çekim: karşılaştırma einflussreicher · üstünlük am einflussreichsten
zıt: einflusslos, einflussarm
köken: From Einfluss + -reich.
Ich habe eine hochdotierte Geschäftsfrau interviewt, sie sagte mir, sie habe keine Zeit. — Nüfuzlu bir işkadınıyla röportaj yapmıştım, bunun için zamanının olmadığını söyledi.
Una potente donna d'affari che ho intervistato mi ha detto che non aveva tempo. — Nüfuzlu bir işkadınıyla röportaj yapmıştım, bunun için zamanının olmadığını söyledi.
çekim: karşılaştırma ισχυρότερος · üstünlük ισχυρότερος
eş: ανθεκτικός, δυνατός, κραταιός, σθεναρός
köken: From Ancient Greek ἰσχυρός (iskhurós).
Πήρα συνέντευξη από μια δυναμική επιχειρηματία. Μου είπε πως δεν είχε το χρόνο. — Nüfuzlu bir işkadınıyla röportaj yapmıştım, bunun için zamanının olmadığını söyledi.
important (having relevant and crucial value; having import) · important (able to influence many things) · self-important (having, or behaving as if having, too high an opinion of one's own importance)
çekim: karşılaştırma ważniejszy · üstünlük najważniejszy
eş: doniosły, decydujący, istotny, kluczowy, liczący się, nie bez znaczenia
zıt: skromny, lekki
köken: Etymology tree Proto-Indo-European *weǵʰ- Proto-Indo-European *wéǵʰeti Proto-Germanic *weganą Proto-Germanic *wēgō Proto-West Germanic *wāgu Old High German waga Middle High German wāgebor. Old Polish waga Proto-Indo-European *-nós Proto-Balto-Slavic *-inas Proto-Slavic *-ьnъ Old Polish -ny Old Polish ważny Polish ważny Inherited from Old Polish ważny. By surface analysis, waga + -ny. Compare…
aile: nieważny, ważność
Pewna bizneswoman powiedziała mi, że nie ma na to czasu. — Nüfuzlu bir işkadınıyla röportaj yapmıştım, bunun için zamanının olmadığını söyledi.
Запевняю вас, любий друже, що в міркуванні складу це найкраща книга в світі. — Batı dünyasında, konusundaki yayımlanan en nüfuzlu kitap olduğu söylenebilir.
Hän oli myös tieteiden suosija ja kuolemaansa asti hallituksen vaikuttavin mies. — Ölümünden sonra bile, ülkesinin en nüfuzlu bilim adamlarından sayıldı.
çekim: karşılaştırma gravior · üstünlük gravissimus
zıt: levis
köken: From Proto-Italic *gʷraus, from Proto-Indo-European *gʷréh₂us, an u-stem adjective regularly enlarged into the i-stem, compare brevis, dulcis, mollis, tenuis, etc. Cognate with Ancient Greek βαρύς (barús), Gothic 𐌺𐌰𐌿𐍂𐌿𐍃 (kaurus, “heavy”), Persian گران (gerân) and Sanskrit गुरु (gurú). See also Latin brūtus.
Og de tok barna med dem, og lærte dem deres tale, og de ble døpt. — Fakat nufûzlu emirler israr ettiler ve kendisine sadakatle hizmet edeceklerine dair yeminler ettiler.
to have an influence (to have the power to affect, control or manipulate something or someone)
eş: berkuasa
köken: Affixed ber- + pengaruh.
Ia adalah anak dari Julius Marinus, seorang warganegara Romawi setempat, kemungkinan dengan jabatan tertentu. — Yerel Roma vatandaşı, belki de biraz nüfuzlu bir adam olan Julius Marinus'un oğludur.
köken: Sino-Vietnamese word from 關重, composed of 關 (“to relate to”) and 重 (“heavy; weighty”).
aile: tầm quan trọng
Philippus là con trai của một Marinus Julius, một công dân La Mã địa phương, có thể có vai trò quan trọng. — Yerel Roma vatandaşı, belki de biraz nüfuzlu bir adam olan Julius Marinus'un oğludur.
Интервюирах една успяла бизнесдама, която ми каза, че нямала време. — Nüfuzlu bir işkadınıyla röportaj yapmıştım, bunun için zamanının olmadığını söyledi.
Etimoloji
Inherited from Ottoman Turkish نفوذلو (nüfuzlu); equivalent to nüfuz (“influence”) + -lu. Compare Azerbaijani nüfuzlu, Crimean Tatar nufuzlı and Uzbek nufuzli.