Ana içeriğe geç
Sözlük
/
vızıltı

vızıltı

/vɯ.zɯɫˈtɯ/
noun
TR → EN
"vızıltı" kelimesinin İngilizcesi: buzz, drone, fizz, fizzle, grouch. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Genelbuzz
Geneldrone
Genelfizz
Genelfizzle
Genelgrouch
Genelhum
Genelwhir , (ýng.) whirr
Genelbuzz
Genelbuzz

Çekim Tablosu

Belirtme (-i)vızıltıyı
Yönelme (-e)vızıltıya
Bulunma (-de)vızıltıda
Çıkma (-den)vızıltıdan
Tamlayan (-in)vızıltının
Çoğul (-ler)vızıltılar

Tanım

•hafif sesle ve bezdirici biçimde yakınma, sızlanma
•vızıldama sesi
•Hafif sesle ve bezdirici biçimde yakınma, sızlanma
•Vızıldama sesi

Diğer Dillerde

Almancaanpiepsen, Anruf, Basspfeife, brabbeln, brummeln, brummen (eril) /ˈanʁuːf/
a call upon, an appeal (e.g., to gods, a court, etc.) · a call, a holler · a (phone) call
çekim: çoğul Anrufe · tamlayan Anrufes
eş: Telefonanruf, Zuruf
köken: From Middle High German aneruof, from Old High German anaruof, anahruof. By surface analysis, deverbal from anrufen (literally “calling, ringing”).
Eine tiefe, geringe Summen. — Derin, düşük vızıltı.
buzz, buzzing · drone, hum, humming
çekim: çoğul bourdonnements
eş: chant d’abeilles
köken: From bourdonner (“to buzz; to drone”) + -ment.
Le silence revient. — Vızıltı geri döndü.
et toutles les mouches réunies font entendre un pieux bourdonnement
bumblebee
çekim: çoğul abejones
eş: zángano, abejorro
köken: From abeja + -ón.
aile: abejonear, jugar al abejón con
Después volvió el alboroto. — Vızıltı geri döndü.
İtalyancabisbiglio, brusio, ebbrezza, euforia, fuco, gonzo (eril) /bizˈbiʎ.ʎo/
whisper, murmur, susurration · rumour, whisper, tittle-tattle · rustling, a sound similar to the movement of leaves
çekim: çoğul bisbigli
eş: borbottio, mormorio, pissi pissi, sussurrio, sussurro, brusio
köken: Onomatopoeic.
Un profondo, ronzio. — Derin, düşük vızıltı.
Rusçaжужжание, нытьё, жалоба, сетование (nötr) /ʐʊˈʐːanʲɪje/
hum; buzz; drone
çekim: çoğul жужжа́ния · tamlayan жужжа́ния
eş: гудение, гуденье
köken: жужжа́ть (žužžátʹ) + -а́ние (-ánije)
Глубокий, низкий гул. — Derin, düşük vızıltı.
Arapçaطَائِرَة بِدُونِ طَيَّار, طَنَّ, مُسَيَّرَة, يَعْسُوب
عميق، ضجة منخفضة. — Derin, düşük vızıltı.
drone
çekim: çoğul dronlar · tamlayan dronun
köken: From Russian дрон (dron), from English drone.
Kazakçaұшқышсыз ұшу аппараты
Özbekçeuchuvchisiz uchish apparati
Felemenkçebelletje, bourdon, brommen, dar, dreunen, eentonig spreken
diminutive of bel
çekim: çoğul belletjes
De pijn keerde terug. — Vızıltı geri döndü.
Portekizcefalar monotonamente, ligação, zangão, zângão, zumbir, zunir (dişil) /li.ɡaˈsɐ̃w̃/
link · connection · bond (link or force between neighbouring atoms in a molecule)
çekim: çoğul ligações
eş: chamada, chamada telefónica, chamada telefônica, ligada, chamada, chamada telefónica
köken: Learned borrowing from Late Latin ligātiōnem. By surface analysis, ligar + -ção. Compare Galician and Spanish ligazón, French liaison.
Porém, a dor voltou. — Vızıltı geri döndü.
Yunancaκηφήνας (eril)
drone (male bee) · parasite, freeloader
çekim: çoğul κηφήνες · tamlayan κηφήνα
köken: From the Ancient Greek κηφήν (kēphḗn).
(Βουίζει κουνούπι) — (Sivrisinek vızıltısı)
Japoncaドローン, ブーン, ブンブン, 無人航空機, 無人飛行機, 雄蜂 /do̞ɾõ̞ːɴ/
drone (unmanned aircraft)
köken: From English drone.
災害復旧。 — Vızıltı geri döndü.
Korece드론, 무인기, 무인항공기, 수벌, 숫벌 /tɯɾo̞n/
drone (unmanned aerial vehicle)
köken: Borrowed from English drone.
이에 난서는 돌아왔다. — Vızıltı geri döndü.
한 팀원이 제삼극 위에 카메라 드론을 설치했다.
İsveççebordun, drönare, ina, lågsniffa, rus, signal
drone; a male of social aculeatas which includes mosquito, bee, wasp, and ant · a lazy (male) person · drone, a remotely controlled unmanned aircraft
çekim: çoğul drönares · tamlayan drönares
köken: From Old Norse *drán, from Proto-Germanic *drēnuz.
aile: kamikazedrönare, drönarattack, drönarliv
Hör, du land där flygfän surra, du land bortom Etiopiens strömmar, — Kûş ırmaklarının ötesinde, Kanat vızıltılarının duyulduğu ülkenin vay haline!
Lehçebąk, bąkać, bąknąć, bezpilotowiec, bezzałogowiec, brzęczeć (eril) /ˈbɔŋk/
botfly, gadfly (any insect of the family Oestridae) · synonym of bogatek · bumblebee (insect similar to a bee, but much thicker and more densely haired, making a humming sound while flying)
çekim: çoğul bąki · tamlayan bąka
eş: trzmiel, ślepak, giez, fryga, bączek, cyga
köken: Etymology tree Proto-Slavic *bǫkъ Old Polish bąk Polish bąk Inherited from Old Polish bąk.
aile: bąkowaty, bąkojad, -, zbijać bąki, bąknąć, bąkać, puścić bąka, puszczać bąka
(Bzyczenie komara) — (Sivrisinek vızıltısı)
Ukraynacaбезпіло́тний літа́льний апара́т, безпіло́тник, гуді́ти, дзижча́ти
(Дзижчання комарів) — (Sivrisinek vızıltısı)
Hintçeमानव रहित विमान
Finceajaa siiliksi, bordunapilli, drooni, huhu, humina, hurista /ˈbordunɑˌpilːi/
drone, bourdon (fixed-pitch pipe on a bagpipe)
çekim: çoğul bordunapillit · tamlayan bordunapillin
köken: From borduna, from Old French bourdon (“drone”) + pilli (“pipe”).
Voi siipien surinan maata, joka on tuolla puolen Etiopian jokien, — Kûş ırmaklarının ötesinde, Kanat vızıltılarının duyulduğu ülkenin vay haline!
Çekçebezpilotní letoun, bzučet, bzukot, trubec /ˈbzut͡ʃɛt/
to buzz, to hum
çekim: geçmiş bzučela · ortaç bzučela · şimdiki bzučí
köken: Onomatopoeic. First attested in the 19th century.
Také to na mě zkoušeli ve vodě. — Biliyor musunuz, suda vızıltıya maruz kaldım.
Včely mu bzučely okolo hlavy.
Telegrafní dráty bzučí.
to buzz · to weep · to pester, to bother
çekim: geçmiş bâzâit · ortaç bâzâit · şimdiki bâzâie
köken: From bâz + -âi.
Trasăturile s-au întors ! — Vızıltı geri döndü.
Macarcadrón, here, stuccol, zümmög /ˈdroːn/
drone (a remotely controlled aircraft, an unmanned aerial vehicle)
çekim: çoğul drónok
(Szúnyog zümmögés) — (Sivrisinek vızıltısı)
İbraniceזמזום, זמזם, מַזְלָ״ט, מָלָ״ט, שמועה (eril)
One who makes buzzing noises ("buzzer").
çekim: çoğul זַמְזַמִּים
הטרמה על ידי חזרה. — Vızıltı geri döndü.
Latincebombiō, fucus (eril) /ˈfuː.kʊs/
seaweed; orchil, orchella weed, Roccella tinctoria · red dye derived from it; (in general) dyestuff · rouge
çekim: çoğul fūcī · tamlayan fūcī
köken: From Ancient Greek φῦκος (phûkos, “seaweed, orchil”).
aile: fūcō
(apēs) in tēctīs certātim tenvia cērā/spīrāmenta linunt fūcōque et flōribus ōrās/explent
fūcum facere
Dancadrone, dronefly (nötr)
a drone (male bee) · a drone (radio-controlled pilotless aircraft)
çekim: çoğul droner · tamlayan drones
köken: From Middle Low German drone (sense 1), and English drone (sense 2).
I ved, jeg er blevet brummet under vandet. — Biliyor musunuz, suda vızıltıya maruz kaldım.
Endonezceberdenging, berdengung, dengung, lebah jantan
berbunyi "nging" (di telinga)
Tapi hambatan kembali muncul. — Vızıltı geri döndü.
Vietnamcamáy bay không người lái, vo vo, vù vù /vɔ˧˧ vɔ˧˧/
to buzz
(Muỗi vo ve) — (Sivrisinek vızıltısı)
Bulgarcaбръмча, бръмчене, жужа, жужене, мълва, нашепвам /brɐmˈt͡ʃɤ̟/
to buzz · to hum, to drone
çekim: geçmiş none · ortaç бръмча́н · şimdiki бръмчи́ · ulaç бръмча́щ
köken: Of onomatopoeic origin, from бръм (brǎm, “droning noise”) + -ча (-ča).
О земьо, бръмчаща с крила, Която си оттатък етиопските реки. — Kûş ırmaklarının ötesinde, Kanat vızıltılarının duyulduğu ülkenin vay haline!
Пчелата бръмчи.
Така бръмчеше двигателя, че дори себе си не чувах.

Etimoloji

From Ottoman Turkish وزلدی (vızıldı, vızıltı, “whizzing, buzzing noise”), from Ottoman Turkish وز (vız, “onomatopoeic for; whizzing, buzzing noise”), morphologically vız + -ıl + -tı.

Örnek Cümleler

Derin, düşük vızıltı.
A deep, low buzz.
(Sivrisinek vızıltısı)
(Mosquito buzzing)
O vızıltıyı duyuyor musun?
Do you hear that buzzing?
Stefan tuhaf bir vızıltı sesi duydu.
Stefan heard a strange buzzing sound.
Biliyor musunuz, suda vızıltıya maruz kaldım.
You know, I've been buzzed in the water.
Bir yarışmacı vızıltı olmadan cevap verirse, cevapları kabul edilmez.
If a contestant responds without buzzing-in, their answer is not accepted.
Bu ilk vızıltılara ve pırıltılara kıyasla, soyut düşünceler pek soluk kalır.
Abstract ideas are pale things compared to those first bees and blossoms.
Kûş ırmaklarının ötesinde, Kanat vızıltılarının duyulduğu ülkenin vay haline!
Ah, the land of the rustling of wings, which is beyond the rivers of Ethiopia;
Temmuz 1874'te önce anormal bir ses, sonra da sürekli bir vızıltı duymaya başlamıştı.
In July 1874 he began hearing anomalous noise and then a permanent buzzing.
vızıltı ile daha fazla örnek cümle →
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod