imtina
/im.tiˈnaː/
noun
TR → EN
"imtina" kelimesinin İngilizcesi: hesitation, abstention, refusal. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.
Çeviri
Genelhesitationnoun
Genelabstention
Genelrefusal
Çekim Tablosu
Belirtme (-i)imtinayı
Yönelme (-e)imtinaya
Bulunma (-de)imtinada
Çıkma (-den)imtinadan
Tamlayan (-in)imtinanın
Çoğul (-ler)imtinalar
Tanım
•isim, eskimiş: çekinme
Diğer Dillerde
AlmancaAblehnung, Absage, Verweigerung, Weigerung, Zögern (dişil) /ˈʔapleːnʊŋ/
rejection
çekim: çoğul Ablehnungen · tamlayan Ablehnungen
zıt: Annahme, Zustimmung
köken: From ablehnen + -ung.
Er kann es einfach vermeiden nach Hause zu gehen. — Eve gitmekten imtina edebilir.
Fransızcahésitation, refus (dişil) /e.zi.ta.sjɔ̃/
hesitation
çekim: çoğul hésitations
köken: Borrowed from Latin haesitātiōnem. By surface analysis, hésiter + -ation.
Il peut juste éviter de rentrer à la maison. — Eve gitmekten imtina edebilir.
C'est sans la moindre hésitation qu'elle a fait sa réponse.
İspanyolcahesitación, negativa, rechazo, titubeo (dişil) /esitaˈθjon/
hesitation · vacillation
çekim: çoğul hesitaciones
köken: From Latin haesitātiōnem.
Sólo tiene que evitar volver a casa. — Eve gitmekten imtina edebilir.
İtalyancaesitazione, rifiuto (dişil) /e.zi.tatˈt͡sjo.ne/
hesitation
çekim: çoğul esitazioni
eş: indecisione, incertezza, insicurezza, dubbio, perplessità, tentennamento
köken: From Latin haesitātiōnem.
Gli basta evitare di tornare a casa. — Eve gitmekten imtina edebilir.
Rusçaнереши́тельность, отка́з
Он может просто не идти домой. — Eve gitmekten imtina edebilir.
Arapçaإِبَاء, إِنْكَار, رَفْض
لا أعلم،بالنسبة لـ: "فريدريك" الأمر سهل يُمكنه فقط تجنب العودة إلى الوطن — Bilemiyorum. Fredrik'e göre hava hoş. Eve gitmekten imtina edebilir.
Azericeimtina, tərəddüd /imtiˈnɑ(ː)/
refusal, rejection, renunciation
çekim: çoğul imtinalar · tamlayan imtinanın
köken: From Arabic اِمْتِنَاع (imtināʕ).
aile: imtina etmək
Felemenkçeaarzeling, afwijzing, weigering (dişil) /ˈaːr.zə.lɪŋ/
hesitation
çekim: çoğul aarzelingen
köken: From aarzelen (“to hesitate”) + -ing.
Hij kan gewoon vermijden om naar huis te gaan. — Eve gitmekten imtina edebilir.
De moedige politieagent sprong zonder aarzeling in het kanaal om het kind uit het water te halen. Hij aarzelde geen moment.
hesitation (act of hesitating)
çekim: çoğul hesitações
köken: Learned borrowing from Latin haesitātiōnem. By surface analysis, hesitar + -ção.
Abster-se de falar, segundo acreditava, lhe trazia paz interior. — Konuşmaktan imtina etmenin kendisine iç huzuru getirdiğine inanıyordu.
Yunancaδισταγμός (eril)
hesitation
çekim: çoğul δισταγμοί · tamlayan δισταγμού
eş: ενδοιασμός
Μπορεί απλά να αποφύγει να γυρίσει στην πατρίδα του. — Eve gitmekten imtina edebilir.
躊躇い: hesitation
何だと? そんな気ないぞ — Bilemiyorum. Fredrik'e göre hava hoş. Eve gitmekten imtina edebilir.
refusal
eş: 거절
köken: Sino-Korean word from 拒否.
aile: 거부하다, 거부되다
모르겠다, Fredrik에게는 쉽지. 걔는 그냥 집에 안갈 수도 있어 — Bilemiyorum. Fredrik'e göre hava hoş. Eve gitmekten imtina edebilir.
a rejection (of a formal request)
çekim: çoğul avslags · tamlayan avslags
Fredrik behöver bara skita i att åka hem på ett tag. — Fredrik'e göre hava hoş. Eve gitmekten imtina edebilir.
Han fick avslag på sin begäran
Lehçeniezdecydowanie, odmowa, wahanie /ɲɛ.zdɛ.t͡sɘ.dɔˈva.ɲɛ/
ambivalently, hesitatingly, uncertainly, undecidedly
çekim: tamlayan niezdecydowania
köken: Etymology tree Proto-Indo-European *né Proto-Balto-Slavic *ne Proto-Slavic *ne Old Polish nie Old Polish nie- Polish nie- Proto-Indo-European *h₁éǵʰ Proto-Indo-European *-s Proto-Indo-European *h₁éǵʰsder. Proto-Balto-Slavic *iź Proto-Slavic *jьz Proto-Slavic *jьz- Proto-Indo-European *sem- Proto-Indo-European *sm̥- Proto-Balto-Slavic *san? Proto-Indo-European *ḱe? Proto-Indo-European *ḱóm?…
Nie chce wracać do domu. — Eve gitmekten imtina edebilir.
Ukraynacaвідмо́ва
refusal · denial
çekim: çoğul इनकारों
köken: Borrowed from Classical Persian انکار (inkār), from Arabic إِنْكَار (ʔinkār).
aile: इनकार करना
Finceempiminen, epäröinti, kieltäytyminen, takeltelu, torjuminen /ˈempiminen/
verbal noun of empiä · hesitating, hesitation
çekim: çoğul empimiset · tamlayan empimisen
köken: empiä + -minen
Olla vain menemättä kotiin. — Eve gitmekten imtina edebilir.
Çekçeodmítnutí, váhání, zaváhání (nötr) /ˈodmiːtnuciː/
verbal noun of odmítnout · rejection
çekim: çoğul odmítnutím
Může se prostě vyhnout tomu sem jet. — Eve gitmekten imtina edebilir.
Rumenceezitare, refuz, șovăială (dişil)
hesitation
çekim: çoğul ezitări · tamlayan ezitări
köken: From ezita + -re.
El poate evita să se întoarcă acasă. — Eve gitmekten imtina edebilir.
Macarcabizonytalankodás, elutasítás, habozás, hezitálás, visszautasítás
Megteheti, hogy nem megy haza. Micsoda? — Eve gitmekten imtina edebilir.
Latincecunctātiō, haesitātiō, negātiō
Dancaafslag
Han kan bare lade være med at tage hjem. — Eve gitmekten imtina edebilir.
Endonezcekeragu-raguan, penolakan /pənoˈlakan/
aversion · rejection · repulsion
çekim: çoğul penolakan-penolakan
köken: From tolak + peng- -an.
aile: penolakan otomatis
Dia bisa saja tidak pulang ke rumah. — Eve gitmekten imtina edebilir.
Bulgarcaзаекване, колебание, нерешителност, о́тказ
Може би просто не иска да се върне у дома. — Eve gitmekten imtina edebilir.
Slovakçaodmietnutie
Slovenceodklonitev, zavrnitev
Če lahko dobim vsaj nekaj denarja od nekoga, ga bom obdržala. — Topladıkları nakitin üstünde oturuyorlar, ve kredi kullandırmaktan imtina ediyorlar.
Litvancaatsisakymas
Letoncaatteikums, noraidījums, noraidīšana
Etimoloji
Osmanlı Türkçesi امتناع, o da Arapça اِمْتِنَاع (imtināʿ) kelimesinden gelmektedir.
Kelime Ailesi
Eş & Zıt Anlamlılar
Örnek Cümlelerimtina ile daha fazla örnek cümle →
Eve gitmekten imtina edebilir.
He can just avoid going home.
Patronumla kişisel konuları konuşmaktan imtina ederim.
I avoid discussing personal subjects with my boss.
Lütfen halka açık yerlerde sigara içmekten imtina edin.
Please refrain from smoking in public places.
Konuşmaktan imtina etmenin kendisine iç huzuru getirdiğine inanıyordu.
He stated that the lack of hair makes him feel cleaner.
Topladıkları nakitin üstünde oturuyorlar, ve kredi kullandırmaktan imtina ediyorlar.
If I can get any cash from anybody I'm just going to keep it.
Öldürmek müdahaleyi içerirken, ölüme izin vermek, bakım göstermekten imtina etmeyi içerir. [1]
Whereas killing involves intervention, letting die involves withholding care.[1]