Ana içeriğe geç
Sözlük
/
alçalma

alçalma

"alçalma" kelimesinin İngilizcesi: diminution, stoop. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Geneldiminution
Genelstoop

Tanım

•alçalmak işi
•düşkünlük
•gelgitte denizin alçalması
•toprağın çöküp oturması
•Gelgitte denizin alçalması
•İnsanın değeri azalma, insana yakışmayacak şekilde davranma
•Toprağın çöküp oturması

Diğer Dillerde

decline, diminution
çekim: çoğul Rückgänge · tamlayan Rückganges
eş: Verringerung, Abnahme
köken: From rück- + Gang.
Auf und ab. — Yükselme ve alçalma.
steps (to an entranceway), perron, stoop (US)
çekim: çoğul perrons
köken: From pierre + -on.
Monter et descendre. — Yükselme ve alçalma.
İspanyolcaagacharse, disminución, porche, rebajarse, zaguán /aɡaˈt͡ʃaɾse/
infinitive of agachar combined with se
eş: achancar, achaparrarse, acocharse, agarbarse, inclinarse, ceder
Subir y bajar. — Yükselme ve alçalma.
İtalyancadiminuzione, portico (dişil) /di.mi.nutˈt͡sjo.ne/
diminution, decrease, drop, loss, reduction
çekim: çoğul diminuzioni
eş: calo, riduzione, perdita, ribasso
zıt: aumento, incremento, crescita
köken: From Latin dīminūtiōnem.
Alzarsi ed abbassarsi. — Yükselme ve alçalma.
Поднимаются и опускаются. — Yükselme ve alçalma.
Azericeşığımaq
to lash out · to make a fierce verbal attack · to stoop, to swoop down [with dative ‘on’], to dive
çekim: geçmiş şığımış · ortaç şığımış · şimdiki şığıyır
qartal kimi şığımaq
şimşək şığıdı
Felemenkçebukken /ˈbʏkə(n)/
to duck, to bend down
çekim: geçmiş bukten · ortaç gebukt · şimdiki bukt · ulaç bukkend
köken: From Middle Dutch bucken, also bocken, from Old Dutch *bukken, from Proto-Germanic *bukkijaną, related to *beuganą (“to bend”).
Op en neer. — Yükselme ve alçalma.
Tendência em alta _BAR_ Tendência em baixa ■ — Yükselme eğilimi Alçalma eğilimi
Japonca屈む /ka̠ɡa̠mɯ̟/
to stoop, to be bent · to crouch, to bend down
çekim: geçmiş 屈んだ
寝ているのを見るだけで喜びを感じました — Yükselme ve alçalma.
Korece구부리다 /kubuɾida̠/
to bend, to curve
çekim: geçmiş 구부렸다
eş: 꾸부리다, 굽히다
köken: Of native Korean origin. Likely related to 굽다 (gupda, “to be bent”).
올라갔다 내려갔다. — Yükselme ve alçalma.
철사를 구부리다
to bend, to bow · to lean, to stoop, to bend [down], to bow · to inflect
çekim: geçmiş böjde · ortaç böjd · ulaç böjande
köken: From Old Swedish bø̄ghia, from Old Norse beygja, from Proto-Germanic *baugijaną.
aile: böja knä, böjbar, böjd, böjelse, böjlig, böjning
Uppskattningsvis sker ingen beståndsminskning. — Fakat herhangi bir alçalma gözlenmez.
Böj på knäna!
[Han befallde] dem att böja huvudena, och han vattenöste dem en och en med en skopa.
För mig skall alla knän böja sig.
Wznoszą się i opadają. — Yükselme ve alçalma.
Піднімаються й опускаються. — Yükselme ve alçalma.
to stoop, condescend, lower oneself · to lower · to descend, come/go down, move downwards
çekim: geçmiş alentunut · şimdiki alentuu · ulaç alentuva
köken: alentaa + -ua
aile: alentuma, alentuminen
Kasvava suunta Laskeva suunta — Yükselme eğilimi Alçalma eğilimi
Miten voit alentua tälle tasolle!
En voi käsittää, että hän alentui nimittelemään minua suoraan.
Järven pinta on alentunut viikossa 20 senttimetriä.
to fall, to drop, to decrease
çekim: geçmiş klesnuvše · ortaç klesla · şimdiki klesne
eş: poklesnout, spadnout, poklesnout, spadnout, poklesnout
zıt: stoupnout
köken: From klesat + -nout.
aile: poklesnout
Zvedat se a klesat. — Yükselme ve alçalma.
Cena klesla na 1 dolar.
diminishment; lessening
çekim: çoğul diminuări · tamlayan diminuări
köken: From diminua + -re.
Ridicându-se şi coborând. — Yükselme ve alçalma.
Macarcalecsap, lehajol, meghajol /ˈmɛkhɒjol/
to take a bow
çekim: geçmiş meghajoltak
köken: meg- + hajol
aile: meghajlás
Emelkedik és süllyed. — Yükselme ve alçalma.
Dancabukke /ˈbɔɡə/
to bend, buck · to bow
çekim: geçmiş bukkede · ortaç bukket · ulaç bukkende
köken: From Middle Low German bucken.
aile: buk, bukning
Stigende tendens Faldende tendens — Yükselme eğilimi Alçalma eğilimi
Издигат и снижават. — Yükselme ve alçalma.
İrlandacalaghdú (eril) /ˈl̪ˠeːd̪ˠu/
verbal noun of laghdaigh (“to lessen”) · decrease · diminution
çekim: çoğul laghduithe · tamlayan laghdaithe
köken: From laghdaigh + -ú.
Esperantokliniĝi, kurbiĝi, ŝtuparo, verandeto /kliˈnid͡ʒi/
to lean, bend down, stoop · to submit
çekim: geçmiş kliniĝis · ortaç kliniĝinta · ulaç kliniĝanta
köken: Etymology tree Esperanto klini Proto-Indo-European *-id- Proto-Indo-European *-yéti Proto-Indo-European *-idyéti Proto-Hellenic *-íďďō Ancient Greek -ῐ́ζω (-ĭ́zō)bor. Late Latin -izō Late Latin -izāre Italian -eggiareder. Esperanto -iĝi Esperanto kliniĝi From klini + -iĝi.
aile: antaŭenkliniĝi
porch, stoop
çekim: çoğul тремови
köken: Inherited from Proto-Slavic *termъ.
Lüksemburgcasech bécken

Örnek Cümleler

Yükselme ve alçalma.
And I got joy out of just watching them sleep.
Sel alçalmaya başladı.
The flood began to subside.
Uçak alçalmaya başladı.
The plane began its descent.
Fakat herhangi bir alçalma gözlenmez.
We are hopeful that they will not let us down.
Dağlar yükselmeye, Ovalar alçalmaya başladı.
They began to pour out of the mountains and take up arms.
1918' deki grip nedeniyle şurada bir alçalma var.
There's that dip there for the 1918 flu.
LM pilotu Ay’a doğru alçalma sırasında ayağa kalktı.
The LM pilot stood up during the descent to the Moon.
LM pilotu Ay’a doğru alçalma sırasında ayağa kalktı.
The LM pilot stood up during the descent to the Moon.
Fiyatların yükselip alçalması, mali bir krize neden oldu.
The rise and fall of prices caused a financial crisis.
Bu yükselip alçalma çevrimleri aksiyon potansiyeli olarak bilinir.
These up-and-down cycles are known as action potentials.
Sülfatlarla ilgili sorunlardan birisi onların çok çabuk alçalmalarıdır.
One of the problems with sulfates is they fall out quickly.
Udovicki şöyle devam etti: "Bayanlar baylar, meclisin bu kadar alçalması neden gerekliydi?
"I ask myself, ladies and gentlemen, why did parliament need to stoop so low?
alçalma ile daha fazla örnek cümle →
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod