erinç

TR → EN
"erinç" kelimesinin İngilizcesi: bliss, well being. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.
Çeviri
Genelbliss
Genelwell being
Tanım
•Hem erkek adı hem de kız adı. Dirlik, rahat, huzur.
•hiçbir eksiği, hiçbir üzüntüsü ve acısı olmama durumu; dirlik, rahat, huzur
•Hiçbir eksiği, üzüntüsü ve acısı olmama durumu
Diğer Dillerde
AlmancaGlück, Glückseligkeit (nötr) /ɡlʏk/
happiness, joy, bliss (state or emotion) · luck, success (mostly when seen as dependant on unearned, accidental factors) · good luck, chance (positive coincidence)
çekim: tamlayan Glückes
eş: Zufallsglück, Schwein, Massel, Dusel, Fortuna, Wohl
zıt: Unglück, Leid, Elend, Pech, Misserfolg, Scheitern
köken: From Middle High German gelücke (12th century), at first along the Lower and Middle Rhine. Probably borrowed from Old Dutch *gilukki as part of the Flemish knight culture; compare Middle Dutch gelucke (1240), whence modern Dutch geluk. (The fact that the word is attested in High German before Dutch must be disregarded in view of the minimal attestation of Old Dutch as a whole.) Further origin…
aile: Anfängerglück, Angst-Glücks-Psychose, beglücken, Bruttonationalglück, Eheglück, Familienglück, Glück im Unglück, glückbringend, glücken, glücklich
Finanziell war er zu diesem Zeitpunkt ruiniert, die Ehe wurde (wahrscheinlich 1948) geschieden. — Bu dönemde Nebahat Erinç'le evlendi (1938).
Das größte Glück im Leben ist es, geliebt zu werden.
das Streben nach Glück
Er hatte immer schon viel Glück bei den Frauen.
Fransızcabéatitude, félicité (dişil) /be.a.ti.tyd/
bliss, beatitude
çekim: çoğul béatitudes
köken: Learned borrowing from Ecclesiastical Latin beātitūdō.
Ils se marient (chrétiennement) en 1938. — Bu dönemde Nebahat Erinç'le evlendi (1938).
beatitude, blessedness · bliss
çekim: çoğul beatitudes
eş: dicha
köken: From Latin beātitūdō (“blessedness, beatitude”), from beātus (“happy, blessed, fortunate”).
Velayos. (eds.) 2001. — İstanbul. ^ Erinç, Sırrı (2001).
İtalyancabeatitudine (dişil) /be.a.tiˈtu.di.ne/
beatitude · bliss
çekim: çoğul beatitudini
eş: appagamento, armonia interiore, contentezza, delizia, estasi, esultanza
köken: From Latin beātitūdinem (“happiness, blessedness, beatitude”), from beātus (“happy, blessed”).
Alla fine dell'anno, la coppia si stabilì definitivamente a Parigi. — Milletvekilliği sona erince İstanbul'a yerleşti.
Rusçaблагополучие; довольство
Lett. — 1996. — Iss. — İzmir. ^ Erinç, S. 1996.
Arapçaنَعِيم
.عندما تنتهي صلة العمل للعامل فإنَّ لديه الحق في الحصول على شهادة عمل مكتوبة من رب العمل. — Çalışanın işi sona erince, işverenden bir bonservis alma hakkı vardır.
Farsçaسعادت /sa.ʔaː.ˈdat/
happiness
köken: Borrowed from Arabic سَعَادَة (saʕāda).
Felemenkçegelukzaligheid, verrukking (dişil)
bliss · beatitude, blessedness
eş: heerlijkheid, bof, weelde
köken: From gelukzalig + -heid.
Want als hij dood is, zal hij nooit meer in staat zijn van zijn gezin te genieten. — Çünkü sayılı ayları sona erince Geride bıraktıkları aileleri için niye kaygı çeksinler?
Portekizcebem-aventurança, êxtase, gáudio, júbilo (dişil) /ˌbẽj̃.a.vẽ.tuˈɾɐ̃.sɐ/
bliss
çekim: çoğul bem-aventuranças
eş: boa-venturança, glória, boa-venturança
Voltou a marcar no final de maio, contra a Malásia. — Milletvekilliği Birinci Dönemde sona erince Malatya’ya döndü.
Yunancaευδαιμονία, μακαριότητα (dişil) /evðemoˈnia/
bliss
çekim: çoğul ευδαιμονίες · tamlayan ευδαιμονίας
Λίγο μετά τον τερματισμό της θητείας του, συνταξιοδοτήθηκε. — Görev süresi sona erince emekli olmuştur.
Japonca幸福, 至福 /ko̞ːɸɯ̟̊kɯ̟/
happy
eş: 満足, しあわせ, うれしい, ハッピー
aile: 幸福感
(1966年、U.S.。 — İzmir. ^ Erinç, S. 1996.
İsveççelycka, lycksalighet /²lʏkːa/
joy, happiness · luck, (good) fortune · a small farm field
çekim: çoğul lyckor · tamlayan lyckas
köken: Borrowed from Middle Low German lucke, gelucke. According to the OED, it may be related to the source of English lock (compare Proto-Germanic *lūkaną (“to close, to shut”)). Compare Danish and Norwegian Bokmål lykke, and Norwegian Nynorsk lukke f. Compare also English luck, German Glück, Yiddish גליק (glik), West Frisian gelok, Dutch and Afrikaans geluk, Saramaccan and Sranan Tongo koloku.
Ljungskile SK - Skarsjövallen ^ Arena — Kıyı Cıoğrafyası - S. Erinç
Lehçebłogość, błogostan (dişil) /ˈbwɔ.ɡɔɕt͡ɕ/
blissfulness, bliss
çekim: tamlayan błogości
eş: błogostan
köken: Etymology tree Proto-Slavic *bolgъ Polish błogi Proto-Indo-European *-Hostis Proto-Balto-Slavic *-astis Proto-Slavic *-ostь Old Polish -ość Polish -ość Polish błogość From błogi + -ość. First attested in 1647.
Co za staranie jego o domu jego po nim, gdyż liczba miesięcy jego umniejszona jest? — Çünkü sayılı ayları sona erince Geride bıraktıkları aileleri için niye kaygı çeksinler?
uczucie błogości
dziwna błogość
absolutna błogość
Hintçeआनन्द (eril) /ɑː.nənd̪/
alternative form of आनंद (ānand)
çekim: çoğul आनन्दों
Finceautuus, onni /ˈɑu̯tuːs/
bliss
çekim: çoğul autuudet · tamlayan autuuden
köken: autuas + -uus
aile: autuullisuus
Kun työntekijän työsuhde päättyy, hänellä on oikeus saada työnantajalta kirjallinen työtodistus. — Çalışanın işi sona erince, işverenden bir bonservis alma hakkı vardır.
Çekçeblaho, blaženost (nötr) /ˈblaɦo/
bliss, welfare, well-being
çekim: çoğul blaha · tamlayan blaha
eş: užitek, prospěch, spása, rozkoš, slast
köken: Inherited from Old Czech blaho, from Proto-Slavic *bolgo.
Roku 1938 se oženil s Naděždou Vítků. — 1938: Nebahet Erinç'le evlendi.
Rumenceeuforie, extaz (dişil)
euphoria (an excited state of joy)
çekim: çoğul euforii · tamlayan euforii
köken: Borrowed from French euphorie, from Ancient Greek εὐφορία (euphoría).
Levin a terminat primul draft al filmului în martie 2007. — Vedat Erincin ilk filmini 2007 yılında çekmiştir.
Macarcaboldogság /ˈboldokʃaːɡ/
happiness
çekim: çoğul boldogságok
köken: boldog (“happy”) + -ság (“-ness”, noun-forming suffix)
aile: ragyog a boldogságtól
Az ásatásokat 1928-ban dr. — Sırrı Erinç 1998 Prof.Dr.
İbraniceחֶדְוָה
בסוף הקאלפה העולם חוזר למצב תוהו ובוהו. — Milletvekilliği sona erince, Bünyan'a döndü.
Dancalykke, lyksalighed
a female given name · a male given name, today mostly appearing as a second given name · a surname originating as a patronymic
köken: From medieval Danish Lydik, Lydike, from Middle Low German Ludeke, diminutive of Germanic compound names beginning with the element Liut' ("folk"), ultimately from Proto-Germanic *liudiz (“folk, people”). By folk etymology associated with Danish lykke (“happiness”).
Thi hvad bryder han sig siden om sit Hus, når hans Måneders Tal er udrundet? — Çünkü sayılı ayları sona erince Geride bıraktıkları aileleri için niye kaygı çeksinler?
Norveççelykksalighet
For hvad bryr han sig om sitt hus efter sin død, når hans måneders tall er ute? — Çünkü sayılı ayları sona erince Geride bıraktıkları aileleri için niye kaygı çeksinler?
Slovakçablaženosť
Lebo čo mu je, bezbožnému, po jeho dome po ňom, keď je urezaný počet jeho mesiacov?! — Çünkü sayılı ayları sona erince Geride bıraktıkları aileleri için niye kaygı çeksinler?
Taycaความผาสุก /kʰwaːm˧.pʰaː˩˩˦.suk̚˨˩/
bliss.
köken: ความ (kwaam) + ผาสุก (pǎa-sùk).
Gürcüceგანცხრომა, ნეტარება
Malaycakebahagiaan
bliss, pleasure
çekim: çoğul kebahagiaan-kebahagiaan
köken: bahagia + ke- -an
Urducaآنند (eril)
pleasure · happiness · enjoyment
köken: From Sanskrit आनन्द (ānanda).
Esperantobeateco, beato
Belarusçaасало́да, бла́гасць, блажэ́нства
Örnek Cümleler
Erginlik çağına erince ona hikmet ve bilgi verdik.
When he reached the prime of life We gave him wisdom and knowledge.
Artık tenzih edin Allah'ı akşama girince ve sabaha erince.
So extol God when the evening comes and the day dawns,
Normal süre golsüz sona erince uzatma dakikalarına geçildi.
Typically, the automatic safety-arming process takes some minutes to complete.
Sonunda erginlik çağına erince ve kırk yaşına varınca: "Rabbim!
And be gracious unto me in the matter of my seed. Lo!
Böylece saldırı sona erinceye kadar meşru isteklere yanıt veremez.
The contestant cannot answer the question unless the time expires.
Erinç, "Gazeteci tabirine uyan herkesin davasını izliyoruz." dedi.
"We are following the trial of everyone who fits the term of journalist," he said.
Bu yargılama sona erince de onun bir suikastle öldürülmesini sağladı.
In so doing he got away with near-murder.
Savaş sona erince de artık ya karşılıksız veya fidye karşılığı salıverin.
Then either free them graciously or after taking a ransom, until war shall have come to end.
Yetimin malına, rüşdüne erinceye kadar, ancak en güzel bir niyetle yaklaşın.
And do not approach the property of the orphan save in the fairest manner, until he is of age.
Harb, ağırlıklarını bırakıncaya (savaş sona erinceye) kadar (böyle yaparsınız).
If Allah had so willed, He would have Himself exacted retribution from them.
Türkiye’nin en üretken akademisyenlerinden Erinç Yeldan da Arıcı ile aynı fikirde.
Erinc Yeldan, one of the most prolific academicians in Turkey, agrees with Arici.
Farz olan iddet sona erinceye kadar da nikâh akdine azmetmeyin (kesin karar vermeyin).
And do not confirm the marriage tie until the writing is fulfilled.
erinç ile daha fazla örnek cümle →