Ana içeriğe geç
Sözlük
/
tatlılık

tatlılık

noun
TR → EN
↔ ters çevir
"tatlılık" kelimesinin İngilizcesi: affability affableness, amenity, honey, sweetness, amenity. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Genelaffability affableness
Genelamenity
Genelhoney
Genelsweetness
Genelamenity
Genelsweetness
Genelamenity
Genelsweetness

Görsel

Taze Ananas Smoothie'si: Bardakta Egzotik Lezzet ve Doğal Tatlılık

Çekim Tablosu

Belirtme (-i)tatlılığı
Yönelme (-e)tatlılığa
Bulunma (-de)tatlılıkta
Çıkma (-den)tatlılıktan
Tamlayan (-in)tatlılığın
Çoğul (-ler)tatlılıklar

Tanım

•sevimlilik, hoşluk, şirinlik
•tatlı olma durumu, tat
•Hoşa gitme özelliği olma durumu

Diğer Dillerde

AlmancaHonig, Süße, Süßigkeit (eril) /ˈhoːnɪç/
honey
çekim: çoğul Honige · tamlayan Honigs
eş: Bienenhonig
köken: From Middle High German honic, honec, hönic, hünic, from Old High German honag, from Proto-West Germanic *hunag, from Proto-Germanic *hunagą. Cognate with English honey.
aile: Honigbiene
Sie konnte nicht verstehen, wie solch ein mürrischer Mann könnte eine solche schmeichelnden Klang. — O anlamak ne kadar böyle bir somurtkan adam, böyle bir tatlılıkla kandırma ses yapabilir.
Fransızcadouceur, goût sucré, sucrosité (dişil) /du.sœʁ/
softness, tenderness · sweetness
çekim: çoğul douceurs
köken: Inherited from Old French dolçor, from Late Latin dulcōrem, from Latin dulcis.
aile: en douceur, plus fait douceur que violence
Elle ne pouvait pas comprendre comment un tel hargneux l'homme pouvait faire une telle sonores câline. — O anlamak ne kadar böyle bir somurtkan adam, böyle bir tatlılıkla kandırma ses yapabilir.
İspanyolcaagradabilidad, cari, cariño, cielo, dulcedumbre, dulzor (dişil) /aɡɾadabiliˈdad/
likeability
çekim: çoğul agradabilidades
köken: From agradable + -idad.
No podía entender cómo un hosco el hombre puede hacer un sonido tan persuasión. — O anlamak ne kadar böyle bir somurtkan adam, böyle bir tatlılıkla kandırma ses yapabilir.
İtalyancacarino, dolcezza, gioia, miele /kaˈri.no/
nice · cute · pretty
çekim: üstünlük carinissimo
eş: attraente, bellino, delizioso, gradevole, grazioso, leggiadro
köken: From caro + -ino.
E c'era così tanta dolcezza tra loro. — Ve orada, onların arasında öyle bir tatlılık vardı ki...
sweetness · sweets, sweetmeats, candies
çekim: çoğul сла́дости · tamlayan сла́дости
eş: сласть, наслаждение, услада
köken: сла́д(кий) (slád(kij)) + -ость (-ostʹ)
Вместо этого, она назвала альбом Hard Candy, который ссылается на сопоставлении жесткости и сладости. — Bunun yerine albüme sertlik ve tatlılık anlamı taşıyan "Hard Candy" adını koydu.
to move, to vibrate, to shake · to admix with honey · to feed honey
çekim: geçmiş عَسَلْتُ
انه يعامل الامير لي سول بقفازات من حرير بذل قفازات من حديد — Prenses Lee Seol meselesiyle, zor kullanarak değil de tatlılıkla ilgileniyor.
وَأَنْهَارٌ مِنْ عَسَلٍ مُصَفًّى
Azericebal, şirinlik /bɑɫ/
honey
çekim: çoğul ballar
köken: Inherited from Proto-Turkic *bal (“honey”).
honey
çekim: çoğul балдар · tamlayan балдың
köken: From Proto-Turkic *bal (“honey”).
бал қайнату
Özbekçeasal, totlilik
honey
çekim: çoğul asallar · tamlayan asalning
köken: Borrowed from Arabic عَسَل (ʕasal).
Tatarcaтатлылык
Felemenkçehoning, zoetheid (eril) /ˈɦoː.nɪŋ/
honey
köken: From Middle Dutch honinch (“honey”), from Old Dutch honing, from Proto-Germanic *hunangą. Cognate with English honey and German Honig.
aile: bijenhoning, bloemenhoning, honingbeer, honingbij, honingdas, honingeter, honingkoek, honingraat
Ze kon niet begrijpen hoe zo'n nors man kan leiden dat die een vleiend geluid. — O anlamak ne kadar böyle bir somurtkan adam, böyle bir tatlılıkla kandırma ses yapabilir.
Portekizcedoçura, querida, querido (dişil) /doˈsu.ɾɐ/
sweetness
çekim: çoğul doçuras
köken: From doce (“sweet”) + -ura.
aile: doçura ou travessura
Para Daniela, "Carmen tinha muitas virtudes". — Hoffman için ''Onda bir tatlılık var.
sweetness (the condition of being sweet) · sweetness (the quality of giving pleasure to the mind or senses; pleasantness, agreeableness) · sweetness, sweet (term of address)
çekim: çoğul γλύκες · tamlayan γλύκας
zıt: πίκρα
köken: Inherited from Byzantine Greek γλύκα (glúka). By surface analysis, γλυκός (glykós) + -α (-a).
Μεταχειρίζεται το θέμα της πριγκίπισσας Λι Σολ με το γάντι αντί με σιδερογροθιά. — Prenses Lee Seol meselesiyle, zor kullanarak değil de tatlılıkla ilgileniyor.
Japoncaあなた, ハニー, 甘さ, 蜂蜜 /a̠na̠ta̠/
貴方, 貴女, 貴男: you (second-person pronoun) · 貴女: (to a female) you · 貴男: (to a male) you
köken: Compound of あ (a, distal pronoun marker, indicating something far away from both speaker and listener; also found in あれ (are, “that”, far away), あそこ (asoko, “there”, far away), etc.) + な (na, possessive, ancient compounding alternative for (and possibly derived from) particle の (no)) + た (ta, “direction, side, place”, only found in ancient terms; possibly contracted from 方 (kata)). Originally…
aile: あんた, 貴方達, 貴方方
男はそのような説得の音を作ることができます。 ほぼ次の瞬間に素晴らしいことが起こった。 — O anlamak ne kadar böyle bir somurtkan adam, böyle bir tatlılıkla kandırma ses yapabilir.
「日が出るでしょう。それから日が沈むでしょう。それからまた出るでしょう、そうしてまた沈むでしょう。――赤い日が東から西へ、東から西へと落ちて行くうちに、――あなた、待っていられますか」
honey
eş: 蜂蜜, 蜂蜜, 蜂蜜, 蜂蜜, 蜜糖, 蜂蜜
她指出霍夫曼「對她很溫柔。 — Hoffman için ''Onda bir tatlılık var.
sweetness, sweet taste
köken: Sino-Korean word from 甘味 (“sweetness”).
aile: 감미롭다, 감미료(甘味料)
휘파람. 그녀는 이해하지 못했습니다 어떻게 같은 기분이 언짢아하는 남자는 감언 이설 소리를 만들 수 있습니다. — O anlamak ne kadar böyle bir somurtkan adam, böyle bir tatlılıkla kandırma ses yapabilir.
İsveççehonung, sötma /ˈhoːˌnɵŋ/
honey
çekim: tamlayan honungs
köken: From Old Norse hunang, from Proto-Germanic *hunangą.
aile: bihonung, honungsbi, honungsburk, honungsdagg, honungsdoftande, honungsdrag, honungsfälla, honungsfärgad, honungsgömme, honungskaka
Hon kunde inte förstå hur en sådan sur man kunde göra en sådan uppmuntran ljud. — O anlamak ne kadar böyle bir somurtkan adam, böyle bir tatlılıkla kandırma ses yapabilir.
Bin producerar honung
cane, stick, walking stick · rod, stick (of cinnamon, vanilla, dynamite etc.) · blowjob
çekim: çoğul laski · tamlayan laski
eş: lacha, laga, laseczka, lachon, lasencja, lalunia
köken: Etymology tree Old Polish laska Polish laska Inherited from Old Polish laska.
aile: laskonogi, laskowaty, lasecznik, laskarz
Nie mogła zrozumieć, jak taki gburowaty człowiek mógł złożyć takie namawianie dźwięku. — O anlamak ne kadar böyle bir somurtkan adam, böyle bir tatlılıkla kandırma ses yapabilir.
honey · mead
çekim: çoğul меди́ · tamlayan ме́ду
köken: Etymology tree Proto-Indo-European *médʰu Proto-Balto-Slavic *médus Proto-Slavic *mȅdъ Old East Slavic медъ (medŭ) Middle Ukrainian медъ (med) Ukrainian мед Inherited from Middle Ukrainian медъ (med), from Old East Slavic медъ (medŭ), from Proto-Slavic *mȅdъ.
Вона не могла зрозуміти, як такий похмурий людина могла зробити таке умовлянь звуку. — O anlamak ne kadar böyle bir somurtkan adam, böyle bir tatlılıkla kandırma ses yapabilir.
Hintçeमधु, शहद (eril) /mə.d̪ʱuː/
honey
çekim: çoğul मधुओं
köken: Borrowed from Sanskrit मधु (mádhu).
हर मधुमक्खी रानी के लिए मधु बनाती है।
sweetness (having a pleasing disposition)
çekim: çoğul herttaisuudet · tamlayan herttaisuuden
köken: herttainen + -uus
Hän ei voinut ymmärtää, miten tällainen äreä mies saattaa tulla coaxing ääni. — O anlamak ne kadar böyle bir somurtkan adam, böyle bir tatlılıkla kandırma ses yapabilir.
Çekçedrahoušek, med, miláček, sladkost, zlatíčko (eril) /ˈdraɦou̯ʃɛk/
diminutive of drahý · darling, sweetheart, honey
çekim: çoğul drahouškové · tamlayan drahouška
köken: From drahý + -ek.
Nemohla pochopit, jak takové nevlídné člověk by mohla učinit tyto přemlouvání zvuk. — O anlamak ne kadar böyle bir somurtkan adam, böyle bir tatlılıkla kandırma ses yapabilir.
Rumencedulceață, miere, mieriu (dişil) /dulˈt͡ʃe̯at͡sə/
sweetness · pleasure · mildness
çekim: çoğul dulcețuri · tamlayan dulceți
köken: From dulce + -eață. Compare Italian dolcezza, Aromanian dultseatsã.
Ea nu a putut înţelege cum un astfel de ursuz om ar putea face un astfel de sunet coaxing. — O anlamak ne kadar böyle bir somurtkan adam, böyle bir tatlılıkla kandırma ses yapabilir.
Macarcaédesség, kedvesség, méz /ˈeːdɛʃːeːɡ/
sweet (sugary confection), dessert
çekim: çoğul édességek
köken: édes (“sweet”) + -ség (noun-forming suffix)
aile: édességbolt
Miközben a maga helyzetét rendezi el, tudom, hogy addig nehéz időszakon fog átmenni és szenvedni fog. — Prenses Lee Seol meselesiyle, zor kullanarak değil de tatlılıkla ilgileniyor.
sweetness
çekim: çoğul מותקכם
köken: Related to מָתוֹק (matók, “sweet”).
שריקה. היא לא יכלה להבין איך כזה זועף אדם יכול לעשות כזה קול משדל. — O anlamak ne kadar böyle bir somurtkan adam, böyle bir tatlılıkla kandırma ses yapabilir.
sweetness
çekim: çoğul dulcōrēs · tamlayan dulcōris
zıt: acerbitās, amāritās, amāritūdō, amāror, austēritās
köken: Etymology tree Latin dulcis Proto-Indo-European *-os Proto-Indo-European *-s Proto-Indo-European *-ōs Proto-Italic *-ōs Latin -or Latin dulcor From dulcis (“sweet”) + -or.
aile: ēdulcorō
Dancahonning, skat, sødme /hɔnenɡ/
honey (sweet substance produced by bees)
çekim: çoğul honninger · tamlayan honnings
köken: From Old Danish hunung, hunigh, from Old Norse hunang, from Proto-Germanic *hunangą.
aile: honningfarvet, honningkrukke, akaciehonning, bihonning, lynghonning, honningkage, honningsnaps
Hun kunne ikke forstå, hvordan en sådan sure mand kunne foretage en sådan lokkende lyd. — O anlamak ne kadar böyle bir somurtkan adam, böyle bir tatlılıkla kandırma ses yapabilir.

Etimoloji

By surface analysis, tatlı + -lık

Örnek Cümleler

Hoffman için ''Onda bir tatlılık var.
She noted that Hoffman "has a softness to her.
Öyleyse müsamaha ile tatlılıkla davran onlara.
The Hour (of the great change) is certain to come.
Ve orada, onların arasında öyle bir tatlılık vardı ki...
And there was so much sweetness there between them.
Kuzenlerin arasında, nasıl bir tatlılık vardı anlatamam.
Between the cousins, so much sweetness.
Onlar ki melekler canlarını tatlılıkla alırlar: “Selâm size!
When the angels receive the souls of those who are blameless they will say: "Peace on you.
Arnavut şarabı, eşsiz tatlılık ve yerli çeşitleri ile karakterize edilir.
Albanian wine is characterized by its unique sweetness and indigenous varieties.
Arnavut şarabı, eşsiz tatlılık ve yerli çeşitleri ile karakterize edilir.
The wine of Albania is characterized by its unique sweetness and indigenous varieties.
Prenses Lee Seol meselesiyle, zor kullanarak değil de tatlılıkla ilgileniyor.
As he is organizing your situation, I know he will have a hard time and suffer doing this.
Öyleyse müsamaha ile tatlılıkla davran onlara. [23,115-116; 38,27; 53,31; 43,89]
Surely the Hour is coming; so pardon thou, with a gracious pardoning.
Etikette listelenen tatlılık seviyesi (yarı-seco) ile bir İspanyol köpüklü Cava.
A Spanish sparkling Cava with its sweetness level (semi-seco) listed on the label.
O anlamak ne kadar böyle bir somurtkan adam, böyle bir tatlılıkla kandırma ses yapabilir.
She could not understand how such a surly man could make such a coaxing sound.
Tipik olarak hiç şeker kalmayacak, bu nedenle tatlılık içermeyen bir meyve aroması olacaktır.
Typically no sugar will be left so there will be a fruit flavour without sweetness.
tatlılık ile daha fazla örnek cümle →
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod