köken: Borrowed from French façade, ultimately from Latin facies (“face”).
Aber eure Zeit ist da, daß ihr in getäfelten Häusern wohnt, und dies Haus muß wüst stehen? — ‹‹Bu tapınak yıkık durumdayken, sizin ağaç kaplamalı evlerinizde oturmanızın sırası mı?››
Est-ce le temps pour vous d`habiter vos demeures lambrissées, Quand cette maison est détruite? — ‹‹Bu tapınak yıkık durumdayken, sizin ağaç kaplamalı evlerinizde oturmanızın sırası mı?››
köken: Variant of dialectal berniz, from Medieval Latin vernicem (“sandarac, resin”) from veronicem, from Byzantine Greek [Term?], from Ancient Greek βερενίκιον (bereníkion, “soda”), βερονίκιον (beroníkion), from Βερενίκη (Bereníkē). Cognate with English varnish.
aile: barnizador, barnizar
"¿Acaso es tiempo de que vosotros habitéis en vuestras casas enmaderadas mientras que esta casa está en ruinas — ‹‹Bu tapınak yıkık durumdayken, sizin ağaç kaplamalı evlerinizde oturmanızın sırası mı?››
а вам самим время жить в домах ваших украшенных, тогда как дом сей в запустении? — ‹‹Bu tapınak yıkık durumdayken, sizin ağaç kaplamalı evlerinizde oturmanızın sırası mı?››
Acaso é tempo de habitardes nas vossas casas forradas, enquanto esta casa fica desolada? — ‹‹Bu tapınak yıkık durumdayken, sizin ağaç kaplamalı evlerinizde oturmanızın sırası mı?››
Ειναι καιρος εις εσας, να κατοικητε σεις εν τοις φατνωτοις οικοις σας, ο δε οικος ουτος να ηναι ερημος; — ‹‹Bu tapınak yıkık durumdayken, sizin ağaç kaplamalı evlerinizde oturmanızın sırası mı?››
Är då tiden kommen för eder att själva bo i panelade hus, medan detta hus ligger öde? — ‹‹Bu tapınak yıkık durumdayken, sizin ağaç kaplamalı evlerinizde oturmanızın sırası mı?››
veneer (thin covering of fine wood) · burl, scaleboard (thin veneer or leaf of wood used for covering the surface of articles of furniture etc.)
çekim: çoğul forniry · tamlayan forniru
köken: Etymology tree German Furnierbor. Polish fornir Borrowed from German Furnier.
aile: fornirski, fornirować
Izali wam jest czas, abyście mieszkali w domach waszych listwowanych, a dom ten aby pusty stał? — ‹‹Bu tapınak yıkık durumdayken, sizin ağaç kaplamalı evlerinizde oturmanızın sırası mı?››
"Onko sitten aika teidän asua panelilla kaunistetuissa huoneissanne, kun tämä huone on rauniona? — ‹‹Bu tapınak yıkık durumdayken, sizin ağaç kaplamalı evlerinizde oturmanızın sırası mı?››
veneer (a thin decorative covering of fine wood applied to coarse)
çekim: çoğul dýhy · tamlayan dýhy
Jest-liž vám čas, abyste vy seděli v domích svých taflovaných, a dům tento pustý stál? — ‹‹Bu tapınak yıkık durumdayken, sizin ağaç kaplamalı evlerinizde oturmanızın sırası mı?››
,,Dar pentru voi a venit oare vremea să locuiţi în case căptuşite cu tavan, cînd Casa aceasta este dărîmată?`` — ‹‹Bu tapınak yıkık durumdayken, sizin ağaç kaplamalı evlerinizde oturmanızın sırası mı?››
Ideje-é néktek, hogy ti mennyezetes házakban lakozzatok, holott ez a ház romban áll? — ‹‹Bu tapınak yıkık durumdayken, sizin ağaç kaplamalı evlerinizde oturmanızın sırası mı?››
Er det da Tid for eder at bo i Huse med træklædte Vægge, når dette Hus ligger øde? — ‹‹Bu tapınak yıkık durumdayken, sizin ağaç kaplamalı evlerinizde oturmanızın sırası mı?››
Er det tid for eder til å bo i eders bordklædde hus, mens dette hus ligger øde? — ‹‹Bu tapınak yıkık durumdayken, sizin ağaç kaplamalı evlerinizde oturmanızın sırası mı?››
facing, coating (that covers the facade of something) · casing, wrapping, sheathing (that protects or confines something)
çekim: çoğul облицо́вки
köken: Borrowed from Russian облицо́вка (oblicóvka). By surface analysis, об- (ob-) + лице́ (licé, “face”) + -овка (-ovka).
Време ли е сами вие Да живеете в своите с дъски обковани къщи, Докато тоя дом остава пуст? — ‹‹Bu tapınak yıkık durumdayken, sizin ağaç kaplamalı evlerinizde oturmanızın sırası mı?››
Či je čas pre vás, aby ste vy bývali vo svojich vykladaných domoch, kým je tento dom pustý? — ‹‹Bu tapınak yıkık durumdayken, sizin ağaç kaplamalı evlerinizde oturmanızın sırası mı?››