barren

/ˈbæɹən/2 hece
C1 seviye
EN → TR
"barren" kelimesinin Türkçesi: kısır, meyvasız, kıraç, yavan, anlamsız. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Genelkısır
Genelmeyvasız
Genelkıraç
Genelyavan
Genelanlamsız
Genelbudala
Genelnispeten çorak arazi. barrenly kısır bir şekilde. barrenness kısırlık.
Genelboş kafalı
Genelverimsiz (toprak)
Genel(gen.)(çoğ.) düz veya hafif meyilli
Geneltoprağı kumlu

Görsel

Taze Sebzelerle Kısır Tarifi: Sağlıklı Akdeniz Salatası KasesiTaze Yeşillikler ve Domatesle Hazırlanan Geleneksel Kısır TarifiTaze Yeşilliklerle Zenginleştirilmiş Geleneksel Kısır ve Bulgur SalatasıAhşap sunum tahtasında taze sebzelerle buluşan geleneksel kısır salata

Tanım

•an uninhabited wilderness that is worthless for cultivation
•completely wanting or lacking

Diğer Dillerde

Fransızcastérile
Rusçaбеспло́дный, неплодоро́дный, пу́стошь, я́ловый
Farsçaبیبر, بیثمر, سترون
Azericeməshulsuz, qısır, sonsuz
Felemenkçeonvruchtbaar, steriel
Portekizceárido
Japonca不妊の, 不毛な, 荒れた, 荒瘠な
Ukraynacaбезплі́дний, неплі́дний, я́ловий
Çekçeneplodný
Rumencearid, nefertil, sterilă, sterp
Macarcameddő, sivár, terméketlen
Latincesterilis
Endonezcetandus
Bulgarcaбезплоден, неплодороден, пустош, ялов
Slovencejalov, jalovišče
Estoncaaher
Taycaกันดาร, เป็นหมัน
Baskçaantzu
İrlandacaocrach, seasc
Arnavutçadjerrë, shterp

Etimoloji

From Middle English bareyne, from Anglo-Norman baraigne, baraing (“sterile; barren”), of obscure origin; probably from a Germanic language, perhaps Frankish *baʀ (“bare; barren”), from Proto-Germanic *bazaz (“bare”). If so, a doublet of bare.

Kelime Ailesi

barren strawberry
barren-ground caribou
barrenly
barrenness
barrenwort
nonbarren
overbarren
semibarren
unbarren
urchin barren

Eş & Zıt Anlamlılar

Örnek Cümleler

Manorville'de bir ev
Headquarters of Long Island Central Pine Barrens in the community
Dişi cinsel organları, kısır.
Female genitalia, barren.
Saray kısırdı, çocuğu olmuyordu.
Sarai was barren. She had no child.
Abram kısır olan Sare ile evlendi.
Abram married Sarah (Sarai), who was barren.
Ardından bir süre mankenlik yapmıştır.
Thereafter, it was a barren period.
Ben de yaşlılığın son basamağındayım."
My wife is barren and I have reached an extremely old age".
Öldürülmesi ise daha büyük bir yanlıştır.”
Barrenness was, therefore, considered the greatest misfortune.
Biz onu hasta bir halde bir alana çıkardık.
So We cast him, sick, on a barren shore,
Halsiz bir vaziyette kendisini dışarı çıkardık.
So We cast him, sick, on a barren shore,
Halsiz bir halde iken kendisini sahile çıkardık.
So We cast him, sick, on a barren shore,
Karım kısır, bense alabildiğine yaşlıyım," dedi.
How can I have a son, when my wife is barren, and I have reached the extreme old age."
Kısır olsun o gece, Sevinç sesi duyulmasın içinde.
Behold, let that night be barren. Let no joyful voice come therein.