"daunt" kelimesinin Türkçesi: yıldırmak, yılmaz, korkusuz., gözunü korkutmak. dauntless gözüpek. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.
Çeviri
Genelyıldırmak
Genelyılmaz
Genelkorkusuz.
Genelgözunü korkutmak. dauntless gözüpek
Tanım
•cause to lose courage; to be daunted; to be scared away
Etimoloji
From Middle English daunten (“to subdue, intimidate”).
Örnek Cümleler
Tom yılmazdı.
Tom was undaunted.
Ama pes etmedim.
But I didn't let that daunt me.
İş göz korkutucu.
The work is daunting.
Ürkütücü bir çözüm.
And it seems daunting.
O biraz ürkütücüydü.
It was a bit daunting.
Fakat Morar yılmıyor.
Morar, however, is undaunted.
Biraz göz korkutuyor.
That looks daunting to me.
Yıldırıcı bir görevdi.
It was a daunting task.
Görev göz korkutucuydu.
The task was daunting.
Ve bu çok zor olabilir.
And it can be very daunting.
Bu hevesinizi kırabilir.
Now that can be daunting.
Yılmamayı hatırlatıyorum.
Don't be daunted.