Borçlanmaktan nefret ediyorum.I hate borrowing money.
Sorun yaygın borçlanmadan kaynaklanıyormuş gibi görünüyordu.The problem appears to have centered on widespread indebtedness.
Bu borçlanma birçoğunun toprağını kaybetmesine neden oldu.These saw them lose most of the land.
Bunlardan ilki hisse senedi satışı, ikincisi ise borçlanmadır.The two essentialia of a contract of sale are therefore the thing sold; and the price to be paid.
Daha uzun vadeli borçlanma araçları da yine bu değerler üzerinden hesaplanmaktadır.Crew Transport Vehicle This is another option under consideration.
1919'dan 2009'a kadar olan borçlanmayı gösteriyor.It shows leverage, trended out from 1919 to 2009.
Borçlanma konusuna geldiğimizde durum biraz farklılaşıyor.Debt's a little different.
Borçlanma maliyetlerimiz aldı başını gitti ve görevi yerine getirememekle yüz yüzeydik.Our borrowing costs were skyrocketing, and we were facing possible default.
Hükümetin borçlanma iki temel sorunlar nelerdir?What are the two basic problems with government borrowing?
Şimdi, faiz düşer, bu da Birleşik Devletler hükümetinin borçlanma masrafının düşmesi anlamına gelir.Now the interest goes down, that means the cost of borrowing for the US government goes down
İkinci seçenek ise borçlanmak.Now the other way to do it is to borrow the money.
Borçlanma kağıtlarının faiz oranı yüzde 7,95 olarak belirlendi.The debt issue bears a coupon rate of 7.95 per cent.
Hırvatistan Merkez Bankası ticari bankaların borçlanmasını azaltma amaçlı yeni tedbirleri onayladı.Croatia's Central Bank adopted new measures aimed at reducing the borrowing of commercial banks.
Her iki durumda da aşırı borçlanma durumu kolay kolay tespit edilemiyor.In both cases, an over-borrowing status is not easily detected.
Harcamaların gelirden fazla olması borçlanma gibi kötü bir sonucu ortaya çıkararır.Zehren die Verluste das Reinvermögen vollständig auf, kommt es zur Überschuldung als Insolvenzgrund.
Borçlanma şartlarına uymama ihtimali yüksektir.Alternativen zur lebenslänglichen Verschulung.
Borçlanma sözleşmelerini yapar.Il accumule les dettes.
Borçlanma şartlarına uymama ihtimali yüksektir.L’adjudication doit solder les dettes éventuelles.
Hane halkı borçlanma oranı, ülke yerleşiklerinin finansal kurumlara olan borçlarının milli gelire oranıdır.Un emprunt national est une dette financière à long terme de l'État auprès de ses citoyens.
Hane halkı borçlanma oranı, ülke yerleşiklerinin finansal kurumlara olan borçlarının milli gelire oranıdır.La deuda interna, la parte de la deuda pública de un país cuyos acreedores son ciudadanos del mismo.
Senet genelde bir mali (borçlanma) veya mülkiyet ilişkisinin (tapu, hissedarlık) kabulü şeklindedir.Se añade una cantidad generosa de ajo o jugo de éste (mujdei) y se sirve templado.
Borçlanma sözleşmelerini yapar.Vas a manejar contratos.
Bu borçlanma birçoğunun toprağını kaybetmesine neden oldu.La toma de este pueblo había costado la pérdida de numerosos hombres.
Sendikasyon kredisi bir borçlanma şeklidir.L'opposto di debito è Credito.
Halk kütüphanelerinin aksine, milli kütüphaneler nadiren vatandaşların kitap borçlanmasına izin verir.В отличие от публичных библиотек, они редко позволяют гражданам брать книги.
Halk kütüphanelerinin aksine, milli kütüphaneler nadiren vatandaşların kitap borçlanmasına izin verir.وتختلف المكتبة الوطنية عن المكتبات العامة بأنها لا تسمح عادة للمواطنين باستعارة الكتب.
Sorun yaygın borçlanmadan kaynaklanıyormuş gibi görünüyordu.O problema parece ter sido centrado em torno da dívida generalizada.
Borçlanma, sermaye akınına yol açmış, bu da ülke kaynaklarının kurutulmasına neden olmuştur.Actualmente, a fonte encontra-se num processo de restauro, o que obrigou à deslocação dos leões.
Bunlardan ilki hisse senedi satışı, ikincisi ise borçlanmadır.De eerste is een publieksprijs, de tweede een juryprijs.
Halk kütüphanelerinin aksine, milli kütüphaneler nadiren vatandaşların kitap borçlanmasına izin verir.W odróżnieniu od bibliotek publicznych, rzadko zezwalają na pożyczanie książek obywatelom kraju.
Senet genelde bir mali (borçlanma) veya mülkiyet ilişkisinin (tapu, hissedarlık) kabulü şeklindedir.Są grube i zebrane w parach wyprostowanych względem siebie lub rozwartych.
Bu amaçla açılacak kamu borçlanma ihalelerine aracılık yapmaktadır.Na ten cel postanawiają zaciągnąć kredyt.
Daha uzun vadeli borçlanma araçları da yine bu değerler üzerinden hesaplanmaktadır.А довгострокові борги дебіторів відображаються за їх теперішньою вартістю.
Borçlanma sözleşmelerini yapar.Jde vyřídit dluh.
Hane halkı borçlanma oranı, ülke yerleşiklerinin finansal kurumlara olan borçlarının milli gelire oranıdır.Peníze na její vnitřní výzdobu věnovali místní občané.
Halk kütüphanelerinin aksine, milli kütüphaneler nadiren vatandaşların kitap borçlanmasına izin verir.A közkönyvtárakkal ellentétben ritkán engedi a könyvkölcsönzést.
Borçlanma sözleşmelerini yapar.Kifizeti neki az adósságát.
Hane halkı borçlanma oranı, ülke yerleşiklerinin finansal kurumlara olan borçlarının milli gelire oranıdır."Yksityinen velka on velkaa, mutta julkinen velka on yksityissektorin finanssivarallisuutta."
Devlet iç borçlanma senedi: Devletin bir borcu ödeyeceğine dair bir teminattır.Pääartikkeli: Velkakirja Velkakirjassa velallinen sitoutuu maksamaan velan.
Sendikasyon kredisi bir borçlanma şeklidir.Ο επιθετικός δανεισμός είναι μία μορφή κατάχρησης στη χορήγηση των δανείων.
Sorun yaygın borçlanmadan kaynaklanıyormuş gibi görünüyordu.Ως προς την οικονομική του κατάσταση, όμως, φαίνεται πως συχνά ήταν σε κατάσταση χρέους.
Devlet iç borçlanma senedi: Devletin bir borcu ödeyeceğine dair bir teminattır.Nettogælden tager altså højde for, at den amerikanske regering så at sige skylder nogle penge til sig selv.
Halk kütüphanelerinin aksine, milli kütüphaneler nadiren vatandaşların kitap borçlanmasına izin verir.Berbeda dengan perpustakaan umum, sangatlah jarang khalayak ramai diperbolehkan meminjam buku.
Borçlanma şartlarına uymama ihtimali yüksektir.Sehingga risiko utang bisa diminimalkan.
Geniş bir aileye bakmak zorunda olan ressam borçlanmaya başladı.Tugas berat pertamanya adalah mengatasi hutang kota yang bertumpuk.
Sorun yaygın borçlanmadan kaynaklanıyormuş gibi görünüyordu.開銀は恒常的に外債を発行した。
Borçlanma şartlarına uymama ihtimali yüksektir.当該債務を履行する債務者の能力は高い。
Halk kütüphanelerinin aksine, milli kütüphaneler nadiren vatandaşların kitap borçlanmasına izin verir.与公共图书馆不同,国家图书馆一般不允许公民借阅书籍。
Sendikasyon kredisi bir borçlanma şeklidir.是产生债的方式之一。
Sorun yaygın borçlanmadan kaynaklanıyormuş gibi görünüyordu.원래는 질문 분야에 대한 제한이 없어서 혼선이 빚어졌다.
Harcamaların gelirden fazla olması borçlanma gibi kötü bir sonucu ortaya çıkararır.예산안은 수입과 지출, 수입보다 지출이 많을 경우 부채를 포함한다.
Bunu ikinci (1855), üçüncü (1858), dördüncü (1860), borçlanmaları izledi.אחריו יצאו הכרך השלישי (1855) והכרך החמישי (1860).
Halk kütüphanelerinin aksine, milli kütüphaneler nadiren vatandaşların kitap borçlanmasına izin verir.За разлика от публичните библиотеки, тя рядко позволява на читателите да заемат книги.
Hane halkı borçlanma oranı, ülke yerleşiklerinin finansal kurumlara olan borçlarının milli gelire oranıdır.Външният дълг на дадена страна е сумата от дълговете на всички местни лица към кредитори извън страната.
Halk kütüphanelerinin aksine, milli kütüphaneler nadiren vatandaşların kitap borçlanmasına izin verir.Za razliku od narodnih knjižnica, građani rijetko smiju posuđivati knjige.
Borçlanma sözleşmelerini yapar.Prinášajú zoznamy dlžníkov.
Geniş bir aileye bakmak zorunda olan ressam borçlanmaya başladı.Z Ljudmilo, rojeno Dolžan iz Zabreznice je ustvaril veliko družino.
Sendikasyon kredisi bir borçlanma şeklidir.Būsto paskola – paskolos rūšis.
Hane halkı borçlanma oranı, ülke yerleşiklerinin finansal kurumlara olan borçlarının milli gelire oranıdır.Vyriausybės skola – pinigų suma, kurią valstybės institucijos yra skolingos skolintojams.
Sendikasyon kredisi bir borçlanma şeklidir.Laen ehk krediit on võlgnevuse liik.