Ana içeriğe geç
Sözlük
/
açıklık

açıklık

noun
C1 seviye
TR → EN
↔ ters çevir
"açıklık" kelimesinin İngilizcesi: plain, spacious, break, broad, clarity. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Genelplain
Genelspacious
Genelbreak
Genelbroad
Genelclarity
Genelclearing
Geneldistinct
Geneldistinction
Genelevidence
Genelgap
Genelhiatus
Genellucid
Genelopening
Genelglasnost
Genelglasnost
Genelglade
Genelglade

Görsel

Orman açıklıklı sabah ışığı - sisli manzaraKemerli Beyaz Açıklıktan Görünen Modern Lüks Villa ve Yüzme HavuzuAlacakaranlıkta Modern Ahşap Cepheli ve Geniş Cam Açıklıklı Lüks KonutYuvarlak Açıklıklı Beyaz Mekanda Cam Korkuluklu Simetrik Modern Merdiven

Çekim Tablosu

Belirtme (-i)açıklığı
Çoğul (-ler)açıklıklar

Tanım

açık olma durumu, aleniyet
azimut
bir söz veya yazıda maksadın açık olması özelliği, duruluk, vuzuh
bitki örtüsü olmayan, çıplak yer
boş ve geniş yer, meydanlık
dürbün, fotoğraf makinesi vb. optik araçlarda ağız çapı, ışığın girebildiği delik
gerçeği olduğu gibi yansıtma durumu
uzaklık, mesafe

Diğer Dillerde

to break off (remove by breaking) · to be broken off · to terminate, to end, to stop (especially suddenly or unexpectedly)
çekim: geçmiş brach ab · ortaç abgebrochen · şimdiki bricht ab · ulaç abbrechend
eş: aufgeben, aufhören, aufkündigen, auflösen, aufstecken, einhalten
köken: From Middle High German abebrechen, from Old High German ababrehhan, from Proto-West Germanic *ababrekan. Equivalent to ab- + brechen. Cognate with Dutch afbreken (“to demolish, to decompose”).
aile: Abbrecher, Abbrechung
RektaszensionSağ Açıklık
Der Sturm brach die Spitzen und Äste vieler Bäume ab.
Der Tassengriff bricht ab.
Der Athlet musste das Training wegen einer Verletzung abbrechen.
FransızcaEspace (eril) /ɛs.pas/
space
çekim: çoğul espaces
köken: Inherited from Middle French espace, from Old French espace, borrowed from Latin spatium.
aile: armée de l'espace, en l'espace de, espace aérien, espace des phases, Espace économique européen, espace interstellaire, espace vectoriel, espacer, l'espace d'un instant
DéclinaisonDik Açıklık
Je manque d'espace.
Il a changé en l'espace de deux minutes.
to tame
çekim: geçmiş amansé · ortaç amansado · şimdiki amansa
köken: From a- + manso + -ar.
aile: amansador, amansamiento
DeclinaciónDik Açıklık
to tame, to domesticate
çekim: geçmiş addomesticàto · ortaç addomesticàto · şimdiki addomèstica · ulaç addomesticànte
eş: addestrare, ammaestrare, domare, abituare, assuefare, educare
köken: From a- + domestico + -are.
aile: addomesticabile, addomesticamento, addomesticarsi, addomesticato, addomesticatore, addomesticatura, addomestichevole, addomestichevolezza
DeclinazioneDik Açıklık
proof
köken: Borrowed from Arabic إِثْبَات (ʔiṯbāt).
aile: اثباتگرا, اثباتگرایی
to throw · to quit doing something · to put
çekim: geçmiş atmış · ortaç atmış · şimdiki atır
köken: From Proto-Turkic *at- (“to throw, shoot”). Cognate with Turkish atmak. The sense “to swindle, to fool” is a semantic loan from Russian ки́нуть (kínutʹ).
aile: atıcı, atışma, atışmaq, atqı, abrını çölə atmaq, abrını itə atmaq, addım atmaq, ağzına atmaq, ağzına bir şey atmaq, ağzına dil atmaq
ilk daşı atmaq
qırağa atmaq
zibil atmaq
proof, argument
çekim: çoğul дәлелдер · tamlayan дәлелдің
köken: From Persian دلیل, from Arabic دَلِيل (dalīl, “sign, indication, proof”).
aile: дәлелдеме, дәлелдеу, дәлелді, дәлелділік, дәлелдік, дәлелсіз, дәлелсіздік
Felemenkçegat (nötr) /ɣɑt/
gap, hole · godforsaken place, hamlet · port
çekim: çoğul gaten
köken: From Middle Dutch gat, from Old Dutch *gat, from Proto-West Germanic *gat, from Proto-Germanic *gatą. Doublet of gate.
aile: buitengaats, er geen gat in zien, gaatels, gatenkaas, gatenteil, in de gaten, kijkgat, knoopsgat, kontgat, mangat
DeclinatieDik Açıklık
Het kind viel door een gat in de omheining.
Er zit een groot gat in de muur na het verwijderen van het schilderij.
Het lek in het dak veroorzaakte een gat waar het water naar binnen stroomde.
to hang up · to turn off · to unbind
çekim: geçmiş desliguei · ortaç desligado · şimdiki desliga
eş: bater
zıt: unir
köken: From des- + ligar, from Latin ligāre (“to bind”), from Proto-Indo-European *leyǵ- (“to bind”). Doublet of desliar.
DeclinaçãoDik Açıklık
to prove, demonstrate
çekim: geçmiş απέδειξα · ortaç έχοντας αποδείξει · şimdiki αποδεικνύει · ulaç αποδεικνύοντας
eş: τεκμηριώνω
köken: From Ancient Greek ἀποδεικνύω and ἀποδείκνυμι (apodeíknumi). Morphologically, from απο- (“intensified”) + δεικνύω (“indicate”).
Ορθή αναφοράSağ Açıklık
to develop a crack, to break · to get cracked
köken: Compound of ひび + が + 入る
赤緯Dik Açıklık
to regain consciousness; to wake up, to awake (from sleep, etc.) · to wear off, to clear (of alcohol, etc.) · to be enlightened (of a person)
çekim: geçmiş 깼다
eş: 깨우다, 일어나다
köken: First attested in the Seokbo sangjeol (釋譜詳節 / 석보상절), 1447, as Middle Korean ᄭᆡ〮다〮 (Yale: skóytá). See also the etymology at Gyeongsang Korean 깨배다 (kkaebaeda).
적위Dik Açıklık
악몽 때문에 잠에서 깨다 / 잠을 깨다
자다가 깨니 꿈인가 생시인가 아득아득하다.
술이 깬다
proof, piece of evidence (that which evinces the realness of something) · evidence (anything admitted by a court to prove or disprove alleged matters of fact in a trial) · evidentiary proceedings
çekim: çoğul dowody · tamlayan dowodu
köken: Etymology tree Proto-Indo-European *de Proto-Balto-Slavic *da Proto-Slavic *do Proto-Slavic *do- Old Polish do- Proto-Indo-European *wedʰ- Proto-Balto-Slavic *wádīˀtei Proto-Slavic *vodìti Old Polish wodzić Old Polish dowodzićdeverb. Old Polish dowód Polish dowód Inherited from Old Polish dowód. By surface analysis, deverbal from dowodzić. Compare Kashubian dowód.
aile: dowód ontologiczny, dowód osobisty, dowód rzeczowy, dowód wdzięczności
DeklinacjaDik Açıklık
Oto dowód na prawdziwość mojej teorii.
Oto dowód mojej niewinności..
Ten dokument to dowód że mam obywatelstwo polskie.
internal, interior · interval, period
çekim: çoğul अंतरालों
köken: Borrowed from Sanskrit अन्तराल (antarāla).
(mathematics) interval
dawn, daybreak, first light, cockcrow
çekim: çoğul aamunkoitteet · tamlayan aamunkoitteen
köken: aamun (“of the morning”, genitive) + koite (“dawning”), from koittaa (“(of the day) to break”)
aile: aamunkoitteessa
DeklinaatioDik Açıklık
proof · evidence
çekim: çoğul důkazy · tamlayan důkazu
köken: Deverbal from dokázat.
aile: dokázaný, důkazní, důkazní břemeno
RektascenzeSağ Açıklık
důkaz Pythagorovy věty
listinné důkazy
věcné důkazy
to crack (become cracked) · to crack (make cracked) · to split for firewood
çekim: geçmiş crăpat · ortaç crăpat · şimdiki crapă
köken: Inherited from Latin crepāre, from Proto-Indo-European *ḱorh₂-.
aile: crăpare, ger de crapă pietrele, îi crăpa obrazul
Vedere nocturnăSağ Açıklık
to break, smash (window), break down, burst open (door), shatter (mirror) · to smash, break, crack, fracture · to break in (to cause something new, usually shoes, to function more naturally through use or wear)
çekim: geçmiş betörtek
köken: be- + tör
aile: betöret, betöretlen, betörés, betörhetetlen, betörhető, betöröget
DeklinációDik Açıklık
Leesett a tetőről és betört a feje.
Valaki betört a házunkba!
to violate, to break, to breach (an agreement or a promise) · to make void, to nullify (an agreement or a promise)
çekim: geçmiş הֵפַרְתָּ
On a cameraAçıklık: On a camera
וְאִם בְּיוֹם שְׁמֹעַ אִישָׁהּ יָנִיא אוֹתָהּ וְהֵפֵר אֶת נִדְרָהּ אֲשֶׁר עָלֶיהָ וְאֵת מִבְטָא שְׂפָתֶיהָ אֲשֶׁר אָסְרָה עַל נַפְשָׁהּ
information, evidence, discovery, notice · reward for information · indication, sign, proof, token
çekim: çoğul indicia · tamlayan indiciī
köken: From index (“indicator”), from indicō (“point out, indicate, show”), from in (“in, at, on; into”) + dicō (“indicate; dedicate; set apart”).
opening · a beginning
çekim: çoğul åbninger · tamlayan åbnings
köken: From åbne + -ing.
aile: døråbning, endetarmsåbning, portåbning, teltåbning, åbningsceremoni, åbningsdebat, åbningsforestilling, åbningshøjtidelighed, åbningstid
TimevinkelSağ Açıklık
forat jeg kan åpenbare den således som jeg bør tale.Bu sırrı gerektiği gibi açıklıkla bildirebilmem için dua edin.
proof, evidence
çekim: çoğul bukti-bukti
köken: From Malay bukti, from Sanskrit भुक्ति (bhukti, “possession”), व्यक्त (vyakta, “evident”), युक्त (yukta, “proper”). Cognate in Old Javanese byakta, wyakti. The term is used for translation on semantic loan from Dutch bewijs in law terms.
aile: berbukti, membuktikan, pembuktian, terbukti
Diafragma: On a cameraAçıklık: On a camera
Visiems straubliuočių būrio atstovams būdingas siurbiamasis burnos aparatas.Takım üyelerinin hepsinde burun açıklıkları bir tüpe açılır.
to break · to fracture
çekim: geçmiş lauzu · ortaç lauzts · şimdiki lauž
aile: prefixed verbs, aplauzt, atlauzt, ielauzt, izlauzt, nolauzt, palauzt, pārlauzt, pielauzt, salauzt
to break
çekim: geçmiş olla murdnud · ortaç murdnud · şimdiki murrab · ulaç murdev
köken: From Proto-Finnic *murtadak.
Mõnda paronüümidest 17:55)Açıklık: 17.00 m (55.00 ft).

Etimoloji

From Ottoman Turkish آچیقلق (açıklık), equivalent to açık + -lık.

Örnek Cümleler

Sağ Açıklık
Right Ascension
Dik Açıklık
Declination
Dik Açıklık:
Declination:
Sağ Açıklık:
Right ascension:
Açıklık@ label
Aperture
Açıklık Eğrisi
Lightness Curve
Açıklık: f /% 1
Aperture: f/ %1
Son sağaçıklık:
Final right ascension:
İlk dik açıklık:
Initial declination:
Son dik açıklık:
Final declination:
Açıklık kapandı.
The gap has closed.
İlk sağ açıklık:
Initial right ascension:
açıklık ile daha fazla örnek cümle →
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod