Ana içeriğe geç
Sözlük
/
kafile

kafile

noun
TR → EN
↔ ters çevir
"kafile" kelimesinin İngilizcesi: caravan, convoy. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Genelcaravannoun
Genelconvoynoun

Görsel

Sonbahar Gün Batımında Gizemli Caddede Yürüyen Sırt Çantalı KafileKanyon Duvarları Arasındaki Gizli Şelale ve Doğa Yürüyüşü Yapan Kafilesinin MolasıÇin Seddi'nde Atlı Seyahat Kafilesi ve Surların Tarihi Siyah Beyaz Görüntüsü

Çekim Tablosu

Belirtme (-i)kafileyi
Çoğul (-ler)kafileler

Tanım

•isim: Birlikte hareket eden topluluk
•Aynı yöne giden taşıt veya yolcu topluluğu; konvoy
•Sıra ile gönderilen şeylerin her bir bölüğü

Diğer Dillerde

caravan/trailer
çekim: çoğul Caravans · tamlayan Caravans
köken: Borrowed from English caravan. Perhaps in part through Dutch caravan or at least reinforced by it. The word is often used in reference to Dutch tourists (who are stereotypically known in Germany for their love of caravan travelling).
Er war auf dem Weg nach Jugoslawien. — Habeşistan'a giden kafiledeydi.
Fransızcacaravane, convoi, convoyer, roulotte (dişil) /ka.ʁa.van/
caravan (convoy or procession of travellers, their cargo and vehicles, and any pack animals) · travel trailer (furnished vehicle towed behind another, and used as a dwelling when stationary)
çekim: çoğul caravanes
eş: camping-car
köken: From Old French carvane, a borrowing from Persian کاروان (kârvân), from Middle Persian kʾlwʾn' (kārawān).
aile: caravanier
Tournage réalisé dans des tranchées. — Yola kafileler halinde çıkılmıştır.
les chiens aboient, la caravane passe
İspanyolcacáfila, caravana, convoy, convoyar (dişil) /ˈkafila/
caravan (a group of humans, camels or other animals)
çekim: çoğul cáfilas
eş: multitud, muchedumbre
köken: From Arabic قَافِلَة (qāfila).
Es atravesada por vías pecuarias. — Yola kafileler halinde çıkılmıştır.
definizione mancante; se vuoi, aggiungila tu
eş: roulotte, rulotta, rulotte
Le spoglie sono state traslate a Traversara. — Yola kafileler halinde çıkılmıştır.
group
çekim: çoğul гру́ппы · tamlayan гру́ппы
eş: коллектив, круг, совокупность
köken: Borrowed from German Gruppe. Omitting several steps, from Proto-Germanic *kruppaz. Doublet of круп (krup) and крупье́ (krupʹjé).
Передвигался на костылях. — Yola kafileler halinde çıkılmıştır.
ومن ثم انخرطت في سلك الرهبنة. — Sonra, hacı kafilesine girdi.
Azericekarvan
Kazakçaкеруен
caravan, convoy
çekim: çoğul керуендер · tamlayan керуеннің
köken: From Persian کاروان.
Özbekçekarvon, qofila
caravan
çekim: çoğul karvonlar
köken: Inherited from Chagatai کاروان (kārwān), from Classical Persian کاروان (kārwān).
Felemenkçekaravaan, konvooi, sleurhut, woonwagen (dişil) /ˌkaː.raːˈvaːn/
caravan (a convoy or procession of travelers, their vehicles and cargo, and any pack animals, especially camels crossing a desert)
çekim: çoğul karavanen
köken: Borrowing from French caravane, replacing forms derived from Middle Dutch carvane.
aile: karavaandrijver, karavaanroute, karavaantocht, karavaanweg
Hierna ging hij de horeca in. — Sonra, hacı kafilesine girdi.
Portekizcecomboiar, comboio, rulote, trailer /kõ.bojˈa(ʁ)/
to convoy (to escort a group of vehicles)
çekim: geçmiş comboiei · ortaç comboiado · şimdiki comboia
Seu nome é devido às curvas que a ela faz. — Tarihe kafilede yaptıkları sayesinde adını yazdırmıştır.
caravan (convoy or procession of travelers, their vehicles and cargo and any pack animals) · throng, multitude, crowd (group of people crowded or gathered closely together)
çekim: çoğul καραβάνια · tamlayan καραβανιού
köken: Inherited from Byzantine Greek καρβάνι (karbáni), from Ottoman Turkish كروان (kervan) from Classical Persian کاروان (kārwān).
Οι πρώτοι Ευρωπαίοι που διήλθαν από την περιοχή ήταν Γάλλοι ιεραπόστολοι και οι έμποροι γούνας. — İlk Avrupalı kafilelerin bu topraklara gelişi Fransızlar ve kürk ticareti ile uğraşanlar vasıtasıyla olmuştur.
Το καραβάνι τρέχει μες στη σκόνη, Και την τρελή σου κυνηγάει σκιά.
a caravan (convoy or procession)
köken: From English caravan.
尾上柴舟の門に入った。 — Sonra, hacı kafilesine girdi.
Korece대상, 카라반 /tɛsʰa̠ŋ/
caravan
köken: Sino-Korean word from 隊商.
대차는 회색으로 도색되었다. — Yola kafileler halinde çıkılmıştır.
İsveççecampingvagn, husvagn
a caravan, a camper, a trailer (used as a dwelling, towed behind another vehicle)
çekim: çoğul husvagnar · tamlayan husvagns
köken: hus (“house”) + vagn (“wagon”)
Så kom han in på bryggarbanan. — Sonra, hacı kafilesine girdi.
caravan (convoy or procession of travelers)
çekim: çoğul karawany · tamlayan karawany
köken: Borrowed from Italian caravana, from Persian کاروان (kârvân).
Odbywa się on na szutrowych trasach. — Yola kafileler halinde çıkılmıştır.
Повернувся історик до Києва 22 листопада 1914. — Kafile 22 Kasım'da İstanbul’a döndü.
caravan; convoy, motorcade
çekim: çoğul क़ाफ़िले
köken: Borrowed from Classical Persian قافله (qāfila), from Arabic قَافِلَة (qāfila).
camper, travel trailer (US), caravan (UK) (trailer for temporary living)
çekim: çoğul asuntovaunut · tamlayan asuntovaunun
köken: asunto (“residence”) + vaunu (“wagon”)
Niitä reunustettiin vaakasuorilla viivoilla. — Yola kafileler halinde çıkılmıştır.
Çekçekaravan, karavana, konvoj (eril) /ˈkaravan/
caravan (UK)
çekim: çoğul karavany · tamlayan karavanu
Odlupuje se v proužcích. — Yola kafileler halinde çıkılmıştır.
Rumencecaravană, rulotă (dişil)
caravan
çekim: çoğul caravane · tamlayan caravane
köken: Borrowed from French caravane, from Old French carvane, from Persian کاروان (kârvân), from Middle Persian kʾlwʾn' (kārawān). Doublet of chervan.
Dar ei nu sunt singurii care părăsesc Agriontul. — Ancak aksaklıklar kafilenin yakasını bırakmaz.
Macarcakaraván, konvoj, lakókocsi /ˈkɒrɒvaːn/
caravan
çekim: çoğul karavánok
köken: From German Karawane, from Italian carovana, from Persian کاروان (kârvân, “caravan”).
aile: karavánszeráj, a kutya ugat, a karaván halad
Thorin és Társaihoz tartozó törp. — Thorin ve kafilesine katıldılar.
גנדלף מגיע גם הוא למקום. — Bu kafileye Gandalf da eşlik etti.
Dancacampingvogn, karavane /ˈkambeŋvɔu̯ˀn/
caravan
çekim: çoğul campingvogne · tamlayan campingvogns
köken: From camping + vogn.
Krybbebiderremmen fjerner imidlertig ikke årsagen til problemet. — Ancak aksaklıklar kafilenin yakasını bırakmaz.
rombongan; perarakan; iringan
Ia menjadi pemimpin para dwarf yang berusaha merebut kembali Erebor dari Smaug sang naga. — Kafilenin amacı; eski krallıkları olan Erebor'daki hazineyi Ejder Smaug'tan geri almaktı.
Vietnamcathương đội /tʰɨəŋ˧˧ ʔɗoj˧˨ʔ/
caravan
köken: Sino-Vietnamese word from 商隊.
Thử thách đầu tiên mà họ gặp phải là phải đối đầu với 3 tên Trolls. — Kafile ilk olarak Trollbükü'nde üç troll ile karşılaştılar.

Etimoloji

Arapça قافلة (ḳāfila(t), “kervan, konvoy”) sözcüğünden.

Örnek Cümleler

Sonra, hacı kafilesine girdi.
Then we came into the yard.
Yola kafileler halinde çıkılmıştır.
It was laid in rubble courses.
İlk kafilede 5 işçi Amerika'ya gitti.
The first five winners all went to the United States.
Kafileye yol boyunca çok yardım ettiler.
We had tremendous help all along the way.
Kafile savaşamaz çünkü silahları yoktur.
They cannot leave the shop, as they have no souls.
Ancak aksaklıklar kafilenin yakasını bırakmaz.
But Steinheil herself would not let the affair rest.
Bir yolcu kafilesi gelmişti. Sucularını gönderdiler.
A caravan happened to pass, and sent the water-carrier to bring water from the well.
(Kafile hareket ettikten) sonra bir tellal: Ey kafile!
Then a herald shouted: ‘O [men of the] caravan!
Daha sonra bir kafile gelmiş, sucularını da göndermişlerdi.
A caravan happened to pass, and sent the water-carrier to bring water from the well.
Ayrıca yine 2010'da yayımlanan Kafile 2'nin yapımcılığını yaptı.
In 2010, he also produced Kafile 2.
İkinci Kafile Kütahya'ya son kalanlar ise Bilecik'e sevk edilmiştir.
The remaining two Cuban Koni II class were expended as targets.
Sonunda ise erkek tarafı kız tarafına doğru bir kafileyle yola çıkar.
Then he comes to a man with a goat, and trades the pig for the goat.
kafile ile daha fazla örnek cümle →
Birleşik Kelimeler
kafile başkanı
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod