Ana içeriğe geç
Sözlük
/
yıkılış

yıkılış

TR → EN
"yıkılış" kelimesinin İngilizcesi: decadence, downfall. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Geneldecadence
Geneldownfall

Tanım

•Yıkılmak işi veya biçimi
•Yıkılma işi veya biçimi

Diğer Dillerde

decadence
eş: Entartung, Niedergang, Sittenverfall, Verfall
köken: From French décadence.
aile: Wohlstandsdekadenz
S. 44. Der Untergang von Númenor. — 3319: Númenor'un yıkılışı.
Fransızcachute, décadence, décadentisme (dişil) /ʃyt/
fall · fall, drop (e.g. in price) · fall, collapse, downfall
çekim: çoğul chutes
eş: écroulement, déchet, découpure, tombée, queues, affaissement
köken: From a merger of Old French cheüe, chue (from Vulgar Latin *cadūta) and cheoite (from Vulgar Latin cadecta), both feminine past participles of cheoir, whence modern choir (compare chu).
aile: parachute
1199 : trêve de Vernon. — 3319: Númenor'un yıkılışı.
une chute libre
un point de chute
Sa chute lui a été fatale.
İspanyolcacaída, decadencia, decaimiento, ocaso, perdición (dişil) /kaˈida/
fall (act of falling) · crash (of a computer) · downfall
çekim: çoğul caídas
köken: From caer (“to fall”) + -ida.
aile: a la caída de la noche, a la caída de la tarde, a la caída del sol, caída de agua, caída libre, paracaídas
Era la destrucción de mi sueño de convertirme en artista. — Ressam olma hayalimin yıkılışıydı bu.
fall (act of falling) · drop (i.e. temperature drop)
çekim: çoğul cadute
eş: cascata, crollata, inciampata, piombata, precipitata, rotolata
zıt: ascesa, salita
köken: Deverbal formed with the feminine past participle of cadere (“to fall”).
Rappresentava la distruzione del mio sogno di diventare un artista. — Ressam olma hayalimin yıkılışıydı bu.
La sua caduta accidentale dal tetto è stata fatale.
Rusçaдекада́нс, декаде́нтство, крах, круше́ние, обва́л, паде́ние /krax/
failure, crash, ruin, bankruptcy · name-day woman or girl (woman or girl celebrating her name day, i.e. the day of the saint who she is named after)
çekim: çoğul кра́хи · tamlayan кра́ха
eş: разорение, банкротство
köken: Borrowed from German Krach.
Это означало конец моей мечте стать художником. — Ressam olma hayalimin yıkılışıydı bu.
Arapçaاضمحلال (eril)
verbal noun of اِضْمَحَلَّ (iḍmaḥalla) (form IVq)
çekim: tamlayan اِضْمِحْلَالٍ
كان ذلك مدمراً لحلمي بآن اصبح فناناً — Ressam olma hayalimin yıkılışıydı bu.
Azericedağılma, süqut
falling-off · disruption · breakdown
çekim: çoğul süqutlar · tamlayan süqutun
köken: Borrowed from Arabic سُقُوط (suqūṭ).
decadence
köken: From Russian декаде́нтство (dekadéntstvo).
Felemenkçeneergang (eril) /ˈneːrˌɣɑŋ/
downfall
çekim: çoğul neergangen
eş: ondergang, val, achteruitgang, aftakeling, regressie, val
köken: From neergaan, modeled on gang.
Dit was de verwoesting van mijn droom om kunstenaar te worden. — Ressam olma hayalimin yıkılışıydı bu.
Portekizcedecadência, queda, ruína (dişil) /de.kaˈdẽ.si.ɐ/
decline, decay (deterioration of condition) · decadence (state of moral or artistic decline or deterioration)
çekim: çoğul decadências
köken: Borrowed from French décadence, from Late Latin decadentia, from decadens.
1989 — Queda do Muro de Berlim. — (1975) Berlin Duvarının yıkılışı.
defeat
çekim: çoğul ήττες · tamlayan ήττας
köken: Learnedly, from Ancient Greek ἧττα (hêtta, “defeat”), from ἧσσα (hêssa, “defeat”).
Γκρέμισε το όνειρό μου να γίνω καλλιτέχνης. — Ressam olma hayalimin yıkılışıydı bu.
Japoncaデカダンス, 最期, 滅亡, 致命傷, 衰亡, 退廃 /sa̠iɡo̞/
death; downfall, collapse; end of life; last moment · the extinction of a family
eş: 死に際, 末期
zıt: 誕生, 成立
1989年 - (ドイツ)ベルリンの壁崩壊。 — (1975) Berlin Duvarının yıkılışı.
彼は戦争で悲惨な最期を遂げた。
帝国の最期
平家の最期
'윤리적 타락'이라는 본래의 뜻에서 19세기 프랑스에서 일어난 문학 사조의 하나를 일컫는 말. 기존의 사회 규범 및 도덕을 비판 또는 반대하는 경향.
eş: 퇴폐주의
화가가 되고싶다는 제 꿈은 그렇게 끝나버렸죠. — Ressam olma hayalimin yıkılışıydı bu.
İsveççedekadans, förfall
alternative spelling of dekadens
çekim: tamlayan dekadansens
köken: Borrowed from French décadence.
Vid dånet av deras fall bävar jorden; man skriar så, att ljudet höres ända borta vid Röda havet. — Yıkılışlarının gürültüsünden yeryüzü titreyecek, Çığlıkları Kızıldenize dek duyulacak.
Lehçeupadek, zguba (eril) /uˈpa.dɛk/
fall, falling (workplace or sports accident) · downfall (loss of greatness or status)
çekim: çoğul upadki · tamlayan upadku
eş: gnicie, rozpad, ruina, zmierzch, krach, katastrofa
köken: Etymology tree Polish upadać Proto-Indo-European *-kos Proto-Slavic *-kъ Proto-Slavic *-ъkъ Old Polish -ek Polish -ek Polish upadek From upadać + -ek.
Moje marzenia o zostaniu artystą legły w gruzach. — Ressam olma hayalimin yıkılışıydı bu.
Ukraynacaзанепа́дництво
Це був хрест на моїй мрії стати художником. — Ressam olma hayalimin yıkılışıydı bu.
Hintçeअधोगति, क्षयिष्णुता, गिरावट, पतन, ह्रास, ह्रासोन्मुखता (dişil) /ə.d̪ʱoːɡ.t̪iː/
downfall, degradation, decline
çekim: çoğul अधोगतियाँ
köken: Sanskritic formation from अधस् (adhas, “down, below”) + गति (gati, “going, state”).
बुरी संगति अंततः मनुष्य की अधोगति का कारण बनती है।
Fincedekadenssi, kukistuminen, moraalinen mädännäisyys, tuho /ˈdekɑdensːi/
decadence
çekim: çoğul dekadenssit · tamlayan dekadenssin
köken: Internationalism (see French décadence), ultimately from Medieval Latin decadentia.
Tämä taistelu aloitti Imperiumin luhistumisen. — Bu deyim imparatorluğun yıkılışına kadar devam etmiştir.
Çekçedekadence, úpadek (dişil) /ˈdɛkadɛnt͡sɛ/
decadence · decadent movement (literary and artistic movement exemplified by Oscar Wilde)
çekim: çoğul dekadencí · tamlayan dekadencí
V roce 3319 dochází k Pádu Númenoru. — 3319: Númenor'un yıkılışı.
Rumencedecadență (dişil)
decline, regress · decadence, moral degradation · a decline in literary and artistic quality of an epoch compared to the previous one
çekim: çoğul decadențe · tamlayan decadențe
köken: Borrowed from French décadence.
Era destrămarea visului de a deveni artist. — Ressam olma hayalimin yıkılışıydı bu.
Macarcabukás, hanyatlás, kudarc /ˈbukaːʃ/
fall
çekim: çoğul bukások
köken: From bukik + -ás (noun-forming suffix).
A művészi karrierről szóló álmom szertefoszlott. — Ressam olma hayalimin yıkılışıydı bu.
Latinceruīna
Dancaforfald
decay, deterioration, debasement
çekim: tamlayan forfalds
köken: From the verb forfalde (“decay”), which is from Middle Low German vorvallen.
Dette var ødelæggelsen af min drøm om at blive kunstner. — Ressam olma hayalimin yıkılışıydı bu.
Norveççedekadanse
Slik fikk Gondolin sin undergang. — Gondolin'in Yıkılışı boyunca öldürüldüler.
Bulgarcaпровал, упа́дък
Това унищожи мечтата ми да стана художник. — Ressam olma hayalimin yıkılışıydı bu.
Slovencedekadenca
Od glasu njih padca se potrese zemlja; vpitja glas se bo slišal do Rdečega morja. — Yıkılışlarının gürültüsünden yeryüzü titreyecek, Çığlıkları Kızıldenize dek duyulacak.
Litvancanúosmukis
Bažnyčia šioje vietoje išsilaikė iki nugriovimo sovietmečiu. — Bu alan Sovyetler'in yıkılışına kadar gelişmeye devam etti.
Taycaความพินาศ, ความเสื่อมโทรม

Örnek Cümleler

Şanlı Devrim ve Dominyon'un yıkılışı
Glorious Revolution and dissolution
Ressam olma hayalimin yıkılışıydı bu.
This was the destruction of my dream of becoming an artist.
Dünya liderleri Berlin Duvarının yıkılışını kutladı
World leaders celebrate the fall of the Berlin Wall
Babür İmparatorluğunun İngilizler tarafından yıkılışı.
Dissolution of the Mughal Empire by the British.
Konserin amacı Berlin Duvarı'nın yıkılışını kutlamaktı.
The event's purpose was to commemorate the fall of the Berlin Wall.
Roma İmparatorluğu'nun yıkılışı sırasında da gerçekleşti.
It has happened with the fall of the Roman Empire.
Berlin Duvarı'nın yıkılışı gerçekten çığır açan bir olaydı.
The fall of the Berlin Wall was really an epochal event.
Fakat Yugoslavya'nın yıkılışından sonra tüm bunlar değişti.
All that changed, though, after the collapse of Yugoslavia.
Şehirlerimize elektrik gelmesi, veya Berlin duvarının yıkılışı gibi,
Like the harnessing of electricity in our cities, or the fall of the Berlin Wall,
2009 Mihail Gorbaçov Berlin Duvarı'nın yıkılışındaki rolünden dolayı.
2009 Mikhail Gorbachev For his involvement in the fall of the Berlin Wall.
Dahiliye Nazırlığı Osmanlı Devleti'nin yıkılışına kadar varlığını sürdürdü.
The hostility continued until Max left.
Daha sonra, evrenin yıkılışı için portal kapanmadan Antizon'dan geri döner.
Danny returns to the real world before the portal closes.
yıkılış ile daha fazla örnek cümle →
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod