gıcırtı
/ɡɯ.d͡ʒɯɾˈtɯ/
noun
TR → EN
"gıcırtı" kelimesinin İngilizcesi: creak, screak, stridor. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.
Çeviri
Genelcreak
Genelscreak
Genelstridor
Çekim Tablosu
Belirtme (-i)gıcırtıyı
Yönelme (-e)gıcırtıya
Bulunma (-de)gıcırtıda
Çıkma (-den)gıcırtıdan
Tamlayan (-in)gıcırtının
Çoğul (-ler)gıcırtılar
Tanım
•Bir davranışı, bir düşünceyi, bir uygulamayı haksız, yersiz, gereksiz bularak karşı çıkma, kabul etmeme
•Sert nesnelerin birbirine sürtünmesi sonucu çıkan ses
Diğer Dillerde
to creak, to squeak (of a floor, door, stair, etc.)
çekim: geçmiş knarrte · ortaç geknarrt · şimdiki knarrt · ulaç knarrend
eş: Geknarre
köken: Onomatopoeic.
Sieht aus, als wäre der Auktionator da. — Açık artırmacı geldi herhalde. [gıcırtı sesleri] [çarpışma]
Fransızcacraquement, craquer (eril) /kʁak.mɑ̃/
crack, cracking, click (sound)
çekim: çoğul craquements
köken: From craquer (“to crack”) + -ment.
On dirait le commissaire-priseur qui arrive. — Açık artırmacı geldi herhalde. [gıcırtı sesleri] [çarpışma]
İspanyolcachirriar, chirrisquear, crujido, crujir, rechinar, rechinido /t͡ʃiˈrjaɾ/
to squeak, to creak, to screech (to emit a short, high-pitched sound) · to chirp (to make a short, sharp, cheerful note) · to be grating or abrasive
çekim: geçmiş chirrié · ortaç chirriado · şimdiki chirría
eş: rechinar, crepitar, chillar
köken: Onomatopoeic.
aile: chirriadero, chirriador, chirriante, chirrido, chirrión
En el siguiente día, el vaivoda recibe la llave de la ciudad. — Ertesi gece, Doug mutfakta bir gıcırtı duyar.
Entre las tupidas hojas de un árbol la chicharra chirriaba.
İtalyancacric, scricchiolare, scricchiolio (eril) /ˈkrik/
creak · jack (of a car)
eş: martinetto, binda, sollevatore
köken: Unadapted borrowing from French cric.
[scricchiolio] — [gıcırtı sesleri]
Rusçaскрип, скрежет
[скрежет] — [gıcırtı sesleri]
Arapçaزَيَّقَ, صَرَّ
[صرير] — [gıcırtı sesleri]
Felemenkçekrassen /ˈkrɑsə(n)/
to scratch on a hard, even surface · to make a similar sound, like certain voices grate and birds caw, croak, hoot or screech
çekim: geçmiş krasten · ortaç gekrast · şimdiki krast · ulaç krassend
köken: From Middle Dutch crassen, probably from Middle High German kratzen, from Old High German krazzōn, from Proto-Germanic *krattōną, presumably of imitative origin, but compare Albanian gërresë. Cognate with modern German kratzen, Middle Low German kratten. From a variant *kratjaną stem Middle Dutch cretten, Middle Low German kretten, dialectal German krätzen.
aile: kras
[gekraak] — [gıcırtı sesleri]
to creak (to make a prolonged sharp squeaking sound) · to grind (one’s teeth)
çekim: geçmiş rangi · ortaç rangido · şimdiki range
eş: rangir
köken: From Old Galician-Portuguese renger, from Vulgar Latin *ringīre, from Latin ringor (“to show one's teeth”). Cognate with Galician renxer (“creak, grind (one's teeth)”).
No dia seguinte, o Xá fez um grande durbar na capital. — Ertesi gece, Doug mutfakta bir gıcırtı duyar.
Em pacientes que apresentam o hábito de apertamento dental ou de ranger os dentes (bruxismo), […]
Japoncaきいきい, 軋む /kʲiɕimɯ̟/
to creak; to squeak (to make a sharp grating sound, as by friction of hard substances)
çekim: geçmiş 軋んだ
[ピアノが崩れる] — [gıcırtı sesleri]
creaking, cracking
çekim: tamlayan knaks
köken: Deverbal from knaka.
[knarrar] — [gıcırtı sesleri]
Lehçetrzeszczeć /ˈtʂɛʂ.t͡ʂɛt͡ɕ/
to crackle, to creak · to jabber
çekim: geçmiş trzeszczano · şimdiki trzeszczy
köken: Inherited from Proto-Slavic *trěščati. Cognate with Russian треща́ть (treščátʹ).
[skrzypienie] — [gıcırtı sesleri]
Ukraynacaрипіти, скрипіти /skreˈpʲite/
to creak · to speak in an abrupt, harsh voice
çekim: çoğul скрипі́м
köken: Derived from Proto-Slavic *skripěti.
Її губи напружені, вона наче шепоче молитву. — Sesi güçlü bir homurtuya, gıcırtılı bir kükremeye benzer.
Hintçeचरमराना /t͡ʃə.ɾəm.ɾɑː.nɑː/
to creak, to squeak
çekim: geçmiş चरमराता · şimdiki चरमराता है
köken: Onomatopoeic; a reduplication.
नये जूते चरमराते हैं।
Fincekitinä, kitistä, kitisyttää, narina, narista, narisuttaa /ˈkitinæ/
creak · whining, grumbling, complaining
çekim: çoğul kitinät · tamlayan kitinän
köken: From kitistä + -nä.
[narinaa] — [gıcırtı sesleri]
Çekçeskřípání, skřípat, skřípění, skřípot, vrzání, vrzat (nötr) /ˈskr̝̊iːpaːɲiː/
verbal noun of skřípat · creaking, screeching
çekim: çoğul skřípáním
köken: From skřípat + -ní.
[skřípění] — [gıcırtı sesleri]
Rumencescârțâi, scârțâit
to squeak, creak, screak
çekim: geçmiş scârțâit · ortaç scârțâit · şimdiki scârțâie
köken: From scârț + -âi.
Iar pe robul acela netrebnic, aruncaţi -l în întunerecul de afară: acolo va fi plînsul şi scrîşnirea dinţilor. — Şu yararsız köleyi dışarıya, karanlığa atın. Orada ağlayış ve diş gıcırtısı olacaktır.› ››
Macarcacsikorgás, csikorog, nyikorgás, nyikorog, reccsenés, recseg /ˈt͡ʃikoroɡ/
to creak (to make a prolonged sharp grating or squeaking sound, as by the friction of hard substances)
çekim: geçmiş csikorogtak
köken: From an onomatopoeia (the same stem as csikar) + -og (frequentative suffix).
aile: csikordul, csikorgat, csikorgás
[nyikorgás] — [gıcırtı sesleri]
Latincecrepitus, crepō /ˈkrɛ.pɪ.tʊs/
a rattling, creaking, rustling, clattering · flatulence
çekim: çoğul crepitūs · tamlayan crepitūs
köken: Etymology tree Latin crepō Proto-Indo-European *-tus Proto-Italic *-tus Latin -tus Latin crepitus From crepō (“to rattle, creak”) + -tus (forming action nouns).
Crepitus digitorum.
Dancaknagen, knirken
creak (sound produced by anything that creaks)
köken: From knage (“to creak”).
[knagen] — [gıcırtı sesleri]
to creak, to squeak · to sound badly, to be out of tune
çekim: geçmiş none · ortaç скрибу́цал · şimdiki скрибу́ца · ulaç скрибу́цащ
köken: Iterative of скрибя́ (skribjá) + -уцам (-ucam).
А тоя безполезен слуга хвърлете във външната тъмнина; там ще бъде плач и скърцане със зъби. — Şu yararsız köleyi dışarıya, karanlığa atın. Orada ağlayış ve diş gıcırtısı olacaktır.› ››
цигулката скрибуца
first-person singular present indicative of chirlar
İzlandacaískra /iːskra/
to creak
çekim: geçmiş ískraði
köken: From Old Norse eiskra (“rage before hot excitement”), from Proto-Germanic *aiskrōną (“to rage”), according to Pokorny, from Proto-Indo-European *aisk- (“shining, bright”), comparable to Proto-Slavic *jьskra (“spark”). However, compare *h₂ey- (“to energize, to invigorate”) and *h₂eydʰ- (“to ignite”). Possibly related to Ancient Greek ἐσχάρᾱ (eskhárā, “hearth”).
Arnavutçakris, krisëm
Ermeniceճռալ, ճռճռալ /t͡ʃərt͡ʃəˈrɑl/
to squeak, creak
çekim: geçmiş ճռճռայի · şimdiki ճռճռում է
köken: Reduplication of ճռալ (čṙal).
to creak, grate, grind, gnash
çekim: geçmiş grincis · ortaç grincinta · ulaç grincanta
köken: Etymology tree French grincerbor. Esperanto grinci Borrowed from French grincer.
Belarusçaрыпець
Etimoloji
From Ottoman Turkish غجیردی (ġıcırdı, ġıcırtı, “a continued creaking or rustling”), from Ottoman Turkish غجیر (ġıcır, “onomatopoeic for; creaking (leather), rustling sound”), morphologically gıcır + -tı.
Eş & Zıt Anlamlılar
Örnek Cümleler
Köpekler gıcırtılı oyuncakları sever.
Dogs like squeaky toys.
Kapı menteşesinin gıcırtısı sinir bozucu!
The door hinge's creaking is annoying!
Ertesi gece, Doug mutfakta bir gıcırtı duyar.
On the ninth night, Doug hears a creak in the kitchen.
Ertesi gece, Doug mutfakta bir gıcırtı duyar.
The next night, Doug hears a creak in the kitchen.
Tom döşeme tahtası gıcırtısı duyduğunda geriye döndü.
Tom turned around when he heard the floorboard creak.
Siyah bir limuzin bir lastik gıcırtısıyla köşeyi döndü.
A black limo rounded the corner with a squeal of tires.
Menteşeler gerçekten gıcırtılı. Lütfen onları yağlar mısın?
The hinges are really squeaky. Could you oil them please?
Bir kadın Apple'ı faresinin gıcırdadığını -- gıcırtılı bir ses çıkardığını söylemek için aradı.
A woman called Apple to complain that her mouse was squeaking. Making a squeaking noise.