Ana içeriğe geç
Sözlük
/
boğazlamak

boğazlamak

TR → EN
"boğazlamak" kelimesinin İngilizcesi: butcher, slaughter, strangle. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Genelbutcher
Genelslaughter
Genelstrangle

Tanım

•-i hayvan veya insanı boğazından keserek öldürmek
•(mecaz) gaddarca, kan dökerek öldürmek
•Gaddarca, kan dökerek öldürmek
•Hayvan veya insanı boğazından keserek öldürmek

Diğer Dillerde

Almancaabschlachten, Fleischer, Fleischerin, Fleischhacker, Fleischhackerin, Fleischhauer /ˈapˌʃlaχtən/
to slaughter (to kill brutally) · to commit mass murder
çekim: geçmiş schlachtete ab · ortaç abgeschlachtet · şimdiki schlachtet ab · ulaç abschlachtend
eş: abstechen, schlachten, metzeln, metzen, metzgern, metzgen
köken: ab- + schlachten
aile: Abschlachtung
und reckte seine Hand aus und faßte das Messer, daß er seinen Sohn schlachtete. — Onu boğazlamak için uzanıp bıçağı aldı.
slaughter or butchering for meat · felling or cutting down of (trees) · destruction, demolition of (a wall)
çekim: çoğul abattages
eş: mise à mort, allant, brio, dynamisme, entrain, vivacité
köken: From abattre + -age.
Puis Abraham étendit la main, et prit le couteau, pour égorger son fils. — Onu boğazlamak için uzanıp bıçağı aldı.
to make ugly; to uglify · to criticize, denounce
çekim: geçmiş afeé · ortaç afeado · şimdiki afea
eş: censurar, recriminar, tachar, vituperar
zıt: embellecer
köken: From feo (“ugly”).
aile: afeamiento
Abraham extendió su mano y tomó el cuchillo para degollar a su hijo — Onu boğazlamak için uzanıp bıçağı aldı.
executioner · torturer, tormentor, persecutor · victimizer, brutal murderer
çekim: çoğul carnefici
eş: boia, torturatore, giustiziere, seviziatore, tormentatore, persecutore
köken: Borrowed from Latin carnifex. Compare archaic Portuguese carnífice.
Poi Abramo stese la mano e prese il coltello per immolare suo figlio — Onu boğazlamak için uzanıp bıçağı aldı.
Rusçaзарезать; перерезать горло
И простер Авраам руку свою и взял нож, чтобы заколоть сына своего. — Onu boğazlamak için uzanıp bıçağı aldı.
Arapçaتَقْتِيل, جَزَّار, جَزَر, ذَبَحَ, ذَبْح, قَصَّاب
ثم مدّ ابراهيم يده واخذ السكين ليذبح ابنه. — Onu boğazlamak için uzanıp bıçağı aldı.
Azericeətçi, kəsim, qəssab, qətliam /cæˈsim/
cutting, cut · shape, form, appearance, style · fixed amount, quota, norm, rate
çekim: çoğul kəsimlər · tamlayan kəsimin
köken: From kəs + -im.
Kazakçaетші, қасапшы, сойыс, сою
butcher
çekim: çoğul қасапшылар · tamlayan қасапшының
köken: қасап (qasap) + -шы (-şy), from Ottoman Turkish قصاب (kassâb), from Arabic قَصَّاب (qaṣṣāb). Cognate with Chechen хаспанча (xaspanča), Bulgarian касапин (kasapin), etc.
Özbekçeqassob, soʻyish
Tatarcaитче, кассап
to butcher, to slaughter · to massacre
çekim: geçmiş slachtten af · ortaç afgeslacht · şimdiki slacht af · ulaç afslachtend
köken: From af + slachten.
aile: afslachting
Hij pakte het mes en hief zijn arm op voor de dodelijke steek. — Onu boğazlamak için uzanıp bıçağı aldı.
to collapse · to topple · to slaughter
çekim: geçmiş abati · ortaç abatido · şimdiki abate
eş: combalir
köken: From Old Galician-Portuguese abater, from Late Latin abbattere, from Latin battere. Compare Galician abater, Spanish abatir.
aile: abate, abatedor, abatedouro, abatimento, abatível
E, estendendo a mão, pegou no cutelo para imolar a seu filho. — Onu boğazlamak için uzanıp bıçağı aldı.
σφάζω κάποιον διαμελίζοντάς τον
και εκτεινας ο Αβρααμ την χειρα αυτου, ελαβε την μαχαιραν δια να σφαξη τον υιον αυτου. — Onu boğazlamak için uzanıp bıçağı aldı.
Japoncaばらす, 屠る, 屠殺, 屠殺する, 惨殺, 殺戮 /ba̠ɾa̠sɨ/
to decompose, to disassembly, to take something to pieces and scatter its bits · to make something all scattered and messy, to mess something up, to put something into disarray · to expose a secret, to find something out and expose it
çekim: geçmiş ばらした
eş: あばく
zıt: 組み立てる
köken: Ultimate derivation unclear. Appears from the early 1700s. Analyzable as the regular causative / transitive form of root verb ばる (baru), from which ばれる (bareru) derives as the regular mediopassive / intransitive. Compare similar verb paradigms with root verb 明く (aku), causative / transitive 明かす (akasu), mediopassive / intransitive 明ける (akeru), Old Japanese 出づ (idu) and modern causative /…
機械をばらす
買収をばらす
魚をばらす
Korece푸주한, 학살 /pʰud͡ʑuɦa̠n/
butcher
köken: 푸주 (puju) + 한(漢) (han).
손을 내밀어 칼을 잡고 그 아들을 잡으려 하더니 — Onu boğazlamak için uzanıp bıçağı aldı.
a massacre
çekim: çoğul massakrer · tamlayan massakers
köken: From French massacre, possibly via German Massaker.
Och Abraham räckte ut sin hand och tog kniven för att slakta sin son. — Onu boğazlamak için uzanıp bıçağı aldı.
to beat (to strike or hit multiple times to cause pain) · to beat (to strike, e.g. a surface multiple times) · to beat (to whip eggs or cream quickly and repeatedly and turn them into a stiff mass using a special tool)
çekim: geçmiş bito · şimdiki bije
eş: uderzać, tłuc, reg. śl. ciulać, tykać, machać, emitować
köken: Etymology tree Proto-Indo-European *bʰeyh₂- Proto-Balto-Slavic *bī́ˀtei Proto-Slavic *bìti Old Polish bić Polish bić Inherited from Old Polish bić.
aile: biobójczy, bitny, bity, i do bitki, i do wypitki, nie w ciemię bity, z bijącym sercem, niech kule biją kogoś, bicie, bijatyka, bijnik
I wyciągnął Abraham rękę swoję, i wziął miecz, aby zabił syna swego. — Onu boğazlamak için uzanıp bıçağı aldı.
bić kijem
bić po twarzy/w twarz
bić w bęben
Ukraynacaзабі́й, зарі́зати, кат, м'яса́р, м'яса́рка, м'ясни́к /kat/
executioner · a ruthless killer, a butcher · devil, evil force
çekim: çoğul кати́ · tamlayan ка́та
köken: Borrowed from Polish kat.
aile: катува́ти
Hintçeकसाई, क़साई, कस्साई, कस्साब, क़स्साब, गोघातक (dişil) /qə.sɑː.iː/
nuqtaless form of क़साई (qasāī)
çekim: çoğul कसाइयों
A mass murder.
çekim: çoğul joukkomurhat · tamlayan joukkomurhan
köken: joukko + murha
Ja Aabraham ojensi kätensä ja tarttui veitseen teurastaakseen poikansa. — Onu boğazlamak için uzanıp bıçağı aldı.
massacre
çekim: çoğul masakry · tamlayan masakru
köken: Borrowed from French massacre.
I vztáhl Abraham ruku svou, a vzal meč, aby zabil syna svého. — Onu boğazlamak için uzanıp bıçağı aldı.
a process of separating mineral ores from rock · the process of felling trees · butchering animals
çekim: çoğul abataje · tamlayan abatajului
köken: Borrowed from French abattage.
Apoi Avraam a întins mîna, şi a luat cuţitul, ca să junghie pe fiul său. — Onu boğazlamak için uzanıp bıçağı aldı.
Macarcahentes, hóhér, leöl, levág, mészárlás, mészáros /ˈhɛntɛʃ/
butcher
çekim: çoğul hentesek
És kinyújtá Ábrahám az õ kezét és vevé a kést, hogy levágja az õ fiát. — Onu boğazlamak için uzanıp bıçağı aldı.
İbraniceזָבַח, טֶבַח, קַצָּב, שׁוֹחֵט, שְׁחִיטָה
וישלח אברהם את ידו ויקח את המאכלת לשחט את בנו׃ — Onu boğazlamak için uzanıp bıçağı aldı.
Latincelanius, macellārius, nex, trucīdātiō, trucīdō /ˈɫa.ni.ʊs/
butcher
çekim: çoğul laniī · tamlayan laniī
köken: Uncertain. De Vaan (2008) proposes Proto-Italic *lanios, from Proto-Indo-European *h₃lomH-io- (with unrounding of *o to /a/ after /l/, and palatalization of -mi- to -ni-), from Proto-Indo-European *lem(H)- (“to break”). On the other hand, Ernout and Meillet (1985) argue based on semantics that this word is more likely to be a derivative of the verb laniō (“rip up, tear to pieces”) than the…
Dancaslagte, slagter, slagtning /ˈslɑɡ̊d̥ə/
to slaughter (e.g. animals) · to murder, massacre, slaughter · to criticise harshly, to pan (e.g. a book, a film)
çekim: geçmiş slagtede · ortaç slagtet
köken: From Middle Low German slachten, from Proto-Germanic *slahaną, whence slå (“strike”).
aile: nedslagte, slagteaffald, slagtebænk, slagtedag, slagtedyr, slagtegris, slagtehal, slagtehus, slagtekniv, slagtekrop
Og Abraham greb Kniven og rakte Hånden ud for at slagte sin Søn. — Onu boğazlamak için uzanıp bıçağı aldı.
Norveççemassakrere, slakte, slakter, slakting, slåtra
Og Abraham rakte ut hånden og tok kniven for å ofre sin sønn. — Onu boğazlamak için uzanıp bıçağı aldı.
Endonezcejagal, menjagal, tukang daging /ˈd͡ʒaɡal/
small trader
çekim: çoğul jagal-jagal
köken: Inherited from Malay jagal (“small trader”).
aile: berjagal, jagalan
Setelah itu, diambilnya pisaunya hendak membunuh anaknya — Onu boğazlamak için uzanıp bıçağı aldı.

Örnek Cümleler

Onu boğazlamak için uzanıp bıçağı aldı.
Abraham stretched out his hand, and took the knife to kill his son.
Tom Mary'yi boğazlamak için tamamen hazır değildi.
Tom couldn't quite bring himself to strangle Mary.
Sami, karısını boğazlamak için çıplak ellerini kullandı.
Sami used his bare hands to strangle his wife.
boğazlamak ile daha fazla örnek cümle →
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod