kızdırmak

verb
C2 seviye
TR → EN
"kızdırmak" kelimesinin İngilizcesi: anger, badger, enrage, exacerbate, exasperate. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Genelanger
Genelbadger
Genelenrage
Genelexacerbate
Genelexasperate
Genelfret
Genelheat
Genelimpassion
Genelincense
Genelirritate
Genelnettle
Geneloffend
Genelprovoke
Genelrazz
Genelrile
Geneltease
Geneltempt
Geneltwit
Genelvex
Genelwarm
Genelirritate
Genelirritate

Tanım

•ısıtmak
•kızmasına sebep olmak, kızmasını sağlamak
•öfkelenmesine sebep olmak, öfkelendirmek, sinirlendirmek
•Kızmasına sebep olmak, kızmasını sağlamak
•Öfkelenmesine sebep olmak
•Sıcak duruma getirmek

Diğer Dillerde

heat, rut (sexual excitement of animals)
çekim: çoğul Brünfte · tamlayan Brünfte
eş: Brunftzeit
köken: From Middle High German brunft, from Old High German brumft, from Proto-Germanic *brumþiz.
aile: brunften, brunftig, Brunftschrei, Brunftzeit
Ich möchte dich nicht verärgern. — Seni kızdırmak istemiyorum.
artillery
çekim: çoğul artilleries
köken: Inherited from Old French artillerie (“collection of military engins, crossbows, lances, etc.”), from artillier (“to equip, provide with contraptions”), alteration of atiller (“to arrange, adjust, put on clothes or, especially, pieces of armour”) (influenced by art), itself from a Vulgar Latin *apticlāre < *apticulāre, from Latin aptāre (“to make capable”).
aile: artillerie lourde
Tu es venue te moquer de moi ? — Buraya beni kızdırmak için mi geldin?
İspanyolcaalegrar, atibiar, berrea, bola rápida, brama, cachondear /aleˈɡɾaɾ/
to make happy · to be happy · to be glad
çekim: geçmiş alegré · ortaç alegrado · şimdiki alegra
köken: From alegre + -ar.
aile: alegranza
Me gusta mucho haceros enfadar. — Sizi kızdırmak çok hoşuma gidiyor.
İtalyancaaccostarsi a, affezionarsi a, ardente, batteria, caldo, calore /arˈdɛn.te/
blazing, burning · passionate · ardent
eş: acceso, arroventato, bollente, cocente, fiammeggiante, infiammato
köken: From Latin ardentem.
aile: ardentemente
Quando ti vedo non posso fare a meno di stuzzicarti. Ma non sei tu quella con un problema? — Seni görünce yardımcı olamam ama seni kızdırmak istiyorum. ama sorunlu olan sen değil misin?
Rusçaнакалять, раскалять, раздражать, сердить; распалять
Arapçaأَحَرَّ, حَرَارَة, دَافِئ, دَفِيء, سَخَّنَ, سُخُونَة
هل جئتي لتسخري مني؟ — Buraya beni kızdırmak için mi geldin?
Farsçaتافتن, داغی, فردمایدن, گَرْم, گرم شدن, گرم کردن /taːf.ˈtan/
to twist · to twine
köken: From Proto-Iranian *tāp- (“to twist, wind”), perhaps from Proto-Indo-European *temp- (“to span, stretch, extend”).
Azericeilıq /iɫɯχ/
warm, tepid, lukewarm
çekim: karşılaştırma daha ilıq · üstünlük ən ilıq
zıt: sərin
köken: From Proto-Turkic *yïlïg. Cognate with Turkish ılık, Turkmen ýyly, Uzbek iliq, Bashkir йылы (yılı), etc.
ilıq su
heat
köken: жылу (jylu) + -лық (-lyq).
Özbekçeiliq, issiq, qizdirmoq
warm
çekim: karşılaştırma iliqroq · üstünlük eng iliq
köken: Inherited from Chagatai ایلیغ (ïlïğ), from Proto-Turkic *yïlïg. Cognate with Turkish ılık, Turkmen ýyly, Azerbaijani ilıq, Bashkir йылы (yılı), etc.
Tatarcaҗылы
warm
köken: From Proto-Turkic *yïlïg. Cognate to Bashkir йылы (yılı), etc.
Felemenkçebroeds, heet worden, hitte, hittegolf, krols, loops
een toestand van verhoogde hormonale activiteit die een dier, met name een vrouwelijke vogel, zich doet richten op paar- en broedgedrag
Hierdoor ziet hij niet dat er voor hem een meisje de weg oploopt en rijdt haar in één klap dood. — Kadının alttan alması, erkeği daha da kızdırmaktan başka bir işe yaramayacağını görmüştü.
to heat · warm up as a preparation for a physical activity · warm up (to make an audience enthusiastic)
çekim: geçmiş aqueci · ortaç aquecido · şimdiki aquece
zıt: esfriar, gelar, arrefecer
köken: From a- + Latin calēscere (“to heat up”), frequentative of caleō (“to be warm”). Compare Galician quecer.
aile: aquecimento, aquecedor, aquecido, aquecível
Yunancaζέστη, ζεστός, θερμότητα, προκριματικός αγώνας (dişil) /ˈze.sti/
heat
çekim: çoğul ζέστες · tamlayan ζέστης
köken: From Ancient Greek ζέω (zéō, “I heat”). Cf. also ζεστός (zestós). Cognate with Mariupol Greek зест (zjest).
Ήρθες εδώ για να με χλευάζεις; — Buraya beni kızdırmak için mi geldin?
Japoncaホカホカ, 加熱する, 暑さ, 暖かい, 暖める, 温かい /a̠t͡sɨsa̠/
hotness, heat
時間をかける価値はあるという大量の証拠を — Onları harekete geçirmek için kızdırmak istersiniz. Bunu bilerek yaptık.
Çince暖和, 溫暖 /温暖, 燒烙 /烧烙 /nu̯än²¹⁴ xu̯ɔ⁴/
warm
eş: 融和, 溫和, 温和, 燒熱, 烧热, 燒烙
zıt: 涼快, 凉快, 涼爽, 凉爽, 秋凊
如是觀察,於諸世間,都無所取,無所取故,無所著,無所著故,自覺涅槃。 — Kadının alttan alması, erkeği daha da kızdırmaktan başka bir işe yaramayacağını görmüştü.
Korece화내다, 괴롭히다
자극을 해서 움직이게 하는 겁니다 저희도 의도적으로 그렇게 했어요 — Onları harekete geçirmek için kızdırmak istersiniz. Bunu bilerek yaptık.
strong desire to mate in animals, especially mammals; heat, rut
çekim: çoğul brunster · tamlayan brunsts
köken: From Middle Low German brunst
Kolonialmakten ville inte att Gandhi skulle dö i fängelset och väcka nationens vrede. — Britanyalılar Gandi'nin hapiste ölmesi karşısında ülkeyi kızdırmak istemedi.
Lehçeafekt, cieczka, ciepło, ciepły, ferwor, gnat (dişil) /ˈa.fɛkt/
affection, affect (strong feeling in response to a stimulus) · affection, love · affect, desire
çekim: çoğul afekty · tamlayan afektu
köken: Etymology tree Proto-Indo-European *h₂éd Proto-Italic *ad Proto-Italic *ad- Latin ad- Proto-Indo-European *dʰeh₁k- Proto-Indo-European *-yéti Proto-Indo-European *dʰh₁kyéti Proto-Italic *θakjō Proto-Italic *fakjō Latin faciō Latin afficiō Proto-Indo-European *-tus Proto-Italic *-tus Latin -tus Latin affectuslbor. Polish afekt Learned borrowing from Latin affectus. First attested in 1557.
Musicie pobudzić ich do działania. — Onları harekete geçirmek için kızdırmak istersiniz.
Ukraynacaгрі́ти, нагріва́ти, нагрі́ти, обігріва́ти, обігрі́ти, опа́лювати
Ви хочете настільки їх розізлити, щоб вони почали діяти. — Onları harekete geçirmek için kızdırmak istersiniz.
Hintçeआँच, उद्रेक, ऊष्मा, गरम, गरमी, गर्म (dişil) /ɑ̃ːt͡ʃ/
scintilla, a sparkling, spark
çekim: çoğul आँचें
köken: Inherited from Sauraseni Prakrit 𑀅𑀘𑁆𑀘𑀺 (acci), from Sanskrit अर्चिस् (arcis), from Proto-Indo-European *h₁erkʷ-. Cognate with Assamese আঁচ (ãs) and Gujarati આંચ (ā̃ca).
Fincehehkuttaa, helle, juoksuaika, karsintaerä, kiihko, kiihottaa /ˈhehkutːɑːˣ/
to cause to glow · to preheat a diesel engine using a glowplug · to anneal (to subject to great heat and then cooling for the purpose of rendering less brittle)
çekim: geçmiş hehkuttanut · şimdiki hehkuttaisi · ulaç hehkuttava
köken: hehkua (“to glow”) + -ttaa
aile: hehkutella, hehkuttaja, hehkuttaminen, hehkuttua, hehkutus
Italialaislehdet hehkuttivat Räikköstä
hot (of weather)
çekim: çoğul horka · tamlayan horka
eş: vedro, parno, hic
köken: From horký + -o.
Dnes je horko.
Je pekelně horko.
Je tu horko jako v pekle.
near
köken: Past participle of apropia.
Cand te vad nu ma pot abtine sa nu te necajesc. — Seni görünce yardımcı olamam ama seni kızdırmak istiyorum. ama sorunlu olan sen değil misin?
Macarcacsípősség, előfutam, erősség, fegyver, felindulás, feszültség /ˈɛrøːʃːeːɡ/
strength, power, force, intensity (of sound) (strongest part of something; that on which confidence or reliance is based) · strong suit, forte (a field in which, or task at which, one is quite capable) · fort, fortress (a fortified defensive structure stationed with troops)
çekim: çoğul erősségek
köken: erős (“strong”) + -ség (noun-forming suffix)
aile: áramerősség, erősségmérő, fényerősség, szélerősség, térerősség
Azért jöttél, hogy leszidj? — Buraya beni kızdırmak için mi geldin?
A biológia sosem volt az erősséged.
heat wave
çekim: çoğul גלי חום
הראג' הבריטי לא רצה שגנדי ימות בכלא, על מנת שלא להתסיס את המדינה. — Britanyalılar Gandi'nin hapiste ölmesi karşısında ülkeyi kızdırmak istemedi.
Latincecalefacio, caleo, caleō, calesco, calidus, formus /ka.ɫɛˈfa.ki.oː/
to warm or heat · to rouse or excite
çekim: ortaç calefactus · şimdiki calefacit · ulaç calefaciēns
köken: From caleō (“to warm”) + faciō (“to make”).
aile: calefactō, excalfaciō, incalfaciō
Dancablive interesseret i, heat, hede, hedebølge, holde varm, løbetid (nötr) /ˈheːðə/
A heath. · A moor.
çekim: çoğul heder · tamlayan hedes
köken: From Old Norse heiðr (“heath, moor”).

Etimoloji

From Ottoman Turkish قیزدرمق (kızdırmak). Equivalent to By surface analysis, kız- + -dır.

Örnek Cümleler

Bizi kızdırmaktadırlar.
They are always harassing us.
Beni kızdırmak istemezsin.
You don't want to make me angry.
Onu kızdırmak istemiyorum.
I don't want to antagonize her.
O, Tom'u kızdırmak istedi.
She wanted to tease Tom.
Seni kızdırmak istemiyorum.
I don't wish to anger you.
Tom'u kızdırmak istemiyorum.
I don't want to make Tom angry.
Seni kızdırmak hoşuma gidiyor.
I like making you mad.
O beni kızdırmaktan vazgeçmedi.
He wouldn't stop badgering me.
Tom Mary'yi kızdırmak istemiyor.
Tom doesn't want to make Mary angry.
Tom birisini kızdırmaktan korkmaz.
Tom is not afraid to ruffle some feathers.
Tom Mary'yi kızdırmak için ne yaptı?
What did Tom do to make Mary angry?
Buraya beni kızdırmak için mi geldin?
Are you here to tease me?
kızdırmak ile daha fazla örnek cümle →