acınacak

C1 seviye
TR → EN
"acınacak" kelimesinin İngilizcesi: sad. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.
Çeviri
Genelsad
Tanım
•acınmak (eylem) sözcüğünün bildirme kipi gelecek zaman basit üçüncü tekil şahıs olumlu çekimi
•üzüntü duyulacak, merhamet edilecek
Diğer Dillerde
Almancatraurig /ˈtʁaʊ̯.ʁɪç/
betrübt, niedergeschlagen
çekim: karşılaştırma trauriger · üstünlük am traurigsten
eş: betrübt, kummervoll, niedergeschlagen, trauernd, melancholisch, untröstlich
zıt: fröhlich
köken: From Middle High German trūrec, from Old High German trūrag, from Proto-Germanic *dreuzagaz (“bloody”), from Proto-Indo-European *dʰreus- (“to break, break off, crumble”). By surface analysis, Trauer + -ig. Cognate with Dutch treurig (“sad, gloomy”), Low German trurig (“sad”), Hunsrik traurich (“sad”), English dreary (“grievous, dire, appalling, drab, dark, colourless, cheerless”), Old Norse…
aile: Traurigkeit
Du bist in einem bemitleidenswerten Zustand. — Acınacak hâldesin.
İspanyolcaamarrido, hacino (desus.), marrido (desus.), triste
Melancólico, triste, afligido.
Y la educación que recibían era lamentable. — Ve aldıkları eğitim acınacak düzeyde.
Rusçaплачевный /pɫɐˈt͡ɕevnɨj/
deplorable, lamentable, pitiable, plaintive, sorry
köken: Borrowed from Old Church Slavonic плачевьнъ (plačevĭnŭ). By surface analysis, плач (plač) + -ев (-ev) + -ный (-nyj).
Жалкое зрелище! — Acınacak görme!
Она́ де́ржит младе́нца, плаче́вный плод обма́на и́ли наси́лия, но живо́й сле́пок прелюбоде́йного его́ отца́.
Arapçaحَزِين, زعلان, مُتْضَايِق, مُحْزِنٌ
in agony, weary · miffed, mad, surly, annoyed, angry, upset
لا تجعلي نفسك بائسة — Acınacak halde...
Farsçaدُژَم, دِژَم, غَمْگین
sad, sorrowful
çekim: karşılaştırma daha kədərli · üstünlük ən kədərli
köken: From kədər + -li.
Kazakçaкөңілсіз, қайғылы, мұңайлы
sad, joyless
köken: көңіл (köñıl) + -сіз (-sız).
Özbekçegʻamgin, qaygʻuli
Felemenkçezielig /ˈzi.ləx/
sad, pitiful · pathetic
çekim: karşılaştırma zieliger · üstünlük zieligst
eş: beklagenswaardig, deerniswekkend, erbarmelijk, meelijwekkend
köken: From ziel + -ig.
aile: zieligheid
Zielig gezicht! — Acınacak görme!
dismal, dreary, grievous, lamentable, sad, unfortunate
çekim: karşılaştırma θλιβερότερος · üstünlük θλιβερότερος
eş: αξιολύπητος, δυσάρεστος, λυπηρός, οδυνηρός
Θλιβερό θέαμα! — Acınacak görme!
Είναι καιρός να τελειώσει αυτός ο θλιβερός πόλεμος.
Japonca悲しい /ka̠na̠ɕii/
sad, sorrowful · 愛しい: (archaic or dialect) beloved, dear · 愛しい: (archaic, possibly obsolete) deeply moving
köken: ⟨kanasiki₁⟩ → /kanasiki/ → /kanaɕiː/ From Old Japanese 悲し (kanasi-, “emotionally overwhelming: dear, beloved, sad”), ultimately from Proto-Japonic *kanasi- (“beloved, dear”). First attested in the Kojiki of 712 CE. Historically also meant "dear; beloved; lovely", in addition to "sad". The former senses were later taken over by other adjectives such as 愛らしい (airashii), 愛しい (itoshii), and 可愛い…
aile: 悲しむ
いろんな地域にありますが こちらは — Ve aldıkları eğitim acınacak düzeyde.
Çince哀傷 /哀伤, 悲傷 /悲伤, 憂傷 /忧伤
我 們若 靠 基督 、 只 在 今生 有 指望 、 就算 比 眾人 更 可憐 — Eğer yalnız bu yaşam için Mesihe umut bağlamışsak, herkesten çok acınacak durumdayız.
Korece슬프다, 아쉽다 /sʰɯɭpʰɯda̠/
to be sad
köken: First attested in the Seokbo sangjeol (釋譜詳節 / 석보상절), 1447, as Middle Korean 슬프다 (Yale: sulphuta). From 슳- (to lament) + -브- (-pu-, adjective-making suffix).
aile: 슬퍼하다, 슬프디슬프다, 슬픈 눈, 슬픔, 슬피
그들이 받은 교육은 정말 애처로울 정도입니다. — Ve aldıkları eğitim acınacak düzeyde.
“위로 올라가야지만 그것을 볼 수 있어요”라고 그는 슬프게 말했다.
İsveççeledsen, sorgsen /lɛsːən/
sorry
çekim: karşılaştırma ledsnare · üstünlük ledsnast
zıt: glad, lycklig, sorglös
köken: From led (“tired, bored”) + -se (compare vilse and others), with later suffixation of -n by analogy with past participles and verbs like liten.
Ömklig syn! här ligger länet slagna, - och Julia blödning, varm, och nyligen döda, — Acınacak görme! Ve Juliet kanama; sıcak ve yeni ölmüş; burada öldürülen ilçe yatıyor
Hans kanin hade just dött, och han var ledsen och grät
Du gör mig ledsen
Blev du ledsen?
Lehçeprzykry, smętny, smutny /ˈpʂɘ.krɘ/
unpleasant, distasteful, disagreeable · precipitous, sheer, steep
çekim: karşılaştırma przykrzejszy · üstünlük najprzykrzejszy
eş: irytujący, niemiły, nieprzyjemny, niesympatyczny, bolesny, sprawiający przykrość
köken: Inherited from Proto-Slavic *prikrъ. Cognate with Czech příkrý.
aile: przykrość, przykrzyć
Naprawdę jesteś żałosny. — Gerçekten acınacak haldesin.
Ukraynacaсмутни́й, сумни́й
Коли тільки в сьому житті вповаємо на Христа, то окаяннїшї (нещасливійші) ми всіх людей. — Eğer yalnız bu yaşam için Mesihe umut bağlamışsak, herkesten çok acınacak durumdayız.
Hintçeउदास, दुखी /ʊ.d̪ɑːs/
sad, depressed · gloomy, melancholy · indifferent, stoic, apathetic
köken: First attested in c. 1503 as Old Hindi उदास/اداس (udās, “indifferent”), a learned borrowing from Sanskrit उदास (udāsa).
aile: उदासी
सोचते सोचते रवि उदास हो गया।
Fincesäälittävä, surkea, surullinen /ˈsæːlitːæʋæ/
pitiful · pathetic
çekim: karşılaştırma säälittävämpi · üstünlük säälittävin
köken: säälittää (“to feel pity”) + -va (present active participle)
aile: säälittävyys, säälittävästi
Säälittävä näky! tässä piilee County teurastettiin; - Ja Julia verenvuoto, lämmin, ja hiljattain kuollut, — Acınacak görme! Ve Juliet kanama; sıcak ve yeni ölmüş; burada öldürülen ilçe yatıyor
Koira oli niin säälittävä.
Säälittävä yritys!
Çekçesmutný /ˈsmutniː/
sad (in a sad state) · sad (causing sadness)
çekim: karşılaştırma smutnější · üstünlük nejsmutnější
eş: tragický, truchlivý, ponurý, pochmurný, politováníhodný, zasmušilý
zıt: veselý
köken: Inherited from Old Czech smutný, from Proto-Slavic *sъmǫtьnъ.
aile: smutek, smuten, smutnit
Žalostný pohled! — Acınacak görme!
Rumenceabătut, abătută, tristă /abəˈtut/
downcast · sick
köken: Past participle of abate.
Chiar esti patetic. — Gerçekten acınacak haldesin.
Macarcaszomorú /ˈsomoruː/
sad, sorrowful, mournful (feeling sorrow) · sad, lamentable, saddening, sorry (causing sorrow) · sad, sorrowful, hard, bitter
çekim: karşılaştırma szomorúbb · üstünlük legszomorúbb
zıt: vidám, jókedvű, derűs
köken: From *szomor + -ú (present participle suffix), from the same root as szomjas, from Proto-Finno-Ugric *śoma-.
aile: szomorúan, szomorúság, szomorújáték
Szánalmas látvány! — Acınacak görme!
İbraniceעָצוּב
והחינוך שהן קיבלו היה עלוב. — Ve aldıkları eğitim acınacak düzeyde.
Latincemaestus, tristis /ˈmae̯s.tʊs/
sad, sorrowful, melancholy · gloomy · mournful, of or pertaining to mourning or sadness
çekim: karşılaştırma maestior · üstünlük maestissimus
zıt: laetus, alacer, fēlīx
köken: Past participle of maereō with active meaning.
nōn tibi sunt maestā sacra canenda lyrā.
Revocātē animōs, maestumque timōrem mittite.
hoc lūget spatiō fēmina maesta virum
Dancasørgelig, trist
sad, evoking sadness
çekim: karşılaştırma sørgeligere · üstünlük sørgeligst
köken: sørge + -lig
Ynkeligt syn! her ligger den dræbte amtet - Og Julie blødning; varmt, og nyligt døde, — Acınacak görme! Ve Juliet kanama; sıcak ve yeni ölmüş; burada öldürülen ilçe yatıyor
Norveççelei seg
Har vi bare i dette liv satt vårt håp til Kristus, da er vi de ynkverdigste av alle mennesker. — Eğer yalnız bu yaşam için Mesihe umut bağlamışsak, herkesten çok acınacak durumdayız.
Endonezcesedih /səˈdih/
sad; unhappy; sorrowful
çekim: karşılaştırma lebih sedih · üstünlük paling sedih
köken: Inherited from Malay sedih.
aile: bersedih, kesedihan
Kamu sungguh menyedihkan — Gerçekten acınacak haldesin.
Vietnamcabuồn, buồn bả, buồn rầu, đáng buồn /ʔɓuən˨˩/
to have a strong need to do something
zıt: vui
köken: Non-Sino-Vietnamese reading of Chinese 煩 (“fed up; annoyed”, SV: phiền). Doublet of phiền.
aile: buồn bã, buồn bực, buồn phiền, buồn rầu, buồn rượi, buồn tẻ, buồn teo, buồn tênh, buồn thảm, buồn thiu
Và thứ giáo dục họ nhận được thật quá ít ỏi. — Ve aldıkları eğitim acınacak düzeyde.
nỗi buồn
Bulgarcaмра́чен, печа́лен, скръ́бен, тъ́жен, тъ́мен
Образованието, което са получили, е жалко. — Ve aldıkları eğitim acınacak düzeyde.
Örnek Cümleler
Acınacak halde...
It is so pitiful.
Onlar acınacak durumdalar.
They're pathetic.
Fransızcam acınacak hâlde.
My French is pathetic.
Gerçekten acınacak haldesin.
You are really pathetic.
Acınacak koşullarda yaşıyorlar.
They live in deplorable conditions.
Ve aldıkları eğitim acınacak düzeyde.
And the education they got was pitiful.
Bu sen acınacak haldesin demek. Hı, hı!
I hate that kid.
Tom bana acınacak halde olduğunu söyledi.
Tom told me that he was miserable.
Fakat büyük olasılıkla sonuncu olacağım, bu acınacak bir durum.
But probably I'll be the last, which is a pity.
Çocuklarım erken kalkmak için acınacak halde samimi çabalar gösterirler.
My children make pathetically sincere efforts to get up early.
Acınacak görme! Ve Juliet kanama; sıcak ve yeni ölmüş; burada öldürülen ilçe yatıyor
Pitiful sight! here lies the county slain;-- And Juliet bleeding; warm, and newly dead,
Eğer yalnız bu yaşam için Mesihe umut bağlamışsak, herkesten çok acınacak durumdayız.
If we have only hoped in Christ in this life, we are of all men most pitiable.
acınacak ile daha fazla örnek cümle →