glance

1 hece
C1 seviye
EN → TR
"glance" kelimesinin Türkçesi: ima, bakış, nazar, sıyırıp geçmek, sıyırıp geçiş.. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Genelima
Genelbakış
Genelnazar
Genelsıyırıp geçmek
Genelsıyırıp geçiş.
Genelgöz atmak
Genel(mad.) birkaç çeşit parlak ve kükürtlü mineral.
Genelgöz gezdirmek
Genelima etmek

Görsel

iMac önünde galaksi temalı ekran ve mermer desenli kağıt kahve bardağı çekimiLoş Işıkta Apple iMacli Minimalist Ahşap Çalışma Masası DüzeniGece Ormanında Neon Işıklı Imagine Tabelası ve Renkli Graffiti DuvarıimageTitleVietnam'da sel sonrası okul yolunda bisikletli çocuklar

Tanım

•a quick look
•hit at an angle

Atasözü & Deyim

“Cami ne kadar büyük olsa imam gene bildiğini okur”
“Cemaat ne kadar çok olsa imam gene bildiğini okur”
“Dinsizin hakkından imansız gelir”
“Para ile imanın kimde olduğu bilinmez”
“Rüşvet kapıdan girince insaf (iman) bacadan (pencereden) çıkar”

Diğer Dillerde

AlmancaBlick, blicken, einen Blick darauf werfen, Steinkohle, Streifblick
İspanyolcaechar un vistazo, echar una mirada, intuitu, lanzar una ojeada, mirada, mirar
Rusçaвзгляд, взгляну́ть, гля́нуть
Portekizcedar uma olhada/olhadela, olhadela, olhar de relance, relance
Yunancaματιά
Japonca一目, 一目見る, 一瞥する
İsveççeblick, glans
Ukraynacaгля́нути, по́гляд
Fincehipaista, katsahtaa, kiille, liikuttaa vinoon, lyödä maila vinossa, lyönti maila vinossa
Çekçeletmý pohled, mrknout (krátce se podívat), pohled, problesknout, škrtnout (o povrch), zajiskřit
İbraniceהצצה
Dancablik, øjekast
Norveççeblikk
Bulgarcaбегъл поглед, бленда, по́глед, погле́ждам, преглеждам бегло, проблясвам
Slovakçapohľad
Estoncapilk, pilku heitma
Taycaชำเลือง, เหลือบ
Katalancacop d'ull, donar un cop d'ull, llambregada, llambregar, ullada
Galiçyacadar unha ollada
Galcetrem
Gürcüceთვალის შევლება, შეხედვა
Makedoncaбле́ска, по́гледне, рикошети́ра, се о́дбива, фр́ла по́глед

Etimoloji

From Late Middle English glaunce (compare glaunce-ore (“type of ore; lead ore used for glazing pottery (?)”)), borrowed from Middle High German glanz (“(adjective) gleaming, glittering, sparkling; (noun) a gleam, glitter, sparkle”), from Old High German glanz (“bright”, adjective), ultimately from Proto-Indo-European *gʰlend-.

Kelime Ailesi

antimony glance
at a glance
at first glance
bismuth glance
coal glance
cobalt glance
copper glance
eyeglance
foreglance
glance away
glance off
glance over
glanceability
glanceable
glanceful
glanceless
glancer
glancing

Eş & Zıt Anlamlılar

Eş anlamlılar
glimpse
peek
coup d'oeil

Örnek Cümleler

Bana baktı.
He glanced at me.
O, ona baktı.
He glanced at her.
O, saate baktı.
He glanced at the clock.
Etrafına baktı.
She glanced around.
Saatime baktım.
I glanced at my watch.
Etrafa bakındı.
I glanced around.
Tom nota baktı.
Tom glanced at the note.
O saatine baktı.
He glanced at his watch.
Tom soluna baktı.
Tom glanced to his left.
Tom tavana baktı.
Tom glanced up at the ceiling.
Tom kağıda baktı.
Tom glanced over the paper.
Tom saatine baktı.
Tom glanced at his watch.