Ana içeriğe geç
Sözlük
/
alaca karanlık

alaca karanlık

noun
TR → EN
↔ ters çevir
"alaca karanlık" kelimesinin İngilizcesi: twilight. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Geneltwilightnoun

Görsel

Gölde Yansıyan Karlı Dağ Zirvesi ve Alaca Karanlık Gökyüzü ManzarasıAlaca Karanlıkta Vadideki Şehir Işıkları ve Karlı Zirvelerin Büyüleyici Uyumu

Çekim Tablosu

Belirtme (-i)alaca karanlığı
Yönelme (-e)alaca karanlığa
Bulunma (-de)alaca karanlıkta
Çıkma (-den)alaca karanlıktan
Tamlayan (-in)alaca karanlığın
Çoğul (-ler)alaca karanlıklar

Tanım

•Güneş doğmadan önceki veya battıktan hemen sonraki aydınlık; yarı karanlık, akşam karanlığı
•Güneş doğmadan önceki veya battıktan hemen sonraki aydınlık

Diğer Dillerde

dusk (a period of time occurring at the end of the day during which the sun sets)
çekim: çoğul Abenddämmerungen · tamlayan Abenddämmerungen
eş: Abenddämmer, Abenddämmern
zıt: Morgendämmerung, Morgenröte, Morgenrot, Morgenstunde, Sonnenaufgang, Tagesanbruch
köken: From Abend + Dämmerung.
Die nachtaktiven Insekten fressen bei Dunkelheit an den Nahrungspflanzen. — Alaca karanlıkta uçan böcekler yiyeceğidir.
plural of brume
Mon coeur est troublé, La terreur s`empare de moi; La nuit de mes plaisirs devient une nuit d`épouvante. — Şaşkınım, titremeler sardı beni. Özlediğim alaca karanlık bana korku veriyor artık.
İspanyolcacrepúsculo, penumbra (eril) /kɾeˈpuskulo/
twilight · dusk
çekim: çoğul crepúsculos
köken: Borrowed from Latin crepusculum (“twilight”).
Mi mente divaga; el terror se ha apoderado de mí. El anochecer que yo anhelaba se me ha convertido en temblor — Şaşkınım, titremeler sardı beni. Özlediğim alaca karanlık bana korku veriyor artık.
İtalyancacrepuscolo, penombra (eril) /kreˈpus.ko.lo/
twilight · dusk
çekim: çoğul crepuscoli
eş: luce del tramonto, tramonto, sera, vespro, barlume, accenno
köken: From Latin crepusculum.
aile: crepuscolare
Smarrito è il mio cuore, la costernazione mi invade; il crepuscolo tanto desiderato diventa il mio terrore — Şaşkınım, titremeler sardı beni. Özlediğim alaca karanlık bana korku veriyor artık.
darkness
çekim: çoğul потёмок · tamlayan потёмок
Обычно активны в сумерках. — Genelde alaca karanlıkta aktiftirler.
в потёмках
чужа́я душа́ — потёмки
Хозяин уже ложился спать, и в избе было темно. Но я и в потёмках выпросил позволение обсушиться.
Arapçaشَفَق
تاه قلبي. بغتني رعب. ليلة لذّتي جعلها لي رعدة. — Şaşkınım, titremeler sardı beni. Özlediğim alaca karanlık bana korku veriyor artık.
Azericetoran /toˈrɑn/
twilight, dusk, duskiness
çekim: çoğul toranlar · tamlayan toranın
aile: ala-toran
Felemenkçedeemstering, schemering, tweelicht (dişil) /ˈdeːm.stə.rɪŋ/
dusk, twilight
eş: schemering, tweelicht, deemster, halfdonker, halfduister, schemer
köken: From Middle Dutch deemsteringe. Equivalent to deemsteren + -ing.
Portekizcecrepúsculo (eril) /kɾeˈpus.ku.lu/
twilight (light before rising, and after the setting, of the sun)
çekim: çoğul crepúsculos
köken: Borrowed from Latin crepusculum (“twilight”), from creper (“dusky, dark”).
O meu coração se agita, o horror apavora-me; o crepúsculo, que desejava, tem-se-me tornado em tremores. — Şaşkınım, titremeler sardı beni. Özlediğim alaca karanlık bana korku veriyor artık.
twilight, gloaming
çekim: tamlayan λυκόφωτος
eş: αμφιλύκη, σούρουπο, σουρούπωμα, σύθαμπο
Η καρδια μου κλονιζεται τρομος με εξεπληξεν η νυξ της ευφροσυνης μου εις φρικην μετεβληθη εν εμοι. — Şaşkınım, titremeler sardı beni. Özlediğim alaca karanlık bana korku veriyor artık.
Japonca夕暮れ, 薄明かり, 黄昏 /jɯ̟ːɡɯ̟ɾe̞/
dusk, evening twilight, evening when the sun goes down
köken: 夕(ゆう) (yū, “evening”) + 暮(く)れ (kure, “dusk, nightfall”). The kure changes to gure as an instance of rendaku (連濁).
Korece땅거미, 어스름, 황혼 /t͈a̠ŋɡʌ̹mi/
dusk, evening twilight
köken: 땅 (ttang, “earth”) + 검 (geom, “to be black”) + -이 (-i, noun-deriving suffix).
내 마음이 진동하며 두려움이 나를 놀래며 희망의 서광이 변하여 내게 떨림이 되도다 — Şaşkınım, titremeler sardı beni. Özlediğim alaca karanlık bana korku veriyor artık.
İsveççegryning, skumrask, skymning, tveljus /ˈɡryːˌnɪŋ/
dawn ((period with) morning twilight) · dawn (beginning)
çekim: çoğul gryningar · tamlayan grynings
eş: dagning
zıt: skymning
köken: By surface analysis, gry (“dawn”) + ning (“-ing”). From Old Swedish gryning, found in 1502's translation of the Five Books of Moses.
aile: gryningsljus, gryningsräd
Mitt hjärta är utom sig, jag kväljes av förfäran; skymningen, som jag längtade efter, vållar mig nu skräck. — Şaşkınım, titremeler sardı beni. Özlediğim alaca karanlık bana korku veriyor artık.
i gryningen
Det är som mörkast före gryningen
Lehçepółmrok, półzmrok, zmierzch, zmrok (eril) /ˈpuw.mrɔk/
twilight · dimness
çekim: tamlayan półmroku
eş: półzmrok, półmrocze
zıt: brzask, świt
köken: Etymology tree Proto-Indo-European *bʰel- Proto-Indo-European *(s)pel-der. Proto-Slavic *pólъ Old Polish pół Polish pół Polish pół- Proto-Slavic *morkъ Polish mrok Polish półmrok From pół- + mrok.
aile: półmroczny, półmrocze
Często dopada ofiary poruszające się pod śniegiem. — Kar parsları genelde alaca karanlıkta hareketlidirler.
To zdjęcie ubogiej dziewczyny woła do ciebie z półmroku nieistniejącego już atelier w powiatowym miasteczku.
dusk; twilight, evening twilight
köken: Borrowed from Sanskrit गोधूलि (godhūli).
dawn, morning twilight
çekim: çoğul aamuhämärät · tamlayan aamuhämärän
köken: aamu (“morning”) + hämärä (“dimness”)
Minun sydämeni värisee, kauhu peljästyttää minut. Ikävöimäni iltahämärän se muuttaa minulle vavistukseksi. — Şaşkınım, titremeler sardı beni. Özlediğim alaca karanlık bana korku veriyor artık.
Çekçesoumrak, stmívání (eril) /ˈsou̯mrak/
dusk
çekim: çoğul soumraky · tamlayan soumraku
zıt: úsvit, rozbřesk, svítání, zora
köken: Inherited from Old Czech súmrak, from Proto-Slavic *sǫmorkъ.
Je snadné se s tou postavou ztotožnit. — Erkek figürü alaca karanlıkta. Sükunet içindeki bir ortamda bulunuyor.
Rumenceamurg, crepuscul, zori (nötr) /aˈmuɾɡ/
dusk · twilight
çekim: çoğul amurguri · tamlayan amurgului
eş: înserare, crepuscul
zıt: răsărit, zori
köken: Compound of a (from Latin ad, "toward") and murg
aile: amurgi, amurgire, amurgit
Îmi bate inima cu putere, m'apucă groaza; noaptea plăcerilor mele ajunge o noapte de spaimă. — Şaşkınım, titremeler sardı beni. Özlediğim alaca karanlık bana korku veriyor artık.
dusk, twilight, nightfall (time of the day or by extension one's declining years)
çekim: çoğul alkonyatok
köken: From alkony + -at (noun-forming suffix).
aile: alkonyati, alkonyatú, alkonyattájt, alkonyattól hajnalig
Általában sötétet mattolják. — Genelde alaca karanlıkta aktiftirler.
תעה לבבי פלצות בעתתני את נשף חשקי שם לי לחרדה׃ — Şaşkınım, titremeler sardı beni. Özlediğim alaca karanlık bana korku veriyor artık.
Latincecrepusculum /krɛˈpʊs.kʊ.ɫũː/
twilight, dusk · darkness · doubtful
çekim: çoğul crepuscula · tamlayan crepusculī
köken: Uncertain; possibly from *crepus, *crepes, or *crepos combined with the suffix -culus. One possibility holds that this originates in a Proto-Indo-European form *ksep, that became *ksep-os or *ksep-əs-, then *ksep-os before emerging as *crepus. This sound could be explained through the dissimilation of the initial *s or through a shift from *ks- to *kr-. Varro suggests the term derives from…
dawn
çekim: tamlayan daggrys
köken: Compound of dag + gry.
mit Hjerte forvirres, Gru falder på mig; Skumringen, jeg elsker, bliver mig til Angst. — Şaşkınım, titremeler sardı beni. Özlediğim alaca karanlık bana korku veriyor artık.
Norveççetussmørke
Horkarlens øie speider efter skumringen; han sier: Intet øie ser mig, og han dekker sitt ansikt til. — Zina edenin gözü alaca karanlıktadır, ‹Beni kimse görmez› diye düşünür, Yüzünü örtüyle gizler.
Endonezcesenja kala
Hatiku gelisah; rasa ngeri membuat aku gemetar. Malam yang kurindukan hanya membawa kegentaran — Şaşkınım, titremeler sardı beni. Özlediğim alaca karanlık bana korku veriyor artık.
Vietnamcabình minh, hoàng hôn /ʔɓïŋ˨˩ mïŋ˧˧/
dawn; sunrise; daybreak
zıt: hoàng hôn
köken: Sino-Vietnamese word from 平明.
Lòng ta mê_muội , rất nên khiếp_sợ ; vốn là chiều_hôm ta ưa_thích , đã đổi ra sự run_rẩy cho ta . — Şaşkınım, titremeler sardı beni. Özlediğim alaca karanlık bana korku veriyor artık.
Сърцето ми се разколебава, трепет ме ужаси; Дрезгавината, която пожелах, се обърна на страшилище за мене. — Şaşkınım, titremeler sardı beni. Özlediğim alaca karanlık bana korku veriyor artık.
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod