crumble
/ˈkɹʌmbəl/2 hece
C1 seviye
EN → TR
"crumble" kelimesinin Türkçesi: çökmek, parçalanmak, ufalamak, harap olmak, ufalanmak. crumbly kolaylıkla ufalanan.. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.
Çeviri
Genelçökmek
Genelparçalanmak
Genelufalamak
Genelharap olmak
Genelufalanmak. crumbly kolaylıkla ufalanan.
Görsel

Tanım
•fall into decay or ruin
Diğer Dillerde
Fransızcacroustade, effriter, émietter, s'effondrer
İtalyancacrollare, ridursi in polvere, sabbiare, sbriciolare, sbriciolarsi, sgretolarsi
Rusçaкроши́ть, кроши́ться, раскроши́ть, раскроши́ться, рассыпа́ться, рассы́паться
Felemenkçeuit elkaar vallen, verbrokkelen, verkruimelen
Portekizcedesmoronar, despedaçar, esfarelar
İsveççesmulpaj
Lehçekruszyć, pokruszyć
Ukraynacaкриши́ти, криши́тися, розкриши́ти, розкриши́тися, розкри́шувати, розкри́шуватися
Rumencedumica
Latincefriō
Norveççefalle i grus
Katalancaderrumbar-se, desmoronar-se, esmicolar-se (most common fer-se miques)
Galiçyacaderrafar, entrillar, esboroar, esfaragullar, esmigallar
Ermeniceբրդել
Khmerceស្រុត
Nepalceटुक्रिनु
Kelime Ailesi
crumblable
crumble up
crumblement
crumbler
crumblesome
crumbling skull rule
crumblingly
crumblingness
that's the way the cookie crumbles
Eş & Zıt Anlamlılar
Eş anlamlılar
Örnek Cümleler
Onları nerede parçaladın?
Where did you crumble them?
O bir bisküviyi parçaladı.
She crumbled a biscuit.
Brahteler ince uzun erken dökülür.
Metal would then crumble prematurely.
Bina üç yıl önce parçalara ayrıldı.
The building crumbled to pieces three years ago.
Sami evliliğinin parçalanmasını istemedi.
Sami didn't want his marriage to crumble.
Hududa inşa edilen Leh kaleleri yıkılacak.
Interest in owning the destroyed castle crumbled.
Ya takım olarak iyileşiriz Ya da dökülürüz
We heal as a team or we're gonna crumble.
"onsuz ulusal yapının çökeceği kilit taşı". [1]
"the keystone without which the national edifice would crumble".[1]
Haber geldiğinde, muhafazakar koalisyonun dayanışması çöktü.
When the news arrived, the solidarity of conservative coalition crumbled.
Bayan Fernández görevden çekilirken ekonomi çökmeye başlıyor.
As Ms Fernández slips out of office the economy is starting to crumble.
Amerikalilar Avrupalilarin ilerde parcalanacagini dusunuyorlar.
The Americans think that the European model is going to crumble tomorrow.
Beynimin gerçeği hayalden ayıran sınırı artık yok olmaya başladı.
The boundary of my brain that divides real from fantasy has finally begun to crumble.