Ana içeriğe geç
Sözlük
/
nufuzlu

nufuzlu

adj
C2 seviye
TR → EN
↔ ters çevir
"nufuzlu" kelimesinin İngilizcesi: influential, important, dominant, potent, prepotent. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Genelinfluentialadj
Genelimportant
Geneldominant
Genelpotent
Genelprepotent

Tanım

•sıfat: Sözü geçer, istediğini yaptıran; erkli
•Makamı yüksek, kademesi üst

Diğer Dillerde

Almancaeinflussreich, wichtig /ˈaɪnflʊsʁaɪç/
influential
çekim: karşılaştırma einflussreicher · üstünlük am einflussreichsten
zıt: einflusslos, einflussarm
köken: From Einfluss + -reich.
Ich habe eine hochdotierte Geschäftsfrau interviewt, sie sagte mir, sie habe keine Zeit. — Nüfuzlu bir işkadınıyla röportaj yapmıştım, bunun için zamanının olmadığını söyledi.
Fransızcaimportant, influent /ɛ̃.pɔʁ.tɑ̃/
important · large, considerable, significant
aile: importamment, importance, importantissime
Il a des amis puissants. — Onun da nüfuzlu arkadaşları var.
Il est important de se brosser les dents.
Une partie importante des votes
Une tempête de neige est un phénomène météorologique produit par une dépression météorologique hivernale importante.
important, that cares, that matters.
eş: necesario, obligatorio, sine qua non
köken: From importar + -ante.
aile: importancia, importantemente, importantísimo
Tiene amigos poderosos. — Onun da nüfuzlu arkadaşları var.
İtalyancaautorevole /aw.toˈre.vo.le/
authoritative, influential
çekim: üstünlük autorevolissimo
eş: potente, prestigioso, importante, accreditato, qualificato, esperto
köken: From autore + -evole.
aile: autorevolezza, autorevolmente
Una potente donna d'affari che ho intervistato mi ha detto che non aveva tempo. — Nüfuzlu bir işkadınıyla röportaj yapmıştım, bunun için zamanının olmadığını söyledi.
argomento autorevole
У него влиятельные друзья. — Onun da nüfuzlu arkadaşları var.
Arapçaمُهِمّ
راقب شقته فقط ولا تحاول إتباعه — Sadece odasını dinle, başka yeri değil. Onun da nüfuzlu arkadaşları var.
Farsçaمهم /mu.ˈhimm/
important task, important affair
çekim: karşılaştırma مهمتَر · üstünlük مهمتَرین
köken: Borrowed from Arabic مُهِمّ (muhimm).
و این مهم که من پیش میگیرم لشکرها را با خویشتن نخواهم بردن جز اندکی.
important
çekim: karşılaştırma daha əhəmiyyətli · üstünlük ən əhəmiyyətli
köken: Morphologically əhəmiyyət + -li.
Kazakçaмаңызды /mɑŋɯzˈdɯ/
important, significant
Özbekçemuhim /muˈhim/
important
çekim: karşılaştırma muhimroq · üstünlük eng muhim
köken: From Arabic مُهِمّ (muhimm).
aile: muhimlik
Felemenkçebelangrijk, invloedrijk /bəˈlɑŋ.rɛi̯k/
important
çekim: karşılaştırma belangrijker · üstünlük belangrijkst
eş: voornaam, aanzienlijk
zıt: onbelangrijk
köken: From belang + -rijk.
aile: belangrijkheid, levensbelangrijk, onbelangrijk
Hij heeft machtige vrienden. — Onun da nüfuzlu arkadaşları var.
powerful, strong, mighty
çekim: karşılaştırma ισχυρότερος · üstünlük ισχυρότερος
eş: ανθεκτικός, δυνατός, κραταιός, σθεναρός
köken: From Ancient Greek ἰσχυρός (iskhurós).
Πήρα συνέντευξη από μια δυναμική επιχειρηματία. Μου είπε πως δεν είχε το χρόνο. — Nüfuzlu bir işkadınıyla röportaj yapmıştım, bunun için zamanının olmadığını söyledi.
Japonca大切, 重要 /ta̠ise̞t͡sɨ/
important, weighty · valuable
köken: From 大 (tai, “of great intensity”) + 切 (setsu, “urgent, pressing, close”).
ヴァギナを見る時間はないと言いました 彼女曰く "ヴァギナを見るのは一日がかり" — Nüfuzlu bir işkadınıyla röportaj yapmıştım, bunun için zamanının olmadığını söyledi.
誰よりも大切な人
Korece중요하다 /ˈt͡ɕu(ː)ŋjoɦa̠da̠/
to be important
köken: 중요(重要) (jung'yo) + -하다 (-hada, “to do”, light verb deriving adjectives).
한 권위있는 여성 사업가에게 물었더니 그럴 시간이 없다더군요. — Nüfuzlu bir işkadınıyla röportaj yapmıştım, bunun için zamanının olmadığını söyledi.
계약의 자유는 중요한 원칙으로 남아있고, 그래서 몇몇 예외는 있으나 법원은 당사자들이 어떠한 조건으로 계약을 하든지 관여하지 아니한다.
meaningful, significant · momentous, important, significant
çekim: karşılaştırma betydelsefullare · üstünlük betydelsefullast
zıt: betydelselös
köken: betydelse + -full
Lehçeważny, wpływowy /ˈvaʐ.nɘ/
important (having relevant and crucial value; having import) · important (able to influence many things) · self-important (having, or behaving as if having, too high an opinion of one's own importance)
çekim: karşılaştırma ważniejszy · üstünlük najważniejszy
eş: doniosły, decydujący, istotny, kluczowy, liczący się, nie bez znaczenia
zıt: skromny, lekki
köken: Etymology tree Proto-Indo-European *weǵʰ- Proto-Indo-European *wéǵʰeti Proto-Germanic *weganą Proto-Germanic *wēgō Proto-West Germanic *wāgu Old High German waga Middle High German wāgebor. Old Polish waga Proto-Indo-European *-nós Proto-Balto-Slavic *-inas Proto-Slavic *-ьnъ Old Polish -ny Old Polish ważny Polish ważny Inherited from Old Polish ważny. By surface analysis, waga + -ny. Compare…
aile: nieważny, ważność
Pewna bizneswoman powiedziała mi, że nie ma na to czasu. — Nüfuzlu bir işkadınıyla röportaj yapmıştım, bunun için zamanının olmadığını söyledi.
Запевняю вас, любий друже, що в міркуванні складу це найкраща книга в світі. — Batı dünyasında, konusundaki yayımlanan en nüfuzlu kitap olduğu söylenebilir.
important, necessary
çekim: çoğul अहमों
köken: Borrowed from Sanskrit अहम् (aham).
Fincetärkeä, vaikutusvaltainen /ˈtærkeæ/
important, very relevant · important, significant, dignified · self-important
çekim: karşılaştırma tärkeämpi · üstünlük tärkein
köken: From Proto-Finnic *tärkedä.
aile: tärkeillä, tärkeys, tärkeästi, elintärkeä, itsetärkeä, nykytärkeä, paskantärkeä, pikkutärkeä, turhantärkeä
Hän oli myös tieteiden suosija ja kuolemaansa asti hallituksen vaikuttavin mies. — Ölümünden sonra bile, ülkesinin en nüfuzlu bilim adamlarından sayıldı.
erittäin tärkeä
Illalla on tärkeä kokous.
tärkeä vieras
Çekçedůležitý, vlivný /ˈduːlɛʒɪtiː/
important
çekim: karşılaştırma důležitější · üstünlük nejdůležitější
eş: podstatný, závažný, významný, zásadní, nafoukaný, namyšlený
zıt: nedůležitý
aile: důležitost, veledůležitý
Macarcabefolyásos, fontos /ˈbɛfojaːʃoʃ/
influential
çekim: karşılaştırma befolyásosabb · üstünlük legbefolyásosabb
köken: befolyás + -os
Befolyásos barátai vannak. — Onun da nüfuzlu arkadaşları var.
İbraniceחָשׁוּב
.רק בדירה שלו, שום דבר מפואר .יש לו חברים בעלי השפעה — Sadece odasını dinle, başka yeri değil. Onun da nüfuzlu arkadaşları var.
Latincegravis, magnus /ˈɡra.wɪs/
heavy · pregnant · troublesome, hard
çekim: karşılaştırma gravior · üstünlük gravissimus
zıt: levis
köken: From Proto-Italic *gʷraus, from Proto-Indo-European *gʷréh₂us, an u-stem adjective regularly enlarged into the i-stem, compare brevis, dulcis, mollis, tenuis, etc. Cognate with Ancient Greek βαρύς (barús), Gothic 𐌺𐌰𐌿𐍂𐌿𐍃 (kaurus, “heavy”), Persian گران (gerân) and Sanskrit गुरु (gurú). See also Latin brūtus.
aile: accentus gravis, cithara gravis, gravēdō, gravēscō, gravidus, gravis onus, gravitās, gravitūdō, gravō
Habēmus senātus cōnsultum in tē, Catilīna, vehemēns et grave, ….
Dancaindflydelsesrig, vigtig /ˈve̝ɡ̊d̥i/
important
çekim: karşılaştırma vigtigere · üstünlük vigtigst
köken: From Middle Low German wichtich, from wichte.
Og de tok barna med dem, og lærte dem deres tale, og de ble døpt. — Fakat nufûzlu emirler israr ettiler ve kendisine sadakatle hizmet edeceklerine dair yeminler ettiler.
Endonezceberpengaruh, penting /bər.pəˈŋa.rʊh/
to have an influence (to have the power to affect, control or manipulate something or someone)
eş: berkuasa
köken: Affixed ber- + pengaruh.
Ia adalah anak dari Julius Marinus, seorang warganegara Romawi setempat, kemungkinan dengan jabatan tertentu. — Yerel Roma vatandaşı, belki de biraz nüfuzlu bir adam olan Julius Marinus'un oğludur.
Vietnamcaquan trọng, trọng yếu /kwaːn˧˧ t͡ɕawŋ͡m˧˨ʔ/
important; significant
köken: Sino-Vietnamese word from 關重, composed of 關 (“to relate to”) and 重 (“heavy; weighty”).
aile: tầm quan trọng
Philippus là con trai của một Marinus Julius, một công dân La Mã địa phương, có thể có vai trò quan trọng. — Yerel Roma vatandaşı, belki de biraz nüfuzlu bir adam olan Julius Marinus'un oğludur.
Интервюирах една успяла бизнесдама, която ми каза, че нямала време. — Nüfuzlu bir işkadınıyla röportaj yapmıştım, bunun için zamanının olmadığını söyledi.

Etimoloji

Inherited from Ottoman Turkish نفوذلو (nüfuzlu); equivalent to nüfuz (“influence”) + -lu. Compare Azerbaijani nüfuzlu, Crimean Tatar nufuzlı and Uzbek nufuzli.

Örnek Cümleler

O nüfuzludur.
He is influential.
Tom çok nüfuzluydu.
Tom has been very influential.
Tom nüfuzlu görünüyor.
Tom seems to be influential.
Tom nüfuzlu, değil mi?
Tom is influential, isn't he?
Tom çok nüfuzlu bir adam.
Tom Jackson is a very influential man.
Tom o kadar nüfuzlu değil.
Tom isn't that influential.
O, ilaç dünyasında çok nüfuzlu.
He is very influential in the world of medicine.
Tom Bostonda en nüfuzlu kişidir.
Tom is the most influential man in Boston.
Onun da nüfuzlu arkadaşları var.
He has powerful friends.
Tom nufuzlu arkadaşları olan biri.
Tom is well connected.
Tom kasabanın en nüfuzlu kişisidir.
Tom is the most influential person in town.
Tom'un nüfuzlu biri olduğunu biliyorum.
I know that Tom is influential.
nufuzlu ile daha fazla örnek cümle →
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod