dilapidate
/dəˈlæp.ə.deɪt/4 hece
EN → TR
"dilapidate" kelimesinin Türkçesi: bakımsızlık., bakımsızlıktan harap etmek, tahrip etmek, kırıp dökmek, bakımsızlıktan harap olmak. dilapida'tion harap olma. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.
Çeviri
Genelbakımsızlık.
Genelbakımsızlıktan harap etmek
Geneltahrip etmek
Genelkırıp dökmek
Genelbakımsızlıktan harap olmak. dilapida'tion harap olma
Tanım
•fall into decay or ruin
Diğer Dillerde
Fransızcadélabrer, dilapider
İspanyolcaderrochar, deteriorar, deteriorarse
Rusçaветшать, приходи́ть в упа́док, разруша́ть, разрушаться, расточать, растрачивать
Portekizcedilapidar, dilapidar-se
Lehçepopaść w ruinę, roztrwonić, zrujnować
Fincehävittää, rapistua, rapistuttaa
Çekçechátrat, ruinovat
Macarcalepukkan
Dancaforfalde, lade forfalde
Norveççeforfalle, la forfalle, ødelegge
Bulgarcaпрахосвам, разнебитвам се, разрушавам, руша, руша се
Etimoloji
Learned borrowing from Latin dīlapidātus, perfect passive participle of dilapidō (“squander, consume, throw away”), see Etymology 1 and -ate (adjective-forming suffix) for more.
Örnek Cümleler
Harap bir evde yaşıyorlardı.
They lived in a dilapidated house.
Göztepe forması giymektedir.
It wears a dilapidated look.
Olay yeri harap olmuş bir moteldeydi.
The crime scene was in a dilapidated motel.
Yıkılmış tahkimatlar da Edessa, Batnae ve Amida'da tamir edildi.
The dilapidated fortifications were also upgraded at Edessa, Batnac and Amida.
1642'de inşa edilen barok Slonim Sinagogu, harap bir durumdadır.
The baroque Slonim Synagogue, built in 1642, remains in a dilapidated state.
Konstantinopolis bu sıralarda terk edilmiş ve yıkık dökük bir durumdaydı.
Constantinople by this stage was underpopulated and dilapidated.