Kafileye yol boyunca çok yardım ettiler.We had tremendous help all along the way.
Sonunda ise erkek tarafı kız tarafına doğru bir kafileyle yola çıkar.Then he comes to a man with a goat, and trades the pig for the goat.
Yola kafileler halinde çıkılmıştır.It was laid in rubble courses.
Avustralya kafilesinde sporcuların yanında, 418 hakem ve 38 sağlık personeli vardı.In addition to competitors, 418 officials and 38 medical personnel were part of the Australian team.
Ayrıca yine 2010'da yayımlanan Kafile 2'nin yapımcılığını yaptı.In 2010, he also produced Kafile 2.
İlk kafilede 5 işçi Amerika'ya gitti.The first five winners all went to the United States.
Ancak aksaklıklar kafilenin yakasını bırakmaz.But Steinheil herself would not let the affair rest.
Sonra, hacı kafilesine girdi.Then we came into the yard.
Kafile savaşamaz çünkü silahları yoktur.They cannot leave the shop, as they have no souls.
2006'da Melankolia Müzik etiketiyle Kafile isimli bir derleme albüm yayımladı.In 2006, he released the compilation album Kafile under the label Melankolia Müzik.
İkinci Kafile Kütahya'ya son kalanlar ise Bilecik'e sevk edilmiştir.The remaining two Cuban Koni II class were expended as targets.
Bir yolcu-kafilesi geldi, sucularını (kuyuya su almak için) gönderdiler. O da kovasını sarkıttı.A caravan happened to pass, and sent the water-carrier to bring water from the well.
Bir yolcu kafilesi gelmişti. Sucularını gönderdiler.A caravan happened to pass, and sent the water-carrier to bring water from the well.
Sonra bir ünleyici şöyle haykırdı: "Ey kafile, siz herhalde hırsızlık ettiniz!"Then a crier announced: "O men of the caravan, you are thieves."
(Kafile hareket ettikten) sonra bir tellal: Ey kafile! Siz hırsızsınız! diye seslendi.Then a crier announced: "O men of the caravan, you are thieves."
(İstersen) içinde bulunduğumuz şehire (Mısır halkına) ve aralarında geldiğimiz kafileye de sor.Enquire from the people of that city, or ask the men of the caravan with whom we have come.
Daha sonra bir kafile gelmiş, sucularını da göndermişlerdi.A caravan happened to pass, and sent the water-carrier to bring water from the well.
“İnanmazsan, gittiğimiz şehrin ahalisine ve yine içinde geldiğimiz kafilede bulunanlara sor!Enquire from the people of that city, or ask the men of the caravan with whom we have come.
Ve insanların kafile kafile Allah'ın dinine girdiklerini gördüğün zaman,And you see men enter God's discipline horde on horde,
(Gelelim Yusuf'a) Öteden bir kafile gelmiş, sucularını kuyuya göndermişlerdi.Then came travellers, and they sent one of them, a water-drawer, who let down his bucket.
(Kafile Mısır'a vardığında) onu değersiz bir pahaya, sayılı birkaç dirheme sattılar.And they sold him for a low price, - for a few Dirhams (i.e. for a few silver coins).
Bir yolcu-kafilesi geldi, sucularını (kuyuya su almak için) gönderdiler.A caravan passed by, and they sent their water-carrier.
(Kafile hareket ettikten) sonra bir tellal: Ey kafile!Then a herald shouted: ‘O [men of the] caravan!
Makedonya, Olimpiyat Oyunları için Pekin'e yedi sporcudan oluşan bir kafile gönderdi.Macedonia sent a delegation of seven athletes to Beijing last week for the upcoming Games.
Makedon kafilesi geçtiğimiz hafta Oyunlar için Pekin'e doğru yola çıktı.Macedonia's delegation left for the Games in Beijing last week.
Yola kafileler halinde çıkılmıştır.Er entspringt bei Beesewege.
Erişim tarihi: 8 Mayıs 2014. ^ "G.Saray'ın kupa kafilesi belli oldu!Abgerufen am 8. Mai 2014. Läbigi Stadt weist nach: Sardinenbüchsen sind out!
Bazı yabancı turist kafileleri, günübirlik ilçeyi ziyaret etmektedir.Thailändische Touristen besuchen die Landzunge gerne, um hier den Sonnenuntergang zu beobachten.
Bunlar, Moğollar’ın önünden kaçarak buralara sığınan göçmen kafileleri arasında gelmişlerdi.Sie will mit ihnen vor den nun erzürnten Eingeborenen fliehen.
Habeşistan'a giden kafiledeydi.Er war auf dem Weg nach Jugoslawien.
Ancak aksaklıklar kafilenin yakasını bırakmaz.Die Schwangere rührt das Backwerk nicht an.
Sonunda ise erkek tarafı kız tarafına doğru bir kafileyle yola çıkar.Als deren Ersatz sei der irdische Mensch als „Platzhalter“ getreten.
Kafile gece yol alır, gündüz dinlenir.Il chasse la nuit et se repose la journée.
Yola kafileler halinde çıkılmıştır.Tournage réalisé dans des tranchées.
İki Şehir Gözcüsü, kafileyi durdurup Gendry'yi (Joe Dempsie) ararlar.Dos hombres de La Guardia Real llegan a la caravana buscando al bastardo Gendry (Joe Dempsie).
Daenerys'in kafilesi Qarth'a ulaştığında On Üçlüler tarafından karşılaşırlar.Cuando la horda de Daenerys llega a Qarth, son recibidos por los Trece.
Yoluna devam etmek durumunda olan kafile haydutlar tarafından yağmalanmış bir köye rastlar.Al llegar a Donau, se encuentran con una ciudad dominada por bandidos.
Yola kafileler halinde çıkılmıştır.Es atravesada por vías pecuarias.
Kafile ilk olarak Trollbükü'nde üç troll ile karşılaştılar.Catorce comisiones optaron a este trofeo en el primer certamen.
Ori, hikâyede; Thorin ve Kafilesi'ne katılan Erebor'lu bir cücedir.La Falce di Elune (Scythe of Elune) è un artefatto a cui è strettamente legata la storia degli worgen.
Yola kafileler halinde çıkılmıştır.Le spoglie sono state traslate a Traversara.
İlk Avrupalı kafilelerin bu topraklara gelişi Fransızlar ve kürk ticareti ile uğraşanlar vasıtasıyla olmuştur.I primi uomini bianchi che entrarono nella contea furono francesi e britannici, commercianti di pellicce.
İlk Avrupalı kafilelerin bu topraklara gelişi Fransızlar ve kürk ticareti ile uğraşanlar vasıtasıyla olmuştur.Первыми европейцами, пришедшими в эти земли, были французские охотники и торговцы.
Burada kafile dev örümceklerin saldırısına maruz kaldı.Там они наткнулись на гигантских пауков.
Kızılderililer neredeyse kafiledeki herkesi öldürüp sığırlarını da sürüp götürmüşlerdir.Индейцы убили двух поселенцев и увели весь скот.
İlk kafilede 5 işçi Amerika'ya gitti.«Однажды кафе5 посетил Северянин.
Yola kafileler halinde çıkılmıştır.Передвигался на костылях.
Kafileye yol boyunca çok yardım ettiler.И что я истратил слишком много в дороге!
80 kişilik kafile için 3 uçak kiralanmıştı.В дневном налёте участвовали 38 самолётов.
İlk işçi kafilesi, 24 Haziran'da trenle yola çıktı.14 июня вышел первый трейлер.
İlk Avrupalı kafilelerin bu topraklara gelişi Fransızlar ve kürk ticareti ile uğraşanlar vasıtasıyla olmuştur.أول من مر على المدينة من الأوروبيين كانوا المبشرين وتجار الفرو الفرنسيين.
En büyük kafilesi Antalya'da yaşamaktadır.جده كثير هو الداخل إلى الأندلس.
Kafileye yol boyunca çok yardım ettiler.وكان الحشود يهتف لها طول الطريق.
Kafile sonunda son derece zengin biri olmuş ve hazinden payını almıştır.كانت مينو غنية أيضا وحصلت على مرتبة عالية.
Sonra, hacı kafilesine girdi.ومن ثم انخرطت في سلك الرهبنة.
İki Şehir Gözcüsü, kafileyi durdurup Gendry'yi (Joe Dempsie) ararlar.Dois homens da Patrulha da Cidade chegam na caravana com um decreto real, procurando por Gendry (Joe Dempsie).
Tarihe kafilede yaptıkları sayesinde adını yazdırmıştır.Seu nome é devido às curvas que a ela faz.
Bu kafilede bir sürü macera atlattı ve Beş Ordular Savaşı'na katılarak abisi ile sağ çıkmayı başrdı.Hij weet het avontuur, inclusief de Slag van Vijf Legers te overleven.
"Kafilemizde bayrağımızı Fatih Arda İpçioğlu taşıyacak" (Tweet).Sindsdien is het gebruik van het wapen op de vlag voorgeschreven. ? ?
Ötekiler ya ölmüş ya da kafileyi terketmişti.De overige zijn gevlucht, geëxecuteerd of door ontbering omgekomen.