Tom'un gözleri ışıldadı.
Tom's eyes sparkled.
Üç tane birlikte pırıltıdır.
Three together, that's sparkles.
Onun gözleri elmas gibi parladı.
Her eyes sparkled like diamonds.
Yıldızlar elmas gibi parıldıyor.
The stars sparkle like diamonds.
Onun gözleri neşeyle parıldıyor.
Her eyes sparkle with joy.
Mary'nin gözleri elmas gibi parladı.
Mary's eyes sparkled like diamonds.
Mehmet let's bring out the sparklers.
Mehmet let's bring out the sparklers.
Buzlu yol güneş ışığında pırıldıyordu.
The icy road sparkled in the sunlight.
Tom'un gözleri pırıl pırıl parlıyordu.
Tom had a sparkle in his eye.
Alucard da ona efendi unvanıyla hitap eder.
Sparkle calls him Uncle Hop.
Çakar, parlar ve ışıldarlar kendi yaşam ışıklarıyla.
They flash, and sparkle, and glow with their own living light.
SESSİZ BAHAR adlı kitabı kısa sürede etkisini gösterir.
Her next book, The Sparkle Effect, is coming soon.