Ana içeriğe geç
Sözlük
/
bilen

bilen

B1 seviye
TR → EN
↔ ters çevir
"bilen" kelimesinin İngilizcesi: familiar, cognizant, knowing. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Genelfamiliar
Genelcognizant
Genelknowing

Görsel

Sebzeli basmati pilav: evde kolayca hazırlanabilen sağlıklı tarifEvde Yapılabilen Tropikal Meyve Smoothie Tarifi ve Sunum FikirleriAvucunuzda Sığabilen Minik Denizatı ve Doğanın Şaşırtan KırılganlığıEvde Kolayca Hazırlanabilen Avokadolu Vitamin Deposu Smoothie Tarifi

Tanım

bilenmek (eylem) sözcüğünün dilek-emir kipi basit ikinci tekil şahıs olumlu çekimi
Bir şeyi bilme durumunda olan
Bir soyadı.

Atasözü & Deyim

Bin bilsen de bir bilene danış
Yol bilen kervana katılmaz
Çok bilen (söyleyen) çok yanılır
İş bilenin kılıç kuşanın

Diğer Dillerde

Almancabekannt /bəˈkant/
past participle of bekennen
çekim: karşılaştırma bekannter · üstünlük am bekanntesten
eş: gewusst
köken: Compare English bekenned.
aile: Bekannter, Bekannte, Bekanntheit, bekanntheitsfördernd, bekanntlich, Bekanntschaft, weltbekannt
Wer viel weiß, irrt viel.Çok bilen çok yanılır.
Mittelmeerländer sind für ihr gutes Olivenöl bekannt.
Asbest ist dafür bekannt, Krebs zu verursachen.
Fransızcaesprit familier, familier /fa.mi.lje/
familiar (known to one) · familiar, informal, colloquial
eş: accoutumé, commun, coutumier, familial, impoli, langage de charretier
zıt: inconnu
köken: Learned borrowing from Latin familiāris.
aile: familiariser
Allah l'a emplie d'arts et de sagesse.Allah Bilendir, Bilgedir."
cognitive · aware
eş: cognoscitivo
Quien lo probó lo sabe.Onları bilen zafere ulaşır.
İtalyancafamiglio, familiare, spirito famigliare (eril) /faˈmiʎ.ʎo/
servant
çekim: çoğul famigli
eş: inserviente, domestico, servo
köken: From famiglia.
Allah è audiente, sapiente.Allah işitendir, bilendir.''
И те, кто знает об этом, своё знание тщательно скрывают.Onları bilen zafere ulaşır.
Arapçaمَأْلُوف
ثناء أهل العلم عليه.Onları bilen zafere ulaşır.
Farsçaآشنا /ʔaːʃ.ˈnaː/
acquainted · familiar, accustomed
çekim: çoğul آشنایان
köken: From Middle Persian [script needed] (ʾšnwʾk' /⁠āšnāg⁠/, “known”), ultimately from a derivative of Proto-Indo-European *ǵneh₃- (“to know”). Note also Old Persian [script needed] (ašnaiy, “near”). Possibly akin to Old Armenian Աշնակ (Ašnak, a male given name). Related to شناختن (šenâxtan, “to know, to be acquainted with”).
aile: آشنا شدن, آشنا کردن, آشنایی
known · familiar, trusted
çekim: karşılaştırma bekender · üstünlük bekendst
eş: befaamd, beroemd, geweten
zıt: onbekend
köken: From Middle Dutch bekent, past participle of bekennen (“to know”).
aile: bekend zijn met, bekende, bekendheid, bekendmaken, onbekend, voor zover bekend
Jij zult de eerste zijn die het komt te weten.İlk bilen sen olacaksın.
Hij is een bekend acteur in Nederland.
De Eiffeltoren is het bekendste monument van Parijs.
Haar gezicht was me bekend, maar ik kon haar naam niet herinneren.
Portekizceconhecido, espírito familiar, próximo /kõ.ɲeˈsi.du/
known · well-known, famous
çekim: çoğul conhecidos
zıt: desconhecido
köken: From conhecer (“to know”).
Abilene, Estados Unidos Site oficial em japonêsAbilene, ABD Resmî site
familiar, known
zıt: άγνωστος
köken: Inherited from Ancient Greek γνώριμος (gnṓrimos). By surface analysis, γνωρ(ίζω) (gnor(ízo), “to know, recognise”) + -ιμος (-imos)
Απλά δεν ήρθαν αρκετοί άνθρωποι".Bunu başarabilen çok kadın yok."
Japoncaおなじみの, 使い魔 /t͡sɨ̥ka̠ima̠/
a familiar spirit
そのことを知った亀夫から懐かれるようになる。Onları bilen zafere ulaşır.
魔術師の命令通りに動く使い魔。あまり強くない。
자네가 모른다는 것을 알고 있지 않은가?Bilen olduğunu da zannetmiyorum.
İsveççebekant, husande, medveten /bəˈkant/
known, familiar · acquainted
çekim: karşılaştırma mer bekant · üstünlük mest bekant
köken: Borrowed from German bekannt (“known, acquainted”), from Middle High German bekant, past participle of bekennen (“to know; to make known”). The verb also developed the sense “to confess” in German, which was separately loaned into Swedish as bekänna. Here the Swedish past participle is bekänd (“confessed”).
Det är inte många kvinnor som lyckas med det."Bunu başarabilen çok kadın yok."
close, near (physically not far in distance) · close, near, soon (physically not far in time) · close
çekim: karşılaştırma bliższy · üstünlük najbliższy
eş: pobliski, niedaleki, nadchodzący, nieuchronny
zıt: daleki
köken: Etymology tree Proto-Indo-European *bʰel- Proto-Indo-European *bʰleyǵ-der. Proto-Slavic *blizъ Proto-Indo-European *-kos Proto-Slavic *-kъ Proto-Slavic *-ъkъ Proto-Slavic *-ъkъ Proto-Slavic *blizъkъ Old Polish bliski Polish bliski Inherited from Old Polish bliski.
Roman Anatolijowycz Bezus, ukr.Anlatı: Romano Bilenchi, Amici.
Citimus naybliſzſzy.
Compendiarius Krótki/ Bliski.
Citimus – Nablizſzy nąs.
А ти знаєш, де живе вибір?Kaderim nerede bilen var mı?
Hintçeपरिचित /pə.ɾɪ.t͡ʃɪt̪/
acquainted, familiar, known · intimate, friendly
çekim: çoğul परिचितों
köken: Borrowed from Sanskrit परिचित (paricita).
क्या आप हमारे अतिथि से परिचित हो?
close, near, adjacent · close, intimate, familiar · approximate
çekim: karşılaştırma läheisempi · üstünlük läheisin
köken: lähe- + (h)inen
aile: läheisesti, läheisyys, elämänläheinen, ihmisläheinen, käytännönläheinen, luonnonläheinen, läheisneuvonpito, läheisriippuvuus, maanläheinen
Kuka tietää tarkan paikan?Kaderim nerede bilen var mı?
Çekçeznámý /ˈznaːmiː/
known
çekim: karşılaştırma známější · üstünlük nejznámější
eş: známost
zıt: neznámý
köken: Inherited from Old Czech známý, from Proto-Slavic *znajemъ, present passive participle of *znàti (“to be acquainted with, to know”), from which today's znát.
Vše funguje, jak má.Çalışabilen her şey, çalışır.
Rumencespirit familiar
Dumnezeu este omnipotent, omniscient și perfect bun.Allah hayırlısını bilendir.
crafty, artful, cunning, knowing, shrewd, tricky
çekim: karşılaştırma agyafúrtabb · üstünlük legagyafúrtabb
köken: From agya + fúrt, from agy (“brain, intellect”) + -a (“his/her/its”, possessive suffix) + fúr (“to drill”) + -t (past-participle or past-tense suffix).
aile: agyafúrtan, agyafúrtság
Hát van ezeknek bármilyen tudásuk?".Yoksa bunu bilen biri yok mu?.."
İbraniceמֻכָּר
העגלון או.Ömer Bilen (d.
Latincesciens, suētus /ˈski.ẽːs/
knowing, understanding · conscious, aware · knowledgeable, skilled
zıt: ignārus, nescius, ignōrāns, īnscius, nesciēns, expers
köken: Present active participle of sciō (“to be able to; to know; to understand”).
aile: īnsciēns, omnisciēns, scientia
An ille me tentat sciens?
Dancabekendt, fortrolig /b̥eˈkʰɛnˀd̥/
past participle of bekende
çekim: çoğul bekendte · tamlayan bekendtes
Ikke mange kvinder har held til det."Bunu başarabilen çok kadın yok."
in the phrase: ikke at kunne være noget bekendt, "ought not"
Norveççekjent
Adgangen til øya er begrenset.Ekilebilen arazi sınırlıdır.
Endonezceakrab /ˈakrab/
close: intimate; well-loved
çekim: karşılaştırma lebih akrab · üstünlük paling akrab
köken: Inherited from Malay akrab, from Classical Malay اقرب (akrab), from Arabic أَقْرَب (ʔaqrab, “relatives”).
aile: berakrab-akrab, keakraban, mengakrabi, mengakrabkan, seakrab
Adalah ras kelelawar yang dapat berbicara.Konuşabilen bir ırktı.
Vietnamcasứ ma
Do đó đây là một loài động vật cực kỳ quý hiếm.Konuşabilen, sıra dışı bir hayvandır.
skillful, skilful, dexterous
çekim: karşılaştırma по́-похва́тни · üstünlük на́й-похва́тни
köken: похва́т (pohvát) + -ен (-en)
Slovakçaznámy /znaːmi/
famous, well-known, renowned (known by the general public or widely recognized) · familiar, known (present in one's mind from personal experience, memory, or prior encounter) · acquainted (personally knowing someone through social or personal contact)
çekim: karşılaştırma známejší · üstünlük najznámejší
zıt: neznámy, anonymný, bezvýznamný, cudzí, nový
köken: Inherited from Old Slovak znajemý (“known”), a passive participle of znať (“to know”) (Slovak znať). Doublet of znaný. First attested in the 15th century.
aile: oznam, oznámiť, známka, známosť, zoznámiť
Je to veľmi známa osobnosť.
Tieto miesta sú mi dobre známe.
Ešte nie som s novým susedom známy.

Etimoloji

(Bu girdinin köken kısmı şimdilik eksiktir. Lütfen eklenmesine yardımcı olun ve sonrasında {{kökenisteniyor}} şablonunu kaldırın.)

Örnek Cümleler

Ben iki dil bilenim.
I'm bilingual.
Tom iki dil bilendir.
Tom is bilingual.
Beni duyabilen var mı?
Can anybody hear me?
Cevabı bilen kadın o mu?
Is that the woman who knows the answer?
Çok bilen az konuşurmuş.
He who knows the most often says the least.
Onu yapabilen tek kişisin.
You're the only one who can do that.
Japonca bilen biri var mı?
Does anyone know Japanese?
O, gerçeği bilen tek kişi.
He's the only one who knows the truth.
Tom bunu bilen tek kişiydi.
Tom was the only one who knew about it.
Araba sürebilen biri var mı?
Is there anybody who can drive a car?
O konuyu bilen tek kişiydim.
I was the only one who knew about that.
Yardım edebilen tek kişisin.
You're the only one who can help.
bilen ile daha fazla örnek cümle →
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod