Ana içeriğe geç
Sözlük

tatlılık ile cümle

tatlılık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
47
ÖRNEK CÜMLE
8
HARF
3
HECE
12
ORT. KELİME
Hoffman için ''Onda bir tatlılık var.She noted that Hoffman "has a softness to her.
Arnavut şarabı, eşsiz tatlılık ve yerli çeşitleri ile karakterize edilir.Albanian wine is characterized by its unique sweetness and indigenous varieties.
O anlamak ne kadar böyle bir somurtkan adam, böyle bir tatlılıkla kandırma ses yapabilir.She could not understand how such a surly man could make such a coaxing sound.
Prenses Lee Seol meselesiyle, zor kullanarak değil de tatlılıkla ilgileniyor.As he is organizing your situation, I know he will have a hard time and suffer doing this.
Ve orada, onların arasında öyle bir tatlılık vardı ki...And there was so much sweetness there between them.
Kuzenlerin arasında, nasıl bir tatlılık vardı anlatamam.Between the cousins, so much sweetness.
Öyleyse müsamaha ile tatlılıkla davran onlara.The Hour (of the great change) is certain to come.
Onlar ki melekler canlarını tatlılıkla alırlar: “Selâm size!When the angels receive the souls of those who are blameless they will say: "Peace on you.
Öyleyse müsamaha ile tatlılıkla davran onlara. [23,115-116; 38,27; 53,31; 43,89]Surely the Hour is coming; so pardon thou, with a gracious pardoning.
Arnavut şarabı, eşsiz tatlılık ve yerli çeşitleri ile karakterize edilir.The wine of Albania is characterized by its unique sweetness and indigenous varieties.
Etikette listelenen tatlılık seviyesi (yarı-seco) ile bir İspanyol köpüklü Cava.A Spanish sparkling Cava with its sweetness level (semi-seco) listed on the label.
Tipik olarak hiç şeker kalmayacak, bu nedenle tatlılık içermeyen bir meyve aroması olacaktır.Typically no sugar will be left so there will be a fruit flavour without sweetness.
Bunun yerine albüme sertlik ve tatlılık anlamı taşıyan "Hard Candy" adını koydu.Вместо этого, она назвала альбом Hard Candy, который ссылается на сопоставлении жесткости и сладости.
Hoffman için ''Onda bir tatlılık var.Para Daniela, "Carmen tinha muitas virtudes".
Bunun yerine albüme sertlik ve tatlılık anlamı taşıyan "Hard Candy" adını koydu.Végül a Hard Candy név mellett döntött, ami kifejezi az album "keménységét és édességét" egyben.
İki çeşit terbiye metodu vardır:Hayvanı tatlılıkla alıştırmak veya kırbaç zoruyla yola getirmek.Sillä on kaksi työskentelytapaa: joko ajaa riista puuhun tai pysäyttää se.
Hoffman için ''Onda bir tatlılık var.她指出霍夫曼「對她很溫柔。
Bunun yerine albüme sertlik ve tatlılık anlamı taşıyan "Hard Candy" adını koydu.Naslov "Hard Candy" se odnosi na stapanju teškog i slatkog.
Kuzenlerin arasında, nasıl bir tatlılık vardı anlatamam.Tra i cugini, c'era molta dolcezza.
O anlamak ne kadar böyle bir somurtkan adam, böyle bir tatlılıkla kandırma ses yapabilir.Cô không thể hiểu làm thế nào một cáu kỉnh như vậy người đàn ông có thể làm cho một âm thanh dỗ dành.
O anlamak ne kadar böyle bir somurtkan adam, böyle bir tatlılıkla kandırma ses yapabilir.Dia tidak bisa mengerti bagaimana seperti masam pria bisa membuat seperti suara membujuk.
O anlamak ne kadar böyle bir somurtkan adam, böyle bir tatlılıkla kandırma ses yapabilir.Ea nu a putut înţelege cum un astfel de ursuz om ar putea face un astfel de sunet coaxing.
O anlamak ne kadar böyle bir somurtkan adam, böyle bir tatlılıkla kandırma ses yapabilir.Ela não conseguia entender como um tal mal-humorado homem poderia fazer um som tão persuasão.
O anlamak ne kadar böyle bir somurtkan adam, böyle bir tatlılıkla kandırma ses yapabilir.Elle ne pouvait pas comprendre comment un tel hargneux l'homme pouvait faire une telle sonores câline.
O anlamak ne kadar böyle bir somurtkan adam, böyle bir tatlılıkla kandırma ses yapabilir.Hän ei voinut ymmärtää, miten tällainen äreä mies saattaa tulla coaxing ääni.
O anlamak ne kadar böyle bir somurtkan adam, böyle bir tatlılıkla kandırma ses yapabilir.Hon kunde inte förstå hur en sådan sur man kunde göra en sådan uppmuntran ljud.
O anlamak ne kadar böyle bir somurtkan adam, böyle bir tatlılıkla kandırma ses yapabilir.Hun kunne ikke forstå, hvordan en sådan sure mand kunne foretage en sådan lokkende lyd.
O anlamak ne kadar böyle bir somurtkan adam, böyle bir tatlılıkla kandırma ses yapabilir.휘파람. 그녀는 이해하지 못했습니다 어떻게 같은 기분이 언짢아하는 남자는 감언 이설 소리를 만들 수 있습니다.
O anlamak ne kadar böyle bir somurtkan adam, böyle bir tatlılıkla kandırma ses yapabilir.Nemohla pochopiť, ako také nevľúdne človek by mohla urobiť tieto prehovárania zvuk.
O anlamak ne kadar böyle bir somurtkan adam, böyle bir tatlılıkla kandırma ses yapabilir.Nemohla pochopit, jak takové nevlídné člověk by mohla učinit tyto přemlouvání zvuk.
O anlamak ne kadar böyle bir somurtkan adam, böyle bir tatlılıkla kandırma ses yapabilir.Nem tudta megérteni, hogy egy ilyen goromba ember, hogy egy ilyen hízelgő hang.
O anlamak ne kadar böyle bir somurtkan adam, böyle bir tatlılıkla kandırma ses yapabilir.Nie mogła zrozumieć, jak taki gburowaty człowiek mógł złożyć takie namawianie dźwięku.
O anlamak ne kadar böyle bir somurtkan adam, böyle bir tatlılıkla kandırma ses yapabilir.Ni mogla razumeti, kako taka Grub človek bi takšne coaxing zvok.
O anlamak ne kadar böyle bir somurtkan adam, böyle bir tatlılıkla kandırma ses yapabilir.Non riusciva a capire come un burbero l'uomo possa fare un suono suadente.
O anlamak ne kadar böyle bir somurtkan adam, böyle bir tatlılıkla kandırma ses yapabilir.No podía entender cómo un hosco el hombre puede hacer un sonido tan persuasión.
O anlamak ne kadar böyle bir somurtkan adam, böyle bir tatlılıkla kandırma ses yapabilir.Sie konnte nicht verstehen, wie solch ein mürrischer Mann könnte eine solche schmeichelnden Klang.
O anlamak ne kadar böyle bir somurtkan adam, böyle bir tatlılıkla kandırma ses yapabilir.Ze kon niet begrijpen hoe zo'n nors man kan leiden dat die een vleiend geluid.
O anlamak ne kadar böyle bir somurtkan adam, böyle bir tatlılıkla kandırma ses yapabilir.Вона не могла зрозуміти, як такий похмурий людина могла зробити таке умовлянь звуку.
O anlamak ne kadar böyle bir somurtkan adam, böyle bir tatlılıkla kandırma ses yapabilir.Она не могла понять, как такой угрюмый человек мог сделать такое уговоров звука.
O anlamak ne kadar böyle bir somurtkan adam, böyle bir tatlılıkla kandırma ses yapabilir.Тя не можеше да разбере как такова едно невъзпитан човек би могъл да направи такова увещаване звук.
O anlamak ne kadar böyle bir somurtkan adam, böyle bir tatlılıkla kandırma ses yapabilir.שריקה. היא לא יכלה להבין איך כזה זועף אדם יכול לעשות כזה קול משדל.
O anlamak ne kadar böyle bir somurtkan adam, böyle bir tatlılıkla kandırma ses yapabilir.صافرة. انها لا تستطيع فهم كيف يمكن لهذه عابس ويمكن تقديم مثل هذا الرجل صوت الاقناع.
O anlamak ne kadar böyle bir somurtkan adam, böyle bir tatlılıkla kandırma ses yapabilir.男はそのような説得の音を作ることができます。 ほぼ次の瞬間に素晴らしいことが起こった。
Prenses Lee Seol meselesiyle, zor kullanarak değil de tatlılıkla ilgileniyor.Miközben a maga helyzetét rendezi el, tudom, hogy addig nehéz időszakon fog átmenni és szenvedni fog.
Prenses Lee Seol meselesiyle, zor kullanarak değil de tatlılıkla ilgileniyor.Μεταχειρίζεται το θέμα της πριγκίπισσας Λι Σολ με το γάντι αντί με σιδερογροθιά.
Prenses Lee Seol meselesiyle, zor kullanarak değil de tatlılıkla ilgileniyor.انه يعامل الامير لي سول بقفازات من حرير بذل قفازات من حديد
Ve orada, onların arasında öyle bir tatlılık vardı ki...E c'era così tanta dolcezza tra loro.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod