Ana içeriğe geç
Sözlük
/
sığlık

sığlık

TR → EN
"sığlık" kelimesinin İngilizcesi: flat. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Genelflat

Tanım

•Sığ olma durumu
•Az, kıt olma
•Sığ yer
•Yüzeyde kalma durumu, derine inmeme durumu

Diğer Dillerde

Handlung/Vorgang, etwas flacher zu machen oder flach zu werden
Und ich sagte: "Schwacher Affekt: ein Unvermögen, eine Reihe an Emotionen zu erfahren." — "Sığlık etkisi: farklı duyguları hissetme yoksunluğu." dedim.
flat, level, horizontal · flat, deflated · flat (unable to emit power; dead)
aile: tomber à plat, mettre à plat
Et j'ai dit, " Emotions peu profondes : l'incapacité de vivre une gamme d'émotions. " — "Sığlık etkisi: farklı duyguları hissetme yoksunluğu." dedim.
flat
çekim: çoğul bemoles
köken: From B (“musical letter”) + mol, from mole (“soft”).
aile: abemolar
Otras veces aguarda desde un posadero. — Bazen yerde, sığlık bir adacıkta yuva yapabilirler.
Esta pieza está compuesta en re bemol.
Used other than figuratively or idiomatically: see a, terra. · completely deflated (of a tire) · disheartened due to being ill, morally depressed, or financially ruined; down in the dumps
eş: sgonfio
köken: Literally, “at ground”.
aile: mettere a terra
Solo per caso riescono ad arrivare a casa di Tasso. — Bazen yerde, sığlık bir adacıkta yuva yapabilirler.
Rusçaгеогр. отмель
"Неспособность испытывать эмоции широкого спектра". — "Sığlık etkisi: farklı duyguları hissetme yoksunluğu." dedim.
Arapçaمُسَطَّح
قلت "تعابير ضحلة : عدم القدرة على التعبير عن مدى المشاعر." — "Sığlık etkisi: farklı duyguları hissetme yoksunluğu." dedim.
Farsçaپنچر, صاف, مسطح, هامون, هموار /ˈsaːf/
flat, smooth, even, plane · clear, pure · straight
köken: Derived from Arabic صَافٍ (ṣāfin).
سطوح صاف
موهای صاف
Azericedüz /dyz/
flat, even · straight · correct, right
çekim: karşılaştırma daha düz · üstünlük ən düz
zıt: əyri, yanlış, səhv, yalan
köken: From Proto-Turkic *tüŕ (“even, level”).
aile: düzgün, düzəltmək, düzəlmək
Düz gedirsən, sonra dönürsən sağa
Sözün düzü, özüm də bilmirəm
Kazakçaжазық, жайпақ, жалпак
plain · guilt, blame
çekim: çoğul жазықтар · tamlayan жазықтың
Özbekçesidirgʻa, silliq, tekis
Felemenkçeleeg, lek, mol, verschaald, vlak /leːx/
empty, hollow · listless, lethargic
çekim: karşılaştırma leger · üstünlük leegst
eş: ledig
zıt: vol
köken: From older ledig, from Middle Dutch lēdich, from Old Dutch *lithig, from Proto-Germanic *liþugaz.
aile: ledigheid, leeggieten, leeghoofd, leeglopen, leegloper, leegmaken, leegstaan, leegstand, leegte, legen
Ik zei: "Oppervlakkig: een onvermogen om een scala van emoties te ervaren." — "Sığlık etkisi: farklı duyguları hissetme yoksunluğu." dedim.
Jesse Frederik, "Dode liberalen over 'het grote dikke ik', hebzucht en graaiers", Follow the Money, 2 June 2015.
De fles wijn was helaas leeg.
past participle of descarregar
"Afeições frívolas: "incapacidade de experimentar emoções". — "Sığlık etkisi: farklı duyguları hissetme yoksunluğu." dedim.
tasteless, insipid (food, drink, etc)
zıt: νόστιμος
köken: Inherited from Ancient Greek ἀνούσιος (anoúsios).
Εγώ είπα: "Ρηχά συναισθήματα: η ανικανότητα να εκφράσεις ένα φάσμα συναισθημάτων". — "Sığlık etkisi: farklı duyguları hissetme yoksunluğu." dedim.
Japoncaパンクした, フラット, 平ら, 平坦, 平板, 扁平 /ɸɯ̟ɾa̠t̚to̞/
flat
zıt: シャープ
köken: Borrowed from English flat.
多様な感情を持てないこと」 「くだらん感情で悩みたい奴が どこにいる」 — "Sığlık etkisi: farklı duyguları hissetme yoksunluğu." dedim.
Bフラットメジャー
Korece(지형) 사주
제가 말했어요. "피상적 정서: 특정 감정의 폭을 느끼지 못하는 상태." — "Sığlık etkisi: farklı duyguları hissetme yoksunluğu." dedim.
past participle of slå av · past participle of avslå
çekim: karşılaştırma avslagnare · üstünlük avslagnast
zıt: påslagen
Ca 60% av den totala tillrinningen kommer via Hjulån och Laxån. — Geri kalan yaklaşık % 80'i çamur düzlüğü, sığlık ve tuz bataklıklardan oluşur.
avslaget öl
en avslagen stämning
Lehçebemolowy, bezbarwny, but m na płaskim obcasie, flakowaty, monotonny, nijaki /bɛ.mɔˈlɔ.vɘ/
flat (lowered by one semitone)
köken: Etymology tree Polish bemol Polish -owy Polish bemolowy From bemol + -owy.
Powiedziałem: "Brak reakcji emocjonalnych, niezdolność do odczuwania wielu emocji". — "Sığlık etkisi: farklı duyguları hissetme yoksunluğu." dedim.
Ukraynacaпласки́й, рі́вний
А я не вгавав: "Поверхневі прояви почуттів, невміння відчувати різноманіття емоцій". — "Sığlık etkisi: farklı duyguları hissetme yoksunluğu." dedim.
Hintçeसमतल /səm.t̪əl/
flat, plane
çekim: çoğul समतलों
köken: Sanskritic formation from सम (sam) + तल (tal). Compare Gujarati સમતલ (samtal), Romani samtalo.
Fincealavireinen, alennettu, alennettu nuotti, kokonaan, laakea, lape /ˈɑlɑˌʋirei̯nen/
flat, lower in pitch than it should be · blue, melancholic
çekim: karşılaştırma alavireisempi · üstünlük alavireisin
zıt: ylävireinen, korkea
köken: ala- + vire + -inen
aile: alavireisesti, alavireisyys
Joskus ne saattavat matkata lisääntymisalueelle yhdessä. — Bazen yerde, sığlık bir adacıkta yuva yapabilirler.
Çekçeplochý, prasklý, rovný /ˈploxiː/
flat, plane
çekim: karşılaştırma plošší · üstünlük nejplošší
eş: rovný, rovinný, placatý
köken: Inherited from Proto-Slavic *ploxъ, probably related to *polxъ. First attested in the 16th century.
Rumencemonotonă, mort, neted, plan, șes /mort/
dead
çekim: çoğul morți · tamlayan mortului
zıt: viu
köken: Inherited from Vulgar Latin *mortu(s), from Latin mortuus.
"Superficial afectiv: incapacitatea de-a simți o gamă de emoţii." — "Sığlık etkisi: farklı duyguları hissetme yoksunluğu." dedim.
oamenii morți
Macarca-esz, defektes, lapos /ɛs/
Forms the second-person singular present tense of verbs (indicative mood, indefinite conjugation). · Forms nouns and adjectives from verbs or nouns. · Forms diminutives.
zıt: -isz
És én azt mondtam, "Sekélyes érzelmek: jónéhány érzést képtelen átélni." — "Sığlık etkisi: farklı duyguları hissetme yoksunluğu." dedim.
fest (“to paint”) + -esz → festesz (“you paint, you are painting”)
eresz (“eaves”)
kollégium (“dormitory”) + -esz → kolesz
İbraniceבֶּמוֹל, מְנֻקָּר, מְפֻנְצָ׳ר, שָׁטוּחַ, שִׁטְחִי
אמרתי, "אפקט שטחי: אי-יכולת לחוות קשת רגשות." — "Sığlık etkisi: farklı duyguları hissetme yoksunluğu." dedim.
Latinceplānus
Dancadød, flad, flade, helt, jævnt /ˈd̥øˀð/
dead, inanimate · slack
çekim: karşılaştırma dødere · üstünlük dødest
zıt: levende
köken: From Old Danish døth, from Old Norse dauðr, from Proto-Germanic *daudaz. Cognate with English dead and German tot. Originally a past participle of the verb Proto-Germanic *dawjaną (“to die”) (Danish dø).
I en kø i Irma eller over (eller under) et bord under et møde? — Tek geçit İsengard'da veya İsen Sığlıkları'ndadır.
en død periode
Norveççe-es, dødt, doven, monoton
Endonezcedatar, gepeng, habis, kempes, pipih, rata /ˈdatar/
flat (having no variations in altitude)
köken: From Malay datar, from Proto-Malayic *datar, from Proto-Malayo-Polynesian *dataʀ, from Proto-Austronesian *dataʀ. Doublet of latar and rata.
aile: dataran, mendatar, mendatarkan, pendataran, sedatar

Örnek Cümleler

"Sığlık etkisi: farklı duyguları hissetme yoksunluğu." dedim.
And I said, "Shallow affect, an inability to experience a range of emotions."
Grup hâlinde iken bazen bir hat oluşturarak balıkları sığlıklara doğru gitmeye zorlarlar.
Groups may however sometimes line up and drive fish towards the shallows.
sığlık ile daha fazla örnek cümle →
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod