stimulate
/ˈstɪmjʊleɪt/3 hece
C2 seviye
EN → TR
"stimulate" kelimesinin Türkçesi: uyarmak, kamçılamak, teşvik, canlandırıcı, muharrik.. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.
Çeviri
Geneluyarmak
Genelkamçılamak
Genelteşvik
Genelcanlandırıcı
Genelmuharrik.
Geneltembih etmek
Genelelektrik kuvvetiyle veya alkollü içki ile harekete geçirmek.stimulation uyarım
Genelteşvik etmek
Geneltahrik etmek
Genelharekete geçirmek
Geneltahrik. stimulative uyandırıcı
Tanım
•provide the needed stimulus for
Diğer Dillerde
Almancastimulieren
Fransızcastimuler
İspanyolcaestimular
İtalyancastimolare
Rusçaстимули́ровать
Farsçaانگیختن, برانگیختن, تَحرِیک کردن, تحریکیدن, تَشوِیق کردن
Felemenkçeaansporen, prikkelen, stimuleren
Portekizceincentivar
Japonca刺激する
İsveççeegga, ge näring åt, pigga upp, reta, sporra, stimulera
Lehçestymulować
Ukraynacaзбу́джувати, збуди́ти, стимулюва́ти
Çekçepodnítit
Rumencestimula
Macarcaelősegít
Latincecommoveō
Bulgarcaподбу́ждам, стимулирам
Arnavutçastimuloj
Ermeniceգրգռել
Esperantostimuli
Maltacaħeġġeġ
Belarusçaстымулява́ць
Etimoloji
Etymology tree Proto-Indo-European *(s)tey-? Latin stimulus Latin stimulo Latin stimulatusbor. English stimulate Borrowed from Latin stimulātus, perfect passive participle of stimulō (“to urge, goad on”) (see -ate (verb-forming suffix)), from Latin stimulus (“a sting or prick; a stimulus, goad”).
Kelime Ailesi
autostimulate
biostimulate
colony-stimulating factor
costimulate
counterstimulate
destimulate
electrostimulate
follicle stimulating hormone
follicle-stimulating hormone
gravistimulate
hyperstimulate
immunostimulate
instimulate
interstimulate
melanocyte-stimulating hormone
microstimulate
neurostimulate
overstimulate
Eş & Zıt Anlamlılar
Örnek Cümleler
Hayal gücümü canlandırdı.
It stimulated my imagination.
Örneğin, yaratıcılığı geliştirir.
For example, it stimulates creativity.
O ders beni gerçekten teşvik etti.
That lecture really stimulated me.
Harcanan para ekonomiyi canlandırıyor.
Spending money stimulates the economy.
"Seni teşvik edeceğiz." "Ben isterdim.
"I'll stimulate you." "I wish you wouldn't.
Ek su bağırsak hareketliliğini uyarır.
The additional water stimulates bowel motility.
Emisyon spontan ya da uyarılmış olabilir.
Emission can be spontaneous or stimulated.
Makul bir egzersiz kan dolaşımını artırır.
Moderate exercise stimulates the circulation of blood.
FED, ekonomiyi canlandırmak istiyor olsun.
So this is the Fed, and they want to stimulate the economy.
Övgü öğrencileri çok çalışmaya teşvik eder.
Praise stimulates students to work hard.
Sizi uyaracak taze şeylere ihtiyacınız var.
You need fresh things to stimulate you.
Aynı nedenle kasları enerji tasarrufu yapar.
Moreover, it wants to stimulate energy saving.
İlgili Sorular
Kötü hijyen alışkanlıkları olan bir iş arkadaşınızı uyarmak etik midir?
Halk arasında çocuğunu döven ya da bağıran bir ebeveyni uyarmak benim hakkım mı yoksa işi kendine bırakmalı mıyım?
Film ekranına dalıp oyunculara aptal olduklarını söylemek mi, yoksa zaten ölümle sonuçlanacağını bildiğiniz bir hatayı yapmamaları için onları uyarmak mı sizin tercihiniz olurdu?
Bir tanıdığımın gizli muhbir olduğunu kanıtlayan belgeleri aile ve arkadaşlarla paylaşmak hukuka aykırı olur mu? Kişi daha önce ifşa edilmiş ama hâlâ yalan söyleyerek başkalarının güvenliğini tehdit ediyor; bu yüzden belgeleri göstererek onları uyarmak etik açıdan doğru mu?
Bir tanıdığımın gizli muhbir olduğunu gösteren belgeleri aile ve arkadaşlarla paylaşmak yasal olarak bir sorun yaratır mı? Bu kişi daha önce ortaya çıkarılmıştı ama hâlâ yalan söylüyor ve başkalarının hayatını tehlikeye atıyor, bu yüzden belgeleri göstererek onları uyarmak doğru olur mu, ahlaki ve etik açıdan?