sakınma
TR → EN
"sakınma" kelimesinin İngilizcesi: abstention, evasion, forbear. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.
Çeviri
Genelabstention
Genelevasion
Genelforbear
Tanım
•boksörün korunmak için, ayaklarını oynatmadan eliyle, gövdesiyle sağa sola, öne arkaya yaptığı hareket
•olabileceği düşünülen kötü durumlara karşı önlem alma, ihtiyat
•sakınmak işi, içtinap
•Boksörün korunmak için, ayaklarını oynatmadan eliyle, gövdesiyle sağa sola, öne arkaya yaptığı hareket
•Herhangi bir konuda ileriyi düşünerek ölçülü davranma
•Herhangi bir korku veya düşünce ile bir şeyi yapmaktan uzak durma
Diğer Dillerde
Almancavermeidung (dişil) /fɛɐ̯ˈmaɪ̯dʊŋ/
avoidance
çekim: çoğul Vermeidungen · tamlayan Vermeidungen
köken: From vermeiden (“avoid”) + -ung.
Das sollte vermieden werden. — Bu durumdan sakınmalı.
Fransızcaabstention, esquive (dişil) /ap.stɑ̃.sjɔ̃/
abstention
çekim: çoğul abstentions
eş: ABS, ABST
köken: Borrowed from Late Latin abstentiōnem, from Latin abstentus, from abstineō.
Je préférerais éviter de parler politique. — Politika konuşmaktan sakınmayı tercih ederim.
İspanyolcaabstención, callejuela, evasión, evasiva, fraude de ley (dişil) /abstenˈθjon/
abstention
çekim: çoğul abstenciones
köken: Borrowed from Late Latin abstentiōnem, from Latin abstentus, from abstineō.
aile: abstencionismo, abstencionista
Debemos impedirlo. — Bu durumdan sakınmalı.
İtalyancaastensione, evasione (dişil) /as.tenˈsjo.ne/
abstention
çekim: çoğul astensioni
eş: rinuncia, rifiuto, abbandono, elusione, non partecipazione, astinenza
köken: Borrowed from Late Latin abstentiōnem, from Latin abstentus, from abstineō.
Estensioni di file per cui non generare miniature con MPlayer — Mplayerthumbs' un sakınması gereken dosya uzantıları
Rusçaвоздержа́ние, возде́ржанность, уклоне́ние
Такого следует избегать. — Bu durumdan sakınmalı.
Felemenkçeabstinentie, onthouding (dişil)
abstinence
köken: From Middle Dutch abstinentie, from Latin abstinentia, likely by way of Old French abstinence.
Dit moet vermeden worden. — Bu durumdan sakınmalı.
abstention (the act of abstaining)
çekim: çoğul abstenções
köken: Learned borrowing from Late Latin abstentiōnem.
Isto deve ser evitado. — Bu durumdan sakınmalı.
abstention (the act of abstaining), nonparticipation
köken: Compound of 不(ふ) (fu-) + 参(さん)加(か) (sanka)
これを避けなさい。 — Bu durumdan sakınmalı.
İsveççeflykt
escape, flight (act of fleeing or running away from something) · flight (act of flying)
çekim: çoğul flykter · tamlayan flykts
aile: handelsflykt, landsflykt, tillflykt, utflykt
Filändelser som mplayerthumbs ska undvika — Mplayerthumbs' un sakınması gereken dosya uzantıları
fånga insekter i flykten
Lehçeabstynencja (dişil) /ap.stɘˈnɛn.t͡sja/
abstinence · avoidance illegal additional fees
çekim: çoğul abstynencje · tamlayan abstynencji
köken: Etymology tree Proto-Indo-European *h₂ep Proto-Indo-European *-o Proto-Indo-European *h₂epó Proto-Italic *ap Latin abder. Latin ab- Proto-Indo-European *ten- Proto-Indo-European *tn̥-eh₁-(ye)-tider. Proto-Italic *tenēō Latin teneō Latin abstineō Latin abstinens Proto-Indo-European *-yós Proto-Italic *-ios Old Latin -ios Latin -ius Latin -ia Latin abstinentialbor. Polish abstynencja Learned…
aile: abstynencyjny, absta
Takich należy unikać. — Bu durumdan sakınmalı.
Fincepidättäytyminen, välttely /ˈpidætːæy̯tyminen/
verbal noun of pidättäytyä · abstaining, refraining (from), restraining oneself
çekim: çoğul pidättäytymiset · tamlayan pidättäytymisen
köken: pidättäytyä + -minen
Rumenceabținere (dişil)
abstention
çekim: çoğul abțineri · tamlayan abțineri
köken: From abține + -re.
El este urmărit de la distanță de Friecke. — Bunu, mekruhlardan sakınma takip eder.
Macarcaelkerülés, kertelés, kijátszás, kikerülés, kitérés, köntörfalazás /ˈɛlkɛryleːʃ/
avoidance (the act of avoiding or shunning; keeping clear of)
çekim: çoğul elkerülések
köken: From elkerül (“to avoid”) + -és (noun-forming suffix).
Nem kezelendő fájlkiterjesztések — Mplayerthumbs' un sakınması gereken dosya uzantıları
İbraniceהימנעו f (
חשוב מאוד להתרחק מנחשים, גם אם הם נראים מתים. — Ölü gibi görünen yılanlardan da sakınmak önemlidir.
Norveççeavhold
I den var Lajka fastspent og redd. — Bunlardan yeteri kadar istifade edip israftan sakınmak da takvadandır.
Vietnamcasự lảng tránh
Phòng ngừa bằng cách tránh bị ruồi cắn. — Korunma, sineklerin ısırmasından sakınmakla mümkündür.
Bulgarcaвъздържаност, избя́гване, извъ́ртане
Съществува и забрана за убиването на змии от този вид. — Ölü gibi görünen yılanlardan da sakınmak önemlidir.
Esperantoabstino, sindeteno /absˈtino/
abstention
çekim: çoğul abstinoj
köken: Etymology tree Esperanto abstini Esperanto -o Esperanto abstino From abstini + -o.
Eş & Zıt Anlamlılar
Örnek Cümleler
Onlar sakınmazlar.
They are not righteous.
O sözleri sakınmaz.
She doesn't mince words.
Sorudan sakınmayın.
Don't avoid the question!
Ben sözümü sakınmam.
I do not mince words.
Tom sözünü sakınmaz.
Tom does not mince words.
Hâlâ sakınmaz mısınız?"
Will you not take heed for yourselves?"
Ondan sakınmak en iyisi.
It's best to steer clear of him.
Tom sakınmak için eğildi.
Tom ducked for cover.
Hâlâ sakınmayacaklar mı?"
Will they not fear and take heed?"
Hala sakınmayacak mısınız?"
Will you not take heed for yourselves?"
Hâlâ sakınmayacak mısınız?"
Will you not be godfearing?"
Aşırı güvenden sakınmalısın.
You should beware of overconfidence.
İlgili Sorular
İnhaktif tüberküloz hastası için sakınması gereken gıdalar, içecekler ve ilaçlar hangileri?
İlk buluşmada söylemekten sakınmanız gereken en kötü söz nedir?
Erkekler, fikirlerini sakınmadan dile getiren kızları beğeniyor mu?
Başkalarını tiye almaktan sakınmalı mıyım?
Prozac alırken kullanmaktan sakınmalı olduğunuz eczane dışı ilaçlar hangileri?