dikbaşlı
TR → EN
"dikbaşlı" kelimesinin İngilizcesi: headstrong. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.
Çeviri
Genelheadstrong
Tanım
•inatçı, bildiğinden dönmeyen, büyüklerinin sözünü dinlemeyen, boyun eğmeyen, dikkafalı
•kurumlu
•İnatçı, bildiğinden dönmeyen aksi kimse
•Kurumlu
Diğer Dillerde
Almancaeigensinnig /ˈaɪ̯ɡn̩ˌzɪnɪç/
self-willed, stubborn, defiant
çekim: karşılaştırma eigensinniger · üstünlük am eigensinnigsten
köken: Eigensinn + -ig
Capulet Wie jetzt, meine eigensinnige! wo hast du herumgetrieben? — Capulet Ne şimdi, benim dikbaşlı! nereye gadding olmuştur?
Fransızcaobstiné (eril/dişil) /ɔp.sti.ne/
obstinate, stubborn (adhering to an opinion, purpose, or course, usually unreasonably)
çekim: çoğul obstinés
köken: From Latin obstinātus.
aile: obstinément
Vous circoncirez donc votre coeur, et vous ne roidirez plus votre cou. — Yüreklerinizi RABbe adayın, bundan böyle dikbaşlı olmayın.
İspanyolcadesconsiderado, díscolo /deskonsideˈɾado/
inconsiderate · thoughtless
aile: desconsideradamente
CAPULETO ¿Qué tal, mi cabezota! ¿dónde has estado deambulando? — Capulet Ne şimdi, benim dikbaşlı! nereye gadding olmuştur?
İtalyancadeterminato /de.ter.miˈna.to/
particular · certain, given, fixed, limited · determined, resolute, set
eş: certo, concordato, convenzionale, definito, noto, preciso
zıt: indeterminato
Ascoltatemi, voi che vi perdete di coraggio, che siete lontani dalla giustizia — ‹‹Ey dikbaşlılar, doğruluktan uzak olanlar, Dinleyin beni!
a tempo determinato
Rusçaсвоенравный /svə(j)ɪnˈravnɨj/
wayward, fickle, headstrong
çekim: karşılaştırma (по)своенра́внее
eş: норовистый, взбалмошный
köken: свой (svoj) + -е- (-e-) + нрав (nrav) + -ный (-nyj). Compare typologically antonymous Latin mōrigerus (mōs + gero, i.e. **нравоносный, **нравосносящий, сносящий чужой нрав, see also сноси́ть (snosítʹ), сно́сный (snósnyj), несно́сный (nesnósnyj), выноси́ть (vynosítʹ), невыноси́мый (nevynosímyj) (akin to нести́ (nestí), носи́ть (nosítʹ))). Compare своеобы́чный (svojeobýčnyj) (akin to обы́чай…
Капулетти Ну что, мой упрямый! где ты был бурение шпуров? — Capulet Ne şimdi, benim dikbaşlı! nereye gadding olmuştur?
Portekizceobstinado /o.bis.t͡ʃiˈna.du/
obstinate (adhering to an opinion, purpose or course, usually unreasonably)
köken: Borrowed from Latin obstinātus.
aile: obstinadamente
Circuncidai, pois, o prepúcio do vosso coração, e não mais endureçais a vossa cerviz. — Yüreklerinizi RABbe adayın, bundan böyle dikbaşlı olmayın.
Yunancaισχυρογνώμων
που συνηθίζει να υποστηρίζει επίμονα τις απόψεις του επιδεικνύοντας αδιαλλαξία
Ακουσατε μου, σκληροκαρδιοι, οι μακραν απο της δικαιοσυνης. — ‹‹Ey dikbaşlılar, doğruluktan uzak olanlar, Dinleyin beni!
İsveççeegensinnig
stubborn, intransigent, self-willed, defiant
çekim: karşılaştırma egensinnigare · üstünlük egensinnigast
köken: egen + -sinnig. Attested since 1595. Compare German eigensinnig, Dutch eigenzinnig.
aile: egensinne, egensinnighet
Capulet Hur nu, min envisa! var har du varit spökade ut? — Capulet Ne şimdi, benim dikbaşlı! nereye gadding olmuştur?
Lehçenieustępliwy, uparty, zawzięty /ɲɛ.u.stɛmpˈli.vɘ/
intransigent
çekim: karşılaştırma bardziej nieustępliwy · üstünlük najbardziej nieustępliwy
eş: nieelastyczny, nieprzejednany, nieubłagany, nieugięty, odporny, sztywny
zıt: ustępliwy
köken: Etymology tree Proto-Indo-European *né Proto-Balto-Slavic *ne Proto-Slavic *ne Old Polish nie Old Polish nie- Polish nie- Polish ustąpić Proto-Indo-European *-lós Proto-Slavic *-lъ Old Polish -ły Proto-Slavic *-ivъ Old Polish -iwy Old Polish -liwy Polish -liwy Polish ustępliwy Polish nieustępliwy From nie- + ustępliwy.
aile: nieustępliwość
Przetoż obrzeżcie nieobrzezkę serca waszego, i karku waszego nie zatwardzajcie więcej. — Yüreklerinizi RABbe adayın, bundan böyle dikbaşlı olmayın.
Fincepäättäväinen, sisukas /ˈpæːtːæʋæi̯nen/
determined, resolute, intent, set
çekim: karşılaştırma päättäväisempi · üstünlük päättäväisin
köken: päättävä (“deciding”) + -inen
aile: päättäväisesti, päättäväisyys
Capulet Miten nyt, itsepäinen! Missä olet ollut gadding? — Capulet Ne şimdi, benim dikbaşlı! nereye gadding olmuştur?
Çekçeodhodlaný, tvrdohlavý /ˈodɦodlaniː/
resolute, determined
çekim: karşılaştırma odhodlanější · üstünlük nejodhodlanější
eş: rezolutní, rozhodnutý
Capulet Jak nyní, můj tvrdohlavý! Kde jsi byl gadding? — Capulet Ne şimdi, benim dikbaşlı! nereye gadding olmuştur?
Rumencecăpos, încăpățânat /kəˈpos/
stubborn, headstrong, bullheaded
köken: From cap + -os. Compare Aromanian cãpos.
Să vă tăiaţi dar inima împrejur, şi să nu vă mai înţepeniţi gîtul. — Yüreklerinizi RABbe adayın, bundan böyle dikbaşlı olmayın.
obstinate, stubborn, headstrong
çekim: karşılaştırma konokabb · üstünlük legkonokabb
köken: Of unknown origin.
aile: konokság
Capulet Nos, az én makacs! hol voltál gadding? — Capulet Ne şimdi, benim dikbaşlı! nereye gadding olmuştur?
Dancaegenrådig
headstrong, obstinate, self-willed
çekim: karşılaştırma mere egenrådig · üstünlük mest egenrådig
köken: From egen + rådig.
aile: egenrådighed
Capulet Hvordan nu, mine egenrådig! Hvor har du været gadding? — Capulet Ne şimdi, benim dikbaşlı! nereye gadding olmuştur?
Bulgarcaвироглав, своеволен /viroˈɡɫaf/
stubborn, obstinate, headstrong
çekim: karşılaştırma по́-вирогла́ви · üstünlük на́й-вирогла́ви
köken: By surface analysis, виря (virja) + -о- (-o-) + -глав (-glav).
CAPULET Как сега, вироглав ми! къде сте се шляят? — Capulet Ne şimdi, benim dikbaşlı! nereye gadding olmuştur?
вирогла́во дете́
Той е много вирогла́в и не прие́ма чу́ждо мне́ние.
big-headed (having a large head) · stubborn
çekim: çoğul cabuts
köken: From cap (“head”) + -ut.
İrlandacaceanndána, ceanntréan
headstrong, stubborn, obstinate
çekim: karşılaştırma níos ceanndána · üstünlük is ceanndána
köken: ceann (“head”) + dána (“bold”)
aile: ceanndánacht
Eş & Zıt Anlamlılar
Örnek Cümleler
Tom'un dikbaşlı biri olduğunu biliyorum.
I know Tom is headstrong.
Capulet Ne şimdi, benim dikbaşlı! nereye gadding olmuştur?
CAPULET How now, my headstrong! where have you been gadding?
Yüreklerinizi RABbe adayın, bundan böyle dikbaşlı olmayın.
Circumcise therefore the foreskin of your heart, and be no more stiff-necked.
‹‹Ey dikbaşlılar, doğruluktan uzak olanlar, Dinleyin beni!
Listen to me, you stout-hearted, who are far from righteousness:
Keisuke oldukça dikbaşlıdır ve kaybetmekten nefret etmektedir.
Lucia is a competitive person who hates losing.
‹‹Ama atalarımız gurura kapıldı; dikbaşlılık edip buyruklarına uymadılar.
"But they and our fathers dealt proudly and hardened their neck, didn't listen to your commandments,
Defalarca azarlandığı halde dikbaşlılık eden, Ansızın yıkıma uğrayacak, çare yok.
He who is often rebuked and stiffens his neck will be destroyed suddenly, with no remedy.