sırtüstü

/ˈsɯɾ.tys.ty/
adv
C2 seviye
TR → EN
"sırtüstü" kelimesinin İngilizcesi: flat. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Genelflat

Görsel

Deniz Samuru Sırtüstü Suyun Yüzeyinde Yemek Yerken YakalandıHalı üzerinde sırtüstü uzanmış kahverengi kediyi merakla izleyen genç adamKarlı Arazide Sırtüstü Keyif Yapan Tüylü Köpeğin Neşeli Kış AnlarıSakin Sularda Sırtüstü Yatan Deniz Samurunun Doğal Ortamdaki Huzurlu Anı

Tanım

•Sırtı yerde olmak üzere

Diğer Dillerde

Handlung/Vorgang, etwas flacher zu machen oder flach zu werden
Im 100 Meter Rücken trat sie nicht an. — 100 metre sırtüstü müsabakasına katılmadı.
flat, level, horizontal · flat, deflated · flat (unable to emit power; dead)
aile: tomber à plat, mettre à plat
Allongé sur le dos il regardait le ciel. — Sırtüstü uzanıp yıldızları seyrediyordu.
flat
çekim: çoğul bemoles
köken: From B (“musical letter”) + mol, from mole (“soft”).
aile: abemolar
Permaneció en el destierro durante seis años. — Altı ay boyunca sırtüstü yatakta kaldı.
Esta pieza está compuesta en re bemol.
Used other than figuratively or idiomatically: see a, terra. · completely deflated (of a tire) · disheartened due to being ill, morally depressed, or financially ruined; down in the dumps
eş: sgonfio
köken: Literally, “at ground”.
aile: mettere a terra
Perché solitamente sta sempre a testa in su, guardando quelle erbe. — Çünkü genellikle, sırtüstü, yukarıdaki yeşilliklere bakarak yaşıyor.
Rusçaнавзничь /ˈnavzʲnʲɪt͡ɕ/
on one's back, backwards, face up
eş: назад
zıt: ниц, ничко́м
Он лежал на спине? — O sırtüstü yatıyor muydu?
Arapçaمُسَطَّح
لأنه يعيش، غالبا على ظهره، ينظر عاليا إلى تلك النعم. — Çünkü genellikle, sırtüstü, yukarıdaki yeşilliklere bakarak yaşıyor.
Farsçaپنچر, صاف, مسطح, هامون, هموار /ˈsaːf/
flat, smooth, even, plane · clear, pure · straight
köken: Derived from Arabic صَافٍ (ṣāfin).
سطوح صاف
موهای صاف
Azericedüz /dyz/
flat, even · straight · correct, right
çekim: karşılaştırma daha düz · üstünlük ən düz
zıt: əyri, yanlış, səhv, yalan
köken: From Proto-Turkic *tüŕ (“even, level”).
aile: düzgün, düzəltmək, düzəlmək
Düz gedirsən, sonra dönürsən sağa
Sözün düzü, özüm də bilmirəm
Kazakçaжазық, жайпақ, жалпак
plain · guilt, blame
çekim: çoğul жазықтар · tamlayan жазықтың
Özbekçesidirgʻa, silliq, tekis
Felemenkçeleeg, lek, mol, verschaald, vlak /leːx/
empty, hollow · listless, lethargic
çekim: karşılaştırma leger · üstünlük leegst
eş: ledig
zıt: vol
köken: From older ledig, from Middle Dutch lēdich, from Old Dutch *lithig, from Proto-Germanic *liþugaz.
aile: ledigheid, leeggieten, leeghoofd, leeglopen, leegloper, leegmaken, leegstaan, leegstand, leegte, legen
Het jong blijft zes maanden lang in de buidel. — Altı ay boyunca sırtüstü yatakta kaldı.
Jesse Frederik, "Dode liberalen over 'het grote dikke ik', hebzucht en graaiers", Follow the Money, 2 June 2015.
De fles wijn was helaas leeg.
past participle of descarregar
Porque ele vive, normalmente de costas, a olhar para essas ervas. — Çünkü genellikle, sırtüstü, yukarıdaki yeşilliklere bakarak yaşıyor.
tasteless, insipid (food, drink, etc)
zıt: νόστιμος
köken: Inherited from Ancient Greek ἀνούσιος (anoúsios).
Επειδή ζει, συνήθως ανάσκελα, κοιτώντας όλο αυτό το πράσινο. — Çünkü genellikle, sırtüstü, yukarıdaki yeşilliklere bakarak yaşıyor.
Japoncaパンクした, フラット, 平ら, 平坦, 平板, 扁平 /ɸɯ̟ɾa̠t̚to̞/
flat
zıt: シャープ
köken: Borrowed from English flat.
背中に筒状の荷物を背負った男性型。 — Sırt çantası sırtüstü giyilen bir tür çantadır.
Bフラットメジャー
Korece내림표, 판판하다, 평평(平平)하다, 플랫 /pʰa̠npʰa̠nɦa̠da̠/
to be even, flat, level
köken: 판판 (panpan) + -하다 (-hada, “to do”, light verb deriving adjectives).
그로 인하여 그녀는 3개월 동안 침상에 누워있었다. — Altı ay boyunca sırtüstü yatakta kaldı.
past participle of slå av · past participle of avslå
çekim: karşılaştırma avslagnare · üstünlük avslagnast
zıt: påslagen
Ryggsäck är en väska som bärs på ryggen. — Sırt çantası sırtüstü giyilen bir tür çantadır.
avslaget öl
en avslagen stämning
Lehçebemolowy, bezbarwny, but m na płaskim obcasie, flakowaty, monotonny, nijaki /bɛ.mɔˈlɔ.vɘ/
flat (lowered by one semitone)
köken: Etymology tree Polish bemol Polish -owy Polish bemolowy From bemol + -owy.
Umożliwia ona pływanie do tyłu. — Ancak sırtüstü yüzerek bunu aşarlar.
Ukraynacaпласки́й, рі́вний
Тоді вона пролежала в ліжку 6 місяців. — Altı ay boyunca sırtüstü yatakta kaldı.
Hintçeसमतल /səm.t̪əl/
flat, plane
çekim: çoğul समतलों
köken: Sanskritic formation from सम (sam) + तल (tal). Compare Gujarati સમતલ (samtal), Romani samtalo.
Fincealavireinen, alennettu, alennettu nuotti, kokonaan, laakea, lape /ˈɑlɑˌʋirei̯nen/
flat, lower in pitch than it should be · blue, melancholic
çekim: karşılaştırma alavireisempi · üstünlük alavireisin
zıt: ylävireinen, korkea
köken: ala- + vire + -inen
aile: alavireisesti, alavireisyys
Hän oli levännyt vuoteellaan kuolleena kuusi vuotta. — Altı ay boyunca sırtüstü yatakta kaldı.
Çekçeplochý, prasklý, rovný /ˈploxiː/
flat, plane
çekim: karşılaştırma plošší · üstünlük nejplošší
eş: rovný, rovinný, placatý
köken: Inherited from Proto-Slavic *ploxъ, probably related to *polxъ. First attested in the 16th century.
Má rád plavání a aportování z vody. — Oynamayı ve suda sırtüstü yüzmeyi çok sever.
Rumencemonotonă, mort, neted, plan, șes /mort/
dead
çekim: çoğul morți · tamlayan mortului
zıt: viu
köken: Inherited from Vulgar Latin *mortu(s), from Latin mortuus.
Deoarece el trăieşte, de obicei pe spate, uitându-se în sus la acele ierburi. — Çünkü genellikle, sırtüstü, yukarıdaki yeşilliklere bakarak yaşıyor.
oamenii morți
Macarca-esz, defektes, lapos /ɛs/
Forms the second-person singular present tense of verbs (indicative mood, indefinite conjugation). · Forms nouns and adjectives from verbs or nouns. · Forms diminutives.
zıt: -isz
Négy egymást követő hónapban maradt ágyban ezután. — Altı ay boyunca sırtüstü yatakta kaldı.
fest (“to paint”) + -esz → festesz (“you paint, you are painting”)
eresz (“eaves”)
kollégium (“dormitory”) + -esz → kolesz
İbraniceבֶּמוֹל, מְנֻקָּר, מְפֻנְצָ׳ר, שָׁטוּחַ, שִׁטְחִי
לאחר מכן הם צרו על עכו במשך שישה חודשים. — Altı ay boyunca sırtüstü yatakta kaldı.
Latinceplānus
Dancadød, flad, flade, helt, jævnt /ˈd̥øˀð/
dead, inanimate · slack
çekim: karşılaştırma dødere · üstünlük dødest
zıt: levende
köken: From Old Danish døth, from Old Norse dauðr, from Proto-Germanic *daudaz. Cognate with English dead and German tot. Originally a past participle of the verb Proto-Germanic *dawjaną (“to die”) (Danish dø).
Han gav dog afbud til 200 m ryg. — 100 metre sırtüstü müsabakasına katılmadı.
en død periode
Norveççe-es, dødt, doven, monoton
Pleidae svømmer med ryggen ned. — Ancak sırtüstü yüzerek bunu aşarlar.
Endonezcedatar, gepeng, habis, kempes, pipih, rata /ˈdatar/
flat (having no variations in altitude)
köken: From Malay datar, from Proto-Malayic *datar, from Proto-Malayo-Polynesian *dataʀ, from Proto-Austronesian *dataʀ. Doublet of latar and rata.
aile: dataran, mendatar, mendatarkan, pendataran, sedatar
Ia dianjurkan untuk beristirahat total selama 6 bulan di atas ranjang. — Altı ay boyunca sırtüstü yatakta kaldı.

Etimoloji

From sırt (“back, dorsum”) + üst (“top, upper”) + -ü (possessive suffix).

Örnek Cümleler

O sırtüstü uzandı.
He lay down on his back.
O sırtüstü uyuyor.
She sleeps on her back.
Tom sırtüstü uyur.
Tom sleeps on his back.
Sırtüstü yatıyordu.
He lay on his back.
Tom sırtüstü uzandı.
Tom lay on his back.
O sırtüstü yatıyordu.
He was lying on his back.
Tom sırtüstü yatıyordu.
Tom was lying on his back.
Tom sırtüstü uzanmıştı.
Tom was lying on his back.
Hasta sırtüstü uzanıyor.
The patient is lying flat on her back.
O sırtüstü yatıyor muydu?
Was he lying on his back?
O yatakta sırtüstü yatıyor.
He lay on his back on the bed.
O, bayıldı ve sırtüstü düştü.
He fainted and fell on his back.
sırtüstü ile daha fazla örnek cümle →