kızdırmak ile cümle
kızdırmak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
9
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Beni kızdırmak istemezsin.You don't want to make me angry.
Onu kızdırmaktansa yalan söylemeyi tercih ederim.Would you rather lie than make him angry?
Tom sadece Mary'yi kızdırmak için gömleğini kasıtlı olarak ters giydi.Tom purposely wore his shirt inside out just to irritate Mary.
Tom Mary'yi kızdırmak istemiyor.Tom doesn't want to make Mary angry.
Tom onun Mary'i çok kızdırmak için ne yaptığını bilmiyor.Tom doesn't know what he did to make Mary so angry.
Tom'un niyeti Mary'yi kızdırmak değildi.Tom didn't mean to make Mary angry.
Yapmak istemediğin şey Tom'u kızdırmak.What you don't want to do is make Tom angry.
Sanırım Tom'u kızdırmak için bir şey yaptım.I think I did something to make Tom angry.
Facebook her zaman promotörleri kızdırmak için bir yol bulur.Facebook always finds a way to annoy promoters.
Seni kızdırmak istemiyorum.I don't wish to anger you.
Tom'u bana kızdırmak için bir şey yaptım mı?Did I do something to make Tom mad at me?
Tom kız kardeşini kızdırmaktan hoşlanır.Tom likes teasing his sister.
Mary erkek kardeşini kızdırmaktan hoşlandı.Mary liked teasing her brother.
Mary erkek kardeşini kızdırmaktan hoşlanır.Mary likes teasing her brother.
Onu kızdırmak istemiyorum.I don't want to antagonize her.
Tom'un seni kızdırmak için ne yaptığını biliyorum.I know what Tom did to make you mad.
Bunu sadece beni kızdırmak için yaptığını biliyorum.I know you're just doing that to annoy me.
O onu sadece onu kızdırmak için yapıyor.She is doing that only to annoy him.
Seni kızdırmak hoşuma gidiyor.I like making you mad.
O beni kızdırmaktan vazgeçmedi.He wouldn't stop badgering me.
O, Tom'u kızdırmak istedi.She wanted to tease Tom.
Tom birisini kızdırmaktan korkmaz.Tom is not afraid to ruffle some feathers.
Tom, Mary'yi kızdırmak için bir şey söylemek istemedi.Tom didn't want to say anything to make Mary angry.
Mary'yi o şekilde kızdırmaktan vazgeç.Stop teasing Mary like that.
Tom Mary'yi kızdırmak için ne yaptı?What did Tom do to make Mary angry?
Tom'u kızdırmak istemiyorum.I don't want to make Tom angry.
Bunu sadece beni kızdırmak için mi yaptın?Did you do that just to annoy me?
Avşarlan(dır)mak / Avşarlamak : Kızdırmak, işi büyütmek, hid-detlenmek (Elmalı – Antalya).(曹仁分眾圍寧,寧困急,使使請救。諸將以兵少不足分) Sanguozhi vol.
Kadının alttan alması, erkeği daha da kızdırmaktan başka bir işe yaramayacağını görmüştü.Q powerlessly watches as his wife and son are taken in, and is only barely able to escape.
Fizik öğretmenlerini kızdırmak pahasına, birimleri siliyorum. -I'm going to get rid of the units. Most physics instructors would cringe.
Seni görünce yardımcı olamam ama seni kızdırmak istiyorum. ama sorunlu olan sen değil misin?When I see you I can't help but want to tease you. But isn't the one with the problem you?
Buraya beni kızdırmak için mi geldin?Are you here to tease me?
Onları harekete geçirmek için kızdırmak istersiniz.You want to irritate them into action. We did this on purpose.
Bizi kızdırmaktadırlar.They are always harassing us.
Seni kızdırmak istemiyorum.Ich möchte dich nicht verärgern.
Avşarlan(dır)mak / Avşarlamak : Kızdırmak, işi büyütmek, hid-detlenmek (Elmalı – Antalya).Fürstpropstei Ellwangen: Stimpfach, Weipertshofen (teilweise).
Bunun üzerine onu kızdırmak için güzellik yarışmalarına katıldı.Dort entschied sie sich an einem Schönheitswettbewerb teilzunehmen.
Bunun üzerine onu kızdırmak için güzellik yarışmalarına katıldı.C'est ainsi qu'elle est invitée à participer à un concours de beauté.
Tom'un niyeti Mary'yi kızdırmak değildi.Tom no pretendía hacer enfadar a Mary.
Sizi kızdırmak çok hoşuma gidiyor.Me gusta mucho haceros enfadar.
Kadının alttan alması, erkeği daha da kızdırmaktan başka bir işe yaramayacağını görmüştü.Hierdoor ziet hij niet dat er voor hem een meisje de weg oploopt en rijdt haar in één klap dood.
Britanyalılar Gandi'nin hapiste ölmesi karşısında ülkeyi kızdırmak istemedi.Kolonialmakten ville inte att Gandhi skulle dö i fängelset och väcka nationens vrede.
Kadının alttan alması, erkeği daha da kızdırmaktan başka bir işe yaramayacağını görmüştü.Synet som møtte dem var grusomt, nedbrente ruiner og knapt et eneste sted de kunne søke ly.
Bunun üzerine onu kızdırmak için güzellik yarışmalarına katıldı.Di sana, ia disuruh untuk melakukan adegan marah-marah.
Kadının alttan alması, erkeği daha da kızdırmaktan başka bir işe yaramayacağını görmüştü.如是觀察,於諸世間,都無所取,無所取故,無所著,無所著故,自覺涅槃。
Kadının alttan alması, erkeği daha da kızdırmaktan başka bir işe yaramayacağını görmüştü.그러나 그는 왕비는 세자 융(후일의 연산군)의 생모이므로 세자를 봐서라도 탄핵해서는 안 된다며 강하게 반대하였다.
Britanyalılar Gandi'nin hapiste ölmesi karşısında ülkeyi kızdırmak istemedi.הראג' הבריטי לא רצה שגנדי ימות בכלא, על מנת שלא להתסיס את המדינה.
Buraya beni kızdırmak için mi geldin?Azért jöttél, hogy leszidj?
Buraya beni kızdırmak için mi geldin?Tu es venue te moquer de moi ?
Buraya beni kızdırmak için mi geldin?Ήρθες εδώ για να με χλευάζεις;
Buraya beni kızdırmak için mi geldin?هل جئتي لتسخري مني؟
Fizik öğretmenlerini kızdırmak pahasına, birimleri siliyorum. -Je vais me débarrasser des unités. La plupart des instructeurs physique seraient grincer des dents.
Fizik öğretmenlerini kızdırmak pahasına, birimleri siliyorum. -Voy a deshacerme de las unidades.
Fizik öğretmenlerini kızdırmak pahasına, birimleri siliyorum. -سوف اتخلص من الوحدات معظم اساتذة الفيزياء سوف ينكمشون
Onları harekete geçirmek için kızdırmak istersiniz. Bunu bilerek yaptık.자극을 해서 움직이게 하는 겁니다 저희도 의도적으로 그렇게 했어요
Onları harekete geçirmek için kızdırmak istersiniz. Bunu bilerek yaptık.إذ عليه أن يستفزهم للعمل. وقد تعمدنا فعل ذلك.
Onları harekete geçirmek için kızdırmak istersiniz. Bunu bilerek yaptık.時間をかける価値はあるという大量の証拠を
Onları harekete geçirmek için kızdırmak istersiniz.Musicie pobudzić ich do działania.
Onları harekete geçirmek için kızdırmak istersiniz.Ustedes quieren irritarlos de manera que los estimulen a actuar.
Onları harekete geçirmek için kızdırmak istersiniz.Ви хочете настільки їх розізлити, щоб вони почали діяти.