Ana içeriğe geç
Sözlük
/
borçlanma

borçlanma

TR → EN
"borçlanma" kelimesinin İngilizcesi: loan. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Genelloan

Tanım

•Borçlanmak işi, istikraz
•Karşılığını sonra vermek şartıyla birinden para veya bir şey alma

Diğer Dillerde

sich durch das Setzen seiner Unterschrift verpflichten, einen bestimmten Geldbetrag zur Übernahme einer neu ausgegebenen, zum Verkauf angebotenen Anleihe zur Verfügung zu stellen
Alternativen zur lebenslänglichen Verschulung. — Borçlanma şartlarına uymama ihtimali yüksektir.
Fransızcacontrat de prêt, crédit, emprunt, prêt, prêter (eril) /kʁe.di/
credit · course credit
çekim: çoğul crédits
eş: prêt
köken: Borrowed from Italian credito, from Latin crēditum.
aile: côte de crédit, crédit additionnel, crédit croisé, crédit de restructuration, crédit de sécurité, crédit d’engagement, crédit foncier, crédit in fine, crédit mobilier, crédit permanent
Il accumule les dettes. — Borçlanma sözleşmelerini yapar.
avoir du crédit auprès de quelqu'un
faire crédit
carte de crédit
to accredit
çekim: geçmiş acreí · ortaç acreído · şimdiki acree
köken: Inherited from Latin accrēdere (“to believe unconditionally”).
aile: acreedor, acreencia
Vas a manejar contratos. — Borçlanma sözleşmelerini yapar.
İtalyancacredito, mutuo, prestare, prestito (eril) /ˈkre.di.to/
credit (all senses)
çekim: çoğul crediti
eş: considerazione, fede, fiducia, nome, prestigio, reputazione
köken: Learned borrowing from Latin crēditum.
L'opposto di debito è Credito. — Sendikasyon kredisi bir borçlanma şeklidir.
Rusçaдава́ть взаймы́, заём, креди́т, ссу́да, ссужа́ть /zɐˈjɵm/
loan
çekim: çoğul за́ймы · tamlayan за́йма
eş: кредит, брать, займ
Он показывает платежеспособность в период с 1919 по 2009 год. — 1919'dan 2009'a kadar olan borçlanmayı gösteriyor.
Arapçaإِعَارَة, قَرْض
فهو يوضح الفعالية والاتجاه منذ عام 1919 إالي 2009. — 1919'dan 2009'a kadar olan borçlanmayı gösteriyor.
Azericeborc, borc vermək, istiqraz, kredit /bord͡ʒ/
debt · loan · duty, obligation
çekim: çoğul borclar · tamlayan borcun
köken: Ultimately from Sogdian 𐼾𐼴𐽀𐼿 (pwrc).
aile: borclu, borc etmək, borc vermək
borcunu qaytarmaq/ödəmək
borcdan çıxmaq
borc götürmək
Kazakçaзаем, кредит, қарыз, несие /ˈkrʲedʲɪt/
credit (specifically in reference to credits and debits in double-entry accounting)
köken: Borrowed from Russian креди́т (kredít), probably from German Kredit, from French crédit, from Italian credito.
aile: кредитші
Özbekçeqarz
debt, loan · duty
çekim: çoğul qarzlar · tamlayan qarzning
köken: Borrowed from Arabic قرض.
Tatarcaәҗәт, карыз
Felemenkçelenen, lening, uitlenen /ˈleːnə(n)/
to borrow · to lend · to lend itself to, be fit
çekim: geçmiş leenden · ortaç geleend · şimdiki leent · ulaç lenend
eş: inlenen, belenen, uitlenen, verlenen
köken: From Middle Dutch lênen, from Old Dutch *lēnen, from Proto-West Germanic *laihnijan.
aile: belenen, leenstelsel, leenvertaling, leenwoord, leenwoordenschat, lening, ontlenen, uitlenen, verlenen
Je ziet de hefboom, van 1919 tot 2009. — 1919'dan 2009'a kadar olan borçlanmayı gösteriyor.
Portekizceemprestar, empréstimo /ẽ.pɾesˈta(ʁ)/
to lend; to loan (to give temporarily) · to borrow (to obtain temporarily)
çekim: geçmiş emprestei · ortaç emprestado · şimdiki empresta
köken: From em- + prestar.
O problema parece ter sido centrado em torno da dívida generalizada. — Sorun yaygın borçlanmadan kaynaklanıyormuş gibi görünüyordu.
Emprestei para uma porção de gente, mas ninguém me devolve.
Espero alguém que me empreste seu casaco em dia de chuva.
Eu tenho urgência da carteira e emprestei do meu amigo, […]
to lend, to loan
çekim: geçmiş δάνεισα · ortaç έχοντας δανείσει · şimdiki δανείζει · ulaç δανείζοντας
aile: αντιδανείζω
Ο επιθετικός δανεισμός είναι μία μορφή κατάχρησης στη χορήγηση των δανείων. — Sendikasyon kredisi bir borçlanma şeklidir.
loan, a borrowed sum of money or other valuables
köken: From English loan.
それを書いてみましょう。 — Bir diğer yöntem ise borçlanmak.
Korece대부, 대부금, 대콴, 융자 /ˈtɛ(ː)bu/
godfather
köken: Sino-Korean word from 代父.
부채가 1919년부터 2009년까지의 추세를 벗어나고 있음을 보여주고 있습니다. — 1919'dan 2009'a kadar olan borçlanmayı gösteriyor.
İsveççelåna
to loan, to borrow · to lend
çekim: geçmiş lånade · ortaç lånad · ulaç lånande
köken: From Old Swedish lana, from Old Norse lána.
Statsobligationer är per definition styrmedel skapade av skuld. — Hükümet bonoları borçlanma için tasarlanmış enstrümanlardır.
Lehçekredyt, pożyczać, pożyczka, pożyczyć (eril) /ˈkrɛ.dɘt/
installment loan
çekim: çoğul kredyty · tamlayan kredytu
köken: Etymology tree Proto-Indo-European *ḱerd- Proto-Indo-European *ḱḗr Proto-Indo-European *dʰeh₁- Proto-Indo-European *ḱérd-dʰeh₁-ti Proto-Indo-European *ḱred-dʰeh₁-ti Proto-Italic *krezðō Latin crēdō Proto-Indo-European *-tós Proto-Italic *-tos Latin -tus Latin crēditus Latin crēditumlbor. Italian creditobor. German Kreditbor. Polish kredyt Borrowed from German Kredit.
I inny sposób - pożyczka. — Bir diğer yöntem ise borçlanmak.
Ukraynacaпо́зика
Борг - це дещо інше. — Borçlanma konusuna geldiğimizde durum biraz farklılaşıyor.
Hintçeउधार, क़र्ज़ (eril) /ʊ.d̪ʱɑːɾ/
loan; credit (borrowed money)
çekim: çoğul उधारों
köken: Inherited from Sauraseni Prakrit 𑀉𑀤𑁆𑀥𑀸𑀭 (uddhāra), from Sanskrit उद्धार (uddhāra, “act of raising”). Compare Bhojpuri उधार (udhār), Marathi उधार (udhār), Assamese ধাৰ (dhar).
aile: उधारदाता
इस बैंक के उधार का ब्याज दर बहुत ज़्यादा होता है।
उधार लेना
उधार देना
Fincelaina, lainata /ˈlɑi̯nɑ/
loan
çekim: çoğul lainat · tamlayan lainan
köken: From Proto-Finnic *laihna, borrowed from Proto-Germanic *laihną (compare Swedish lån, English loan).
aile: lainasto, lainata, lainoittaa, annuiteettilaina, aravalaina, asuntolaina, bulletlaina, debentuurilaina, dollarilaina, erikoislaina
Velka on kuitenkin hieman erilaista. — Borçlanma konusuna geldiğimizde durum biraz farklılaşıyor.
Çekçepůjčit, půjčka, úvěr /ˈpuːjt͡ʃɪt/
to lend · to borrow
çekim: geçmiş půjčivše · ortaç půjčila · şimdiki půjčí
eş: zapůjčit
köken: Inherited from Old Czech pójčiti < póžčiti < požitčiti, from Proto-Slavic *požitъčiti.
aile: propůjčit, půjčený, půjčka, půjčovna, vypůjčit, zapůjčit
Nyní druhý způsob, jak to udělat, je půjčit si peníze. — İkinci seçenek ise borçlanmak.
Půjčil kamarádovi knihu.
Půjč mi tužku!
Půjčil si od kamaráda knihu.
credit
çekim: çoğul credite · tamlayan creditului
köken: Borrowed from French crédit.
Ne arata indatorarea, din 1919 pana in 2009. — 1919'dan 2009'a kadar olan borçlanmayı gösteriyor.
Macarcakölcsön, kölcsönad, kölcsönadás, kölcsönszerződés, kölcsönzés /ˈkølt͡ʃøn/
on loan
çekim: çoğul kölcsönök
aile: kölcsönös, kölcsönöz, kölcsönhatás
Kifizeti neki az adósságát. — Borçlanma sözleşmelerini yapar.
Ez nem az enyém, csak kölcsön van nálam.
İbraniceהַלְוָאָה, הלוואה (dişil) /(h)alvaˈ(ʔ)a/
loan
çekim: çoğul הלוואות
köken: Verbal noun of הלווה / הִלְוָה (hilvá, “to loan”)
הוא מראה את מגמות המינוף מ-1919 ועד 2009. — 1919'dan 2009'a kadar olan borçlanmayı gösteriyor.
Latincecrēditum, mūtuum
Dancalån, låne /ˈlɔˀn/
loan
çekim: çoğul lånene · tamlayan låns
köken: From Old Norse lán, from Proto-Germanic *laihną, cognate with Norwegian, Swedish lån, German Lehn (English loan is borrowed from Old Norse). Doublet of len.
Statsobligationer er et instrument designet til at skabe gæld. — Hükümet bonoları borçlanma için tasarlanmış enstrümanlardır.
Endonezcepinjaman /pinˈd͡ʒaman/
loan · debt · borrowing, loanword
çekim: çoğul pinjaman-pinjaman
köken: From pinjam + -an.
aile: pinjaman abadi, pinjaman angsur, pinjaman angsuran, pinjaman angsuran tunggal, pinjaman antarbank, pinjaman arus kas, pinjaman asing, pinjaman atas permintaan, pinjaman bayaran tetap, pinjaman beragunan
Sehingga risiko utang bisa diminimalkan. — Borçlanma şartlarına uymama ihtimali yüksektir.
Vietnamcacho mượn, cho vay, sự vay, tiền cho mượn
Các khoản chi phí vay mượn luôn cao ngất, và chúng tôi khó mà tránh khỏi một khoản nợ lớn. — Borçlanma maliyetlerimiz aldı başını gitti ve görevi yerine getirememekle yüz yüzeydik.

Örnek Cümleler

Borçlanmaktan nefret ediyorum.
I hate borrowing money.
İkinci seçenek ise borçlanmak.
Now the other way to do it is to borrow the money.
Hükümetin borçlanma iki temel sorunlar nelerdir?
What are the two basic problems with government borrowing?
1919'dan 2009'a kadar olan borçlanmayı gösteriyor.
It shows leverage, trended out from 1919 to 2009.
Bu borçlanma birçoğunun toprağını kaybetmesine neden oldu.
These saw them lose most of the land.
Borçlanma konusuna geldiğimizde durum biraz farklılaşıyor.
Debt's a little different.
Sorun yaygın borçlanmadan kaynaklanıyormuş gibi görünüyordu.
The problem appears to have centered on widespread indebtedness.
Bunlardan ilki hisse senedi satışı, ikincisi ise borçlanmadır.
The two essentialia of a contract of sale are therefore the thing sold; and the price to be paid.
Borçlanma kağıtlarının faiz oranı yüzde 7,95 olarak belirlendi.
The debt issue bears a coupon rate of 7.95 per cent.
Her iki durumda da aşırı borçlanma durumu kolay kolay tespit edilemiyor.
In both cases, an over-borrowing status is not easily detected.
Daha uzun vadeli borçlanma araçları da yine bu değerler üzerinden hesaplanmaktadır.
Crew Transport Vehicle This is another option under consideration.
Borçlanma maliyetlerimiz aldı başını gitti ve görevi yerine getirememekle yüz yüzeydik.
Our borrowing costs were skyrocketing, and we were facing possible default.
borçlanma ile daha fazla örnek cümle →
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod