bulaştırma
C2 seviye
TR → EN
"bulaştırma" kelimesinin İngilizcesi: infect, implication. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.
Çeviri
Genelinfect
Genelimplication
Tanım
•Bulaştırmak işi veya durumu
Diğer Dillerde
AlmancaAndeutung, anstecken, Auswirkung, Bedeutung, Folge, infizieren (dişil) /ˈandɔɪ̯tʊŋ/
adumbration, hint
çekim: çoğul Andeutungen · tamlayan Andeutungen
eş: Hinweis
Der Anteil an anderen Nationen muss mindestens 20 Prozent betragen. — Avrupa'da, farklı grupların %1 ila %20'sinde bulaştırma oluşmaktadır.
Fransızcaimplication, infecter (dişil) /ɛ̃.pli.ka.sjɔ̃/
involvement · implication
çekim: çoğul implications
köken: Learned borrowing from Latin implicātiō. By surface analysis, impliquer + -ation.
Je vous ai dit de ne pas vous approcher de mon enfant. — Sana çocuğu bulaştırma demiştim.
İspanyolcaalborotar, aposiopesis, contagiar, implicación, infectar, inficionar /alboɾoˈtaɾ/
to stir up, agitate · to disturb, tease (provoke or disturb) · to excite
çekim: geçmiş alboroté · ortaç alborotado · şimdiki alborota
köken: Perhaps from Latin volūtāre crossed with Spanish alborozar. Compare Catalan avalotar.
aile: alborotado, alborotador, alboroto
No después de que nos metiera en este lío. — Hele bizi bu işe bulaştırmasından sonra.
[…]un huésped desconocido que se mete a las dos de la mañana en casa de su prójimo, robándole el sueño y alborotándole el hogar[…]
¡Mecachis en los que vienen ahí a alborotar a la gente!
Lantigua sintió calmarse la zozobra que empezó a alborotar su espíritu
İtalyancaconnessione, conseguenza, contagiare, implicazione, infettare, risvolto (dişil) /kon.nesˈsjo.ne/
connection, connexion, association, link · joint, juncture, join, link
çekim: çoğul connessioni
eş: attinenza, correlazione, interdipendenza, legame, nesso, rapporto
köken: Borrowed from Latin connexiōnem, alternative form of cōnexiō (“junction”, “connection”).
Non dopo che ci ha coinvolti in questa storia. — Hele bizi bu işe bulaştırmasından sonra.
Rusçaзаража́ть, зарази́ть, имплика́ция, инфици́ровать, намёк /nɐˈmʲɵk/
hint, suggestion · allusion, implication · tip (piece of private information)
çekim: çoğul намёки · tamlayan намёка
eş: аллюзия, обиняк, экивок, признак
köken: Deverbal from намека́ть (namekátʹ).
aile: намека́ть, намекну́ть
После того, как он втянул нас в это. — Hele bizi bu işe bulaştırmasından sonra.
Не име́я си́лы быть открове́нным, благочи́нный ходи́л из угла́ в у́гол, молча́л и́ли же говори́л намёками.
Arapçaأَعْدَى, تَلَازُم
اخبرتك الا تزعج الصغيرة — Sana çocuğu bulaştırma demiştim.
Farsçaپیامد /pʰä.jɑː.mád̪/
consequence, impact
çekim: çoğul پیامدها
köken: پی (pey, “behind, back”) + آمد (âmad, past stem of آمدن (âmadan, “to come”)).
پیامدهای اقتصادی
Felemenkçebesmetten, implicatie, infecteren /bəˈsmɛtə(n)/
to infect (with a disease), to contaminate
çekim: geçmiş besmet · ortaç besmet · şimdiki besmet · ulaç besmettend
köken: From Middle Dutch besmetten, from Old Dutch *besmetten, *besmitten, from Proto-West Germanic *bismittjan (“to smear, anoint, stain”). Equivalent to be- + smetten. Cognate with German beschmitzen (“to smear, slander”), Saterland Frisian bismitte (“to stain”), Old English besmittian (“to pollute, defile”).
aile: besmettelijk, besmetter, besmetting, herbesmetten
Ze maken zelfs gebruik van tools als Scuinst Trojan om je computer te infecteren met een Trojaans paard. — Hatta bilgisayarınıza bulaştırmak için
Portekizceimplicação (dişil) /ĩ.pli.kaˈsɐ̃w̃/
implication
çekim: çoğul implicações
köken: Learned borrowing from Latin implicātiōnem. By surface analysis, implicar (“to implicate”) + -ção.
Não depois de ele nos ter tramado também. — Hele bizi bu işe bulaştırmasından sonra.
Yunancaυποκείμενη συνέπεια, υποκείμενο συμπέρασμα, υπονοούμενο
αυτό που δεν λέγεται ανοιχτά και ξεκάθαρα, αλλά υπονοείται, όπως π.χ. μια έμμεση κατηγορία
eş: υπαινιγμός
Όχι αφού μας έμπλεξε σε αυτή την ιστορία. — Hele bizi bu işe bulaştırmasından sonra.
Japonca含意, 感染させる
implication · implicature
çekim: geçmiş 含意した
トロイの木馬に感染させ — Hatta bilgisayarınıza bulaştırmak için
series, sequence; a number of things that follow on one after the other · consequence; that which follows something on which it depends; that which is produced by a cause; a result of actions
çekim: çoğul följder · tamlayan följds
aile: ackordföljd, arvsföljd, bokstavsföljd, dragföljd, efterföljd, följdeffekt, följdenligt, följdfråga, följdföreteelse, följdriktig
Inte efter den här soppan. — Hele bizi bu işe bulaştırmasından sonra.
to infect · to contract, to catch
çekim: geçmiş zakażano · şimdiki zakaża
eş: zarażać
köken: Etymology tree Proto-Indo-European *gʰe? Proto-Indo-European *ǵʰō Proto-Balto-Slavic *źō Proto-Slavic *za Proto-Slavic *za- Old Polish za- Polish za- Proto-Slavic *kazìti Old Polish kazić Polish kazić Polish zakazić Proto-Indo-European *-h₂ Proto-Indo-European *-éh₂ Proto-Indo-European *-yéti Proto-Indo-European *-eh₂yéti Proto-Balto-Slavic *-ā́ˀtei Proto-Slavic *-ati Old Polish -ać Polish -ać…
Nie po tym, co nam zrobił. — Hele bizi bu işe bulaştırmasından sonra.
Ukraynacaімпліка́ція, підте́кст
Мотивацією було зробити аборти менш небезпечними. — HIV bulaştırma riskinin oldukça az olduğu bir cinsel ilişki türüdür.
Finceimplikaatio, tartuttaa /ˈimplikɑːtio/
implication · synonym of vihjaus (“implication”)
çekim: çoğul implikaatiot · tamlayan implikaation
eş: seuraus, ehtolause
köken: Internationalism (see English implication), ultimately from Latin implicātiō.
Hän sotki meidät tähän. — Hele bizi bu işe bulaştırmasından sonra.
Çekçeimplikace, infikovat, nakazit (dişil) /ˈɪmplɪkat͡sɛ/
implication
çekim: çoğul implikací · tamlayan implikací
A Světový fond poskytuje antiretrovirální léky bránící přenosu viru HIV z matky na dítě. — Global Fon, annelerin çocuklarına HIV bulaştırmasını engellemek için virüse karşı ilaç sağlıyor.
Rumencecontagia, contamina, infecta
to contaminate (of a disease)
çekim: geçmiş contagiat · ortaç contagiat · şimdiki contagiează
köken: Borrowed from French contagier.
În Europa, aceștia infectează între 1 și 20% din diferite grupuri de oameni. — Avrupa'da, farklı grupların %1 ila %20'sinde bulaştırma oluşmaktadır.
Macarcafertőz, implikáció, megfertőz /ˈfɛrtøːz/
to infect, contaminate (to transmit pathogens to someone or something) · to infect, contaminate (to corrupt or negatively influence morally)
çekim: geçmiş fertőztek
köken: fertő + -z (verb-forming suffix)
aile: fertőzés, fertőzhető, fertőző, fertőződik, elfertőz, megfertőz
Mondtam, hogy ne közeledj a gyerekemhez. — Sana çocuğu bulaştırma demiştim.
Dancasmitte /ˈsmed̥ə/
infection
çekim: geçmiş smittede · ortaç smittet · ulaç smittende
köken: From Old Danish smittæ (“stain”), borrowed from Middle Low German smitte (“stain”), derived from the verb smitte, from Old Saxon smītan (“to smite”, originally "to smear, coat").
Ikke efter denne suppedas. — Hele bizi bu işe bulaştırmasından sonra.
Endonezceimplikasi /ɪmpliˈkasi/
implication, · an implying, or that which is implied, but not expressed; an inference, or something which may fairly be understood, though not expressed in words
çekim: çoğul implikasi-implikasi
köken: From Dutch implicatie, from French implication, from Latin implicātiō.
"Mohon jangan biarkan saya mengacau. — "Lütfen bu işi yüzüme gözüme bulaştırmama izin verme.
Vietnamcalan truyền, lây, nhiễm /laːn˧˧ t͡ɕwiən˨˩/
to spread; to propagate
köken: lan + truyền.
Và Quỹ Toàn Cầu cung cấp các loại thuốc kháng vi rút mà đã ngăn sự lây lan HIV từ mẹ sang con. — Global Fon, annelerin çocuklarına HIV bulaştırmasını engellemek için virüse karşı ilaç sağlıyor.
Bulgarcaзаразявам, подтекст /zɐrɐˈzʲa̟vɐm/
to infect (transmit an infection or infectious disease) · to contaminate (subject to radioactive irradiation) · to infect (affect someone with a mood, state, or feeling so they involuntarily share it)
çekim: geçmiş none · ortaç заразя́ван · şimdiki заразя́ва · ulaç заразя́ващ
köken: From зара́зя (zarázja) + -вам (-vam).
Световният фонд предоставя антиретровирусни лекарства, които спират предаването на ХИВ от майки на деца. — Global Fon, annelerin çocuklarına HIV bulaştırmasını engellemek için virüse karşı ilaç sağlıyor.
Туберкулозните кашляха и заразяваха здравите.
Спокойствието на Харитининото лице и в гласа ѝ заразява Найда.
Заразяваме се, докато се разхождаме в планините, пием вода от изворчета.
Slovenceokužiti
V Evropi okužijo od enega do dvajset odstotkov različnih skupin ljudi. — Avrupa'da, farklı grupların %1 ila %20'sinde bulaştırma oluşmaktadır.
Litvancaužkrėsti
Letoncainficēt
to infect
çekim: geçmiş inficēju · ortaç inficēts · şimdiki inficē
köken: Latin īnficiō + -ēt.
aile: inficēties
İrlandacagalraigh, impleacht, ionfhabhtaigh
to infect with disease · to inoculate against disease · to become diseased, sicken
çekim: geçmiş galaraithe · ortaç galaraithe · şimdiki galraíonn sé
köken: From galar + -igh (verbal suffix).
Gürcüceგადადება, გადასდებს, გადასცემს, გადაცემა, დასენიანება, დასნებოვნება
broadcast
çekim: çoğul გადაცემები
aile: ხატზე გადაცემა
Örnek Cümleler
Beni buna bulaştırma.
Don't get me involved in this.
Beni bu işe bulaştırma.
Leave me out of this.
Yüzüne gözüne bulaştırma.
Don't mess things up.
Hey, beni buna bulaştırma.
Hey, leave me out of this.
Sana çocuğu bulaştırma demiştim.
I told you not to mess with my child.
Bu işe Tom'u bulaştırmak istemedim.
I didn't want Tom involved in this.
Seni bu işe bulaştırmaktan nefret ediyorum.
I hate to put you through this.
"Lütfen bu işi yüzüme gözüme bulaştırmama izin verme.
'Please, don't let me screw up.
Bu konuda bir mesajım var: yüzünüze gözünüze bulaştırmayın.
I have one message: don't bungle it.
Avrupa'da, farklı grupların %1 ila %20'sinde bulaştırma oluşmaktadır.
In Europe, they infect between 1 and 20% of different groups of people.
Eric aynı zamanda bir şeyleri eline yüzüne fazlasıyla bulaştırmasıyla ünlüdür.
Eric is also known to screw things up a lot, which is parodied throughout the series.
Ek olarak, aşı hastalarının istemeden başkalarına bulaştırma riski her zaman vardı.
Additionally, there was always the risk of inoculation patients unintentionally infecting others.