Ana içeriğe geç
Sözlük
/
ağaç kaplama

ağaç kaplama

"ağaç kaplama" kelimesinin İngilizcesi: veneer. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Genelveneer

Tanım

konut duvarlarını yalıtma ve güzelleştirme amacıyla ağaç ya da ağaç ürünlerinden yararlanarak yapılan kaplama
Konut duvarlarını yalıtmak ve güzelleştirmek amacıyla ağaç veya ağaç ürünlerinden yararlanılarak yapılan kaplama

Diğer Dillerde

facade
çekim: çoğul Fassaden · tamlayan Fassaden
eş: Front
köken: Borrowed from French façade, ultimately from Latin facies (“face”).
Aber eure Zeit ist da, daß ihr in getäfelten Häusern wohnt, und dies Haus muß wüst stehen?‹‹Bu tapınak yıkık durumdayken, sizin ağaç kaplamalı evlerinizde oturmanızın sırası mı?››
Fransızcaplacage, revêtement, vernir, vernis (eril) /pla.kaʒ/
veneer (thin covering of fine wood) · tackle
çekim: çoğul placages
Est-ce le temps pour vous d`habiter vos demeures lambrissées, Quand cette maison est détruite?‹‹Bu tapınak yıkık durumdayken, sizin ağaç kaplamalı evlerinizde oturmanızın sırası mı?››
varnish, gloss
çekim: çoğul barnices
köken: Variant of dialectal berniz, from Medieval Latin vernicem (“sandarac, resin”) from veronicem, from Byzantine Greek [Term?], from Ancient Greek βερενίκιον (bereníkion, “soda”), βερονίκιον (beroníkion), from Βερενίκη (Bereníkē). Cognate with English varnish.
aile: barnizador, barnizar
"¿Acaso es tiempo de que vosotros habitéis en vuestras casas enmaderadas mientras que esta casa está en ruinas‹‹Bu tapınak yıkık durumdayken, sizin ağaç kaplamalı evlerinizde oturmanızın sırası mı?››
covering · roofing · cover (financial and military)
çekim: çoğul coperture
eş: chiusura, coperchio, coperta, involucro, rivestimento, tetto
köken: From Late Latin coopertūra, from Latin coopertus.
to mask, to disguise · to camouflage
çekim: geçmiş маскирова́вший · ortaç маскирова́вший · şimdiki маскиру́ет · ulaç маскиру́ющий
eş: переодевать, камуфлировать, прикрывать
köken: Perhaps from German maskieren + -ова́ть (-ovátʹ) or from ма́ска (máska) + -ирова́ть (-irovátʹ).
aile: маскирова́ться, замаскиро́вывать, замаскирова́ть, замаскиро́вываться, замаскирова́ться, замаскиро́ванный, маскиро́вка, маскиро́вочный
а вам самим время жить в домах ваших украшенных, тогда как дом сей в запустении?‹‹Bu tapınak yıkık durumdayken, sizin ağaç kaplamalı evlerinizde oturmanızın sırası mı?››
Felemenkçefineer
dunne plaatjes van fijn hout die met lijm op meubels van eenvoudig hout wordt bevestigd
eş: opleghout
past participle of folhear
Acaso é tempo de habitardes nas vossas casas forradas, enquanto esta casa fica desolada?‹‹Bu tapınak yıkık durumdayken, sizin ağaç kaplamalı evlerinizde oturmanızın sırası mı?››
ό,τι κολλιέται πάνω σε κάτι άλλο
Ειναι καιρος εις εσας, να κατοικητε σεις εν τοις φατνωτοις οικοις σας, ο δε οικος ουτος να ηναι ερημος;‹‹Bu tapınak yıkık durumdayken, sizin ağaç kaplamalı evlerinizde oturmanızın sırası mı?››
İsveççefaner, fanera, fasad, fernissa (nötr)
veneer; thin slice of wood, a thin decorative covering of fine wood applied over other material
çekim: çoğul faners · tamlayan faners
köken: From fanera (“veneer”, verb), possibly from French fournir (“furnish”).
aile: fanera, fanerare, fanering, fanersåg, kryssfaner
Är då tiden kommen för eder att själva bo i panelade hus, medan detta hus ligger öde?‹‹Bu tapınak yıkık durumdayken, sizin ağaç kaplamalı evlerinizde oturmanızın sırası mı?››
Lehçefornir (eril) /ˈfɔr.ɲir/
veneer (thin covering of fine wood) · burl, scaleboard (thin veneer or leaf of wood used for covering the surface of articles of furniture etc.)
çekim: çoğul forniry · tamlayan forniru
köken: Etymology tree German Furnierbor. Polish fornir Borrowed from German Furnier.
aile: fornirski, fornirować
Izali wam jest czas, abyście mieszkali w domach waszych listwowanych, a dom ten aby pusty stał?‹‹Bu tapınak yıkık durumdayken, sizin ağaç kaplamalı evlerinizde oturmanızın sırası mı?››
Hintçeदिखावा, नुमाइश, परत (eril) /d̪ɪ.kʰɑː.ʋɑː/
ostentation, showiness, flamboyance · outward appearance, disguise
çekim: çoğul दिखावे
köken: From दिखाना (dikhānā, “to show; to show off”) + -आवा (-āvā, nominal suffix).
aile: दिखावा करना
Fincejulkisivu, viilu, viiluttaa /ˈjulkiˌsiʋu/
facade, façade
çekim: çoğul julkisivut · tamlayan julkisivun
köken: julki + sivu
aile: julkisivuelementti, julkisivulasi, julkisivulautakunta, julkisivupiirustus, julkisivuremontti, julkisivutiili, lasijulkisivu
"Onko sitten aika teidän asua panelilla kaunistetuissa huoneissanne, kun tämä huone on rauniona?‹‹Bu tapınak yıkık durumdayken, sizin ağaç kaplamalı evlerinizde oturmanızın sırası mı?››
veneer (a thin decorative covering of fine wood applied to coarse)
çekim: çoğul dýhy · tamlayan dýhy
Jest-liž vám čas, abyste vy seděli v domích svých taflovaných, a dům tento pustý stál?‹‹Bu tapınak yıkık durumdayken, sizin ağaç kaplamalı evlerinizde oturmanızın sırası mı?››
Rumencefurnir (nötr)
veneer
çekim: çoğul furnire · tamlayan furnirului
köken: Borrowed from German Furnier.
,,Dar pentru voi a venit oare vremea să locuiţi în case căptuşite cu tavan, cînd Casa aceasta este dărîmată?``‹‹Bu tapınak yıkık durumdayken, sizin ağaç kaplamalı evlerinizde oturmanızın sırası mı?››
surface
çekim: çoğul felszínek
köken: fel + szín
aile: felszínes, felszíni, felszínalakító, felszínforma, felszínformálás, felszínformáló, felszínformálódás, felszínközeli, felszínszámítás, bőrfelszín
Ideje-é néktek, hogy ti mennyezetes házakban lakozzatok, holott ez a ház romban áll?‹‹Bu tapınak yıkık durumdayken, sizin ağaç kaplamalı evlerinizde oturmanızın sırası mı?››
İbraniceפורניר
העת לכם אתם לשבת בבתיכם ספונים והבית הזה חרב׃‹‹Bu tapınak yıkık durumdayken, sizin ağaç kaplamalı evlerinizde oturmanızın sırası mı?››
Dancafiner, finere /fineːr/
veneer (thin covering of fine wood)
Er det da Tid for eder at bo i Huse med træklædte Vægge, når dette Hus ligger øde?‹‹Bu tapınak yıkık durumdayken, sizin ağaç kaplamalı evlerinizde oturmanızın sırası mı?››
Norveççeferniss, finér
Er det tid for eder til å bo i eders bordklædde hus, mens dette hus ligger øde?‹‹Bu tapınak yıkık durumdayken, sizin ağaç kaplamalı evlerinizde oturmanızın sırası mı?››
Bulgarcaоблицовка, фурнир, фурнировам (dişil) /obliˈt͡sɔfkɐ/
facing, coating (that covers the facade of something) · casing, wrapping, sheathing (that protects or confines something)
çekim: çoğul облицо́вки
köken: Borrowed from Russian облицо́вка (oblicóvka). By surface analysis, об- (ob-) + лице́ (licé, “face”) + -овка (-ovka).
Време ли е сами вие Да живеете в своите с дъски обковани къщи, Докато тоя дом остава пуст?‹‹Bu tapınak yıkık durumdayken, sizin ağaç kaplamalı evlerinizde oturmanızın sırası mı?››
външна/вътрешна облицовка
защитна облицовка
Slovakçadyha
Či je čas pre vás, aby ste vy bývali vo svojich vykladaných domoch, kým je tento dom pustý?‹‹Bu tapınak yıkık durumdayken, sizin ağaç kaplamalı evlerinizde oturmanızın sırası mı?››
Katalancaenvernissar, fullola, recobrir, revestir, vernís (dişil) /fuˈʎɔ.lə/
veneer
çekim: çoğul fulloles
köken: From fulla + -ola.
Galceargaen (dişil) /ˈarɡaɨ̯n/
veneer
çekim: çoğul argaenau
köken: ar + caen (“covering”).
aile: argaenwaith, argaenu
İrlandacaveinír
verbal noun of დაფარავს (daparavs)
çekim: çoğul დაფარვები · tamlayan დაფარვის
Esperantofurniro, plaki /furˈniro/
veneer
çekim: çoğul furniroj
köken: Etymology tree German Furnierbor. Esperanto furniro Borrowed from German Furnier.
Makedoncaобложи, фурнира /ˈɔbɫɔʒi/
to cover, coat
çekim: ortaç обложено

Örnek Cümleler

‹‹Bu tapınak yıkık durumdayken, sizin ağaç kaplamalı evlerinizde oturmanızın sırası mı?››
"Is it a time for you yourselves to dwell in your paneled houses, while this house lies waste?
ağaç kaplama ile daha fazla örnek cümle →
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod