Su bulanıktı.
The water was murky.
Tom bulanık suya baktı.
Tom looked into the murky water.
Fakat deniz karanlıktır.
But the sea is murky.
Kang-leung biraz daha koyu.
Kang-leung is kinda murky.
Polisler karanlık gölü aradı.
Police searched the murky lake.
Sokaklar karanlık ve ıssızdır.
By contrast, the waters are dark and murky.
Salıverilme şartları hala belirsizliğini koruyor.
The circumstances of his release remain murky.
Koyu görünmesinin nedeni... ...orada çalışmaktan sıkıldığın içindir.
It probably Iooked murky cuz you were bored working out there.
Su o kadar bulanıktı ki polis dalgıçlar vücudu dokunarak aramak zorunda kaldı.
The water was so murky that the police divers had to search for the body by feel.
Akhenaten'in saltanatının 13. yılından Tutankhaten'in yükselişine kadar olan dönem çok bulanıktır.
The period from the 13th year of Akhenaten's reign to the ascension of Tutankhaten is very murky.