayan вера́нды
eş: терраса, палатка
Собака спит на крыльце. — Köpek verandada uyuyor.
Arapçaرُوَاق, رِوَاق, شُرْفَة
وكنت اسحبها إلى المنصة الأمامية للمنزل — Onu verandaya çıkartırdım.
Farsçaایوان, برآمده /ʔaj.ˈwaːn/
palace · iwan, porch, portico · balcony, veranda
çekim: çoğul ایوانها
köken: Inherited from Manichaean Middle Persian 𐫀𐫀𐫏𐫇𐫗 (ʾʾywn /⁠āywan⁠/, “palace”), from Old Persian 𐎠𐎱𐎭𐎠𐎴 (apadāna).
porch · a (roofed) balcony
çekim: çoğul eyvanlar · tamlayan eyvanın
köken: From Persian ایوان (eyvân).
Kazakçaкіреберіс, шығаберіс
porch
çekim: çoğul кіреберістер · tamlayan кіреберістің
Özbekçeayvon
Tatarcaболдыр
Felemenkçeveranda (dişil) /vəˈrɑn.daː/
veranda
çekim: çoğul veranda's
köken: Borrowed from English veranda, from Indo-Portuguese, from Portuguese varanda.
Ik zette haar op de veranda. — Onu verandaya çıkartırdım.
Portekizcealpendre, varanda (eril) /awˈpẽ.dɾi/
terrace (platform that extends outwards from a building) · overhang (portion of the roof structure that extends beyond the exterior walls of a building)
çekim: çoğul alpendres
eş: alboio, pendelho, marquise, marquesa, varanda
köken: Inherited from Latin appendere (“to hang”), from ap- + pendō (“to hang”), from Proto-Indo-European *(s)pend- (“to pull; to spin”).
Mas isto é a porta da nossa casa. — İşte bu bizim ön verandamız. Orada yaşıyoruz.
Yunancaβεράντα (dişil) /veˈɾa(n).da/
veranda (roofed open gallery)
çekim: çoğul βεράντες · tamlayan βεράντας
eş: εξώστης, επίσημο, μπαλκόνι
köken: Borrowed from Italian veranda.
Αυτή είναι η αυλή μας. — İşte bu bizim ön verandamız.
Japoncaパティオ。, バルコニー。, ベランダ。
遠くでは彼女の孫が ロバでたばこ畑を耕してた — Onu verandaya çıkartırdım.
Korece베란다, 포치, 현관 /pe̞ɾa̠nda̠/
veranda
köken: From English veranda.
전 그녀를 현관 앞까지 잡아끌곤 했죠. — Onu verandaya çıkartırdım.
İsveççeförstukvist
alternative form of farstukvist
çekim: çoğul förstukvistar · tamlayan förstukvists
köken: förstuga (“entry, vestibule”) + kvist (“twig (in the sense of an offshoot)”)
Men detta är vår veranda. — İşte bu bizim ön verandamız.
Lehçeganek, portyk, przedsionek, weranda (eril) /ˈɡa.nɛk/
porch · garden path · synonym of aleja
çekim: çoğul ganki · tamlayan ganku
eş: portyk
köken: Borrowed from Middle High German ganc, from Old High German gang. Doublet of gang.
Wyciągałem ją na ganek. — Onu verandaya çıkartırdım.
Ukraynacaверанда, ґа́нок (dişil) /ʋeˈrandɐ/
veranda, verandah
çekim: çoğul вера́нди · tamlayan вера́нди
köken: Borrowed from English veranda (possibly via Russian вера́нда (veránda)).
Я чую щось на зразок: на ґанок, на балкон, на кухню. — Şöyle şeyler duyuyorum, veranda, güverte, mutfak.
Hintçeद्वारमण्डप, बरण्डा, बरामदा (eril) /bə.ɾɑːm.d̪ɑː/
verandah
çekim: çoğul बरामदे
köken: Borrowed from Classical Persian بَرآمَدَه (bar āmada). Doublet of बरंडा (baraṇḍā).
porch, stoop, verandah
çekim: çoğul kuistit · tamlayan kuistin
köken: From Swedish kvist, farstukvist (“porch”).
aile: avokuisti, lasikuisti
Keskiyöllä hän saapuu tapaamiseen, jolloin hän ja Oliver harrastavat seksiä. — Nihayetinde, gece yarısı olur ve Oliver'ın yanına verandada yaklaşır.
Çekçeveranda (dişil) /ˈvɛranda/
verandah
çekim: çoğul verandy · tamlayan verandy
köken: Borrowed from English veranda, from Indo-Portuguese, from Portuguese varanda.
Nechávali jste ji na verandě. — Bunu verandada tutardınız.
Rumenceportic, verandă (nötr)
porch
çekim: çoğul porticuri · tamlayan porticului
köken: Borrowed from French portique.
Ai păstra acest lucru pe veranda ta. — Bunu verandada tutardınız.
Macarcatornác /ˈtornaːt͡s/
portico, verandah, porch, terrace
çekim: çoğul tornácok
A tornácon tartották. — Bunu verandada tutardınız.
İbraniceאכסדרה, מִרְפֶּסֶת (dişil)
terrace, veranda
köken: Borrowed from Ancient Greek εξέδρα (exédra, “exedra”).
והייתי מושך אותה החוצה למרפסת הקדמית. — Onu verandaya çıkartırdım.
Latinceporticus, subdiale /ˈpɔr.tɪ.kʊs/
colonnade, arcade · portico, porch
çekim: çoğul porticūs · tamlayan porticūs
köken: From porta (“gate, entrance”) + -icus. The expected form would be first declension *portica, porticae or, second declension *porticus, porticī; compare manica and pedica. The ending might have been influenced by fourth declension domus and/or portus as well as by Ancient Greek στοά f (stoá).
aile: porticātiō, porticulātiō, porticula, porticuncula
Vietnamcahiên /hiən˧˧/
veranda
köken: Sino-Vietnamese word from 軒.
Tôi kéo bà ra hiên trước. — Onu verandaya çıkartırdım.
Slovencepreddverje
In slišim odgovore kot veranda, terasa, kuhinja. — Şöyle şeyler duyuyorum, veranda, güverte, mutfak.

Etimoloji

Fransızca

Örnek Cümleler

Verandaya git.
Go to the patio.
Tom verandada.
Tom is on the porch.
Tom arka verandada.
Tom is on the back porch.
Tom verandaya girdi.
Tom walked in from the porch.
Verandada bekleyelim.
Let's wait on the porch.
Bu veranda çok küçük.
The patio is very small.
Verandada bekliyorum.
I'm waiting on the porch.
Tom dışarıda verandada.
Tom is out on the veranda.
Tom ve ben verandadayız.
Tom and I are on the porch.
Tom verandada oturuyordu.
Tom was sitting on the stoop.
Onu verandaya çıkartırdım.
And I'd pull her out on the front porch.
Bunu verandada tutardınız.
You'd keep this on your porch.
veranda ile daha fazla örnek cümle →

İlgili Sorular

Para kazanmak isteyen bir sarışın, tamirci gibi davranarak zengin bir bölgede iş aramaya başladı. İlk evin kapısını çaldı ve ev sahibine bir iş bulup bulamayacağını sordu. Adam, "Veranda boyanabilir, ne kadar isteyeceksin?" dedi. Sarışın, "50 dolar alabilir miyim?" dedi. Adam kabul etti ve gerekli boya ve merdivenlerin garajda olduğunu belirtti. Kadın, içerde duyduklarıyla kocasına, "Veranda bütün duvarı kaplayacak kadar geniş mi?" diye sordu.
Bir sarışın para kazanmak için tamirci kılığına girip zengin bir semtte iş bulmaya çalıştı. İlk evin ön kapısına gidip ev sahibine bir iş bulup bulamayacağını sordu. Adam, "Veranda boyanabilir, ne kadar alacaksın?" dedi. Sarışın, "50 dolar alabilir miyim?" diye yanıtladı. Adam kabul edip boya ve merdivenlerin garajda olduğunu söyledi. Kadın, içerde bu konuşmayı duydu ve kocasına, "Veranda bütün duvarı kaplayacak kadar büyük mü?" diye sordu.
Bir sarışın para kazanmak için tamirci kılığına girip zengin bir mahallede iş aramaya karar verdi. İlk evin kapısına gitti ve sahibine bir iş bulup bulamayacağını sordu. Adam, "Verandaımı boyayabilirsin. Ne kadar alacaksın?" dedi. Sarışın, "50 dolar alabilir miyim?" diye cevap verdi. Adam kabul etti ve boya ile merdivenlerin garajda olduğunu söyledi. Kadın, içeriden bu konuşmayı duydu ve kocasına, "Veranda bütün duvarı kapladığını fark ediyor mu?" diye sordu.
Bir sarışın para kazanmak için tamirci kılığına girip zengin bir mahallede iş aramaya koyuldu. İlk evin kapısına gidip ev sahibine bir iş bulup bulamayacağını sordu. Adam, "Verandamı boyayabilirsin, ne kadar alacaksın?" dedi. Sarışın, "50 dolar alabilir miyim?" diye yanıt verdi. Adam kabul etti ve boya ile merdivenlerin garajda olduğunu söyledi. Kadın, içeriden bu konuşmayı duydu ve kocasına, "Veranda bütün duvarı kaplayacak kadar büyük mü?" diye sordu.
verandah nedir?