O bir anlaşmazlıktı.
It was a disagreement.
Çok fazla ihtilaf var.
There's just a lot of disagreement.
Muazzam anlaşmazlıklar.
Enormous disagreements.
Bir anlaşmazlığımız vardı.
We had a disagreement.
Rıza Konusunda Anlaşmazlık
Disagreement over consent
Burada bir anlaşmazlık yok.
There's no disagreement here.
Sonra şeytan aralarını bozar.
(Because) Shaitan (Satan) verily, sows disagreements among them.
Çünkü şeytan aralarına girer.
(Because) Shaitan (Satan) verily, sows disagreements among them.
Anlaşmazlığı nasıl ifade ettiniz?
How did you express disagreement?
Tom ve ben bir anlaşmazlık yaşadık.
Tom and I had a disagreement.
Çünkü şeytan aralarına fesat sokar.
(Because) Shaitan (Satan) verily, sows disagreements among them.
Yugoslav Komünistleri ile Anlaşmazlık
Disagreement with the Yugoslav communists