Ana içeriğe geç
Sözlük
/
çakma

çakma

/t͡ʃɑkˈmɑ/
noun
C2 seviye
TR → EN
"çakma" kelimesinin İngilizcesi: flash, blink. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Genelflashnoun
Genelblinknoun

Görsel

Gece Göklerinde Fırtınalı Bulutlardan Beliren Büyüleyici Yıldırım ÇakmasıGece Göklerinde Büyüleyici Şimşek Çakması ve Dallanan Işık HuzmeleriKaranlık Geceyi Aydınlatan Büyüleyici Yıldırım Çakması ve Fırtınalı BulutlarKaranlık Gece Gökyüzünde Güçlü Yıldırım ve Parıldayan Şimşek Çakması

Çekim Tablosu

Belirtme (-i)çakmayı
Çoğul (-ler)çakmalar

Tanım

•çakma işte kullanılan kuyumcu kalıbı
•çakmak işi
•deri hastalığı, yara, çıban
•taklit olan, sahte
•vurulup çakılarak yapılmış kuyumcu işi
•Bu işte kullanılan kuyumcu kalıbı
•Vücudun herhangi bir yerinde oluşan ve çoğu, deride şişkinlik, kızartı, ağrı ve ateş ile kendini gösteren irin birikimi
•Vurulup çakılarak yapılmış kuyumcu işi

Atasözü & Deyim

“şimşek çakmadan gök gürlemez: 1”

Diğer Dillerde

Almancaaufblenden, Augenblick, Ausbruch, blinken, blinzeln, Blinzeln (eril) /ˈaʊɡənblɪk/
moment, instant, blink of an eye (very short period of time)
çekim: çoğul Augenblicke · tamlayan Augenblicks
eş: Moment
köken: From Middle High German ougenblic (12th c. as “glance, look”, ca. 1300 in temporal use). By surface analysis, Auge (“eye”) + -n- + Blick (“glance”). Compare Yiddish אויגנבליק (oygnblik), Luxembourgish Abléck, Dutch ogenblik, Middle Low German ôgenblick (whence Danish øjeblik etc.). Semantically cf. also English blink of an eye.
Lichtblitz — Işık çakması
einen Augenblick bitte
im selben / gegenwärtigen / entscheidenden / allerletzten Augenblick
Kann ich es mir nicht erst einen Augenblick überlegen?
to blink · to bat an eyelash
çekim: geçmiş cillé · ortaç cillé · şimdiki cille · ulaç cillant
köken: From cil (“eyelash”) + -er.
Au passage, l'Adsl c'est de la bidouille. — Bu arada, DSL çakma.
Mostrar o manifestar el pecho, traerlo descubierto.
Luz de flash — Işık çakması
to wink (at) · to pander
çekim: geçmiş ammiccàto · ortaç ammiccàto · şimdiki ammìcca · ulaç ammiccànte
eş: accennare, segnalare, fare cenno, fare segno, fare l’occhiolino, indicare
köken: Possibly from Vulgar Latin *admicāre or from a- + micāre.
aile: ammicco
Ad ogni modo, DSL è una soluzione approssimativa. — Bu arada, DSL çakma.
Rusçaчекан, чеканка (eril) /t͡ɕɪˈkan/
chisel, caulking hammer · stamp, die · chat
çekim: çoğul чека́ны · tamlayan чека́на
eş: чеканка, долото, зубило, резец, клевец, мухоловка
köken: Inherited from Old East Slavic чеканъ (čekanŭ), from Proto-Slavic *čekanъ, a Turkic borrowing, ultimately from Proto-Turkic *čakan (“battle axe”), a derivation from *čak- (“to hit, beat”). Compare modern Kazakh шағу (şağu), Turkish çakmak. Cognate with Macedonian, Ukrainian чекан (čekan), Czech, Slovak čakan, Polish czekan.
У Вас есть прикурить? — Çakmağınız var mı?
Arapçaالبَرْق, رَمَشَ, رَمْشَة
بالمناسبة، الـ DSL فوضى عارمة. — Bu arada, DSL çakma.
Farsçaبرق, پلک زدن, تکزنگ زدن, چشمک زدن, چشمکزدن, فلاش /ˈbarq/
electricity · lightning · electric light (source of illumination)
köken: Borrowed from Arabic بَرْق (barq).
aile: برق زدن, برق کردن, برق گرفتن, برقی, برقرسانی, برقکار, تابلو برق, تیر برق, دکل برق, رعد و برق
طلا هادی برق است.
سگ از رعد و برق میترسد.
برق را در خرمن مردم تماشا کرده است آن که پندارد که حال مردم دنیا خوش است؟
Azericeqırpım, qırpmaq, vızıv atmaq
blink
çekim: çoğul qırpımlar
köken: From qırp (“to blink”) + -ım.
bir göz qırpımında
Kazakçaжыпылықтату, жыпылықтау
Felemenkçeflits, flitsen, knipperen (eril)
a flash; (figuratively) an instant · lightning bolt · brief but intense radiation from a flashtube
çekim: çoğul flitsen
aile: bliksemflits, flitsen, flitshandel, lichtflits
Lichtflits — Işık çakması
Een lach van jou maakt in een flits mijn dag weer beter.
Portekizceclarão, lampejar, lampejo, olhadela, piscada, piscadela (eril) /klaˈɾɐ̃w̃/
flash · clarity · glare (intense, blinding light)
çekim: çoğul clarões
köken: From claro + -ão.
Flash de luz — Işık çakması
Yunancaανοιγοκλείνω /a.ni.ɣoˈkli.no/
to open and close/shut (typically repeatedly) · to blink (the eye)
çekim: geçmiş ανοιγόκλεισα · ortaç έχοντας ανοιγοκλείσει · şimdiki ανοιγοκλείνει · ulaç ανοιγοκλείνοντας
köken: Inherited from Byzantine Greek. By surface analysis, ανοίγω (anoígo, “to open”) + -ο- (-o-) + κλείνω (kleíno, “to close”).
Έχεις φωτιά ; — Çakmağınız var mı?
Japoncaチラ見, パッシングする, フラッシュ, まばたきする, 点滅する, 瞬く /ɸɯ̟ɾa̠ɕːɨ/
flash; camera flash · a very short scene
köken: Borrowed from English flash.
灯りのフラッシュ — Işık çakması
フラッシュを焚く
Korece눈을 깜박거리다, 눈을 깜박이다, 섬광, 플래시 /sʰʌ̹mɡwa̠ŋ/
flash (burst of light)
eş: 섬화, 달빛, 섬휘
köken: Sino-Korean word from 閃光.
사실 초고속인터넷(DSL)도 다소 서툰 기술이죠. — Bu arada, DSL çakma.
to blink (with one or more eyes) · to wink · to flash, to blink ((cause a light to) shine briefly or intermittently)
çekim: geçmiş blinkade · ortaç blinkad · ulaç blinkande
Ljusblixt — Işık çakması
Om man inte blinkar så blir ögonen torra
Jag tackade ja utan att blinka
blinka åt någon / blinka med ena ögat ("with [the] one eye") mot någon
Lehçebłąkać się, błysk, błyskać, błysnąć, flesz, lampa błyskowa (eril) /ˈbwɘsk/
flash, flare, glint (sudden, short, temporary burst of light) · flash, stroke (sudden appearance of something) · lure
çekim: çoğul błyski · tamlayan błysku
eş: błyśnięcie, flesz, przebłysk
köken: Etymology tree Proto-Indo-European *bʰel- Proto-Indo-European *bʰleyǵ-der. Proto-Indo-European *-sḱétider. Proto-Balto-Slavic *blaiskas Proto-Slavic *blěskъder. Proto-Slavic *bliskati ▲ Old Polish łyskaćinflu. Old Polish błyskać Polish błyskaćdeverb. Polish błysk Deverbal from błyskać. First attested in 1620.
aile: błyskowy
Błysk światła — Işık çakması
Ukraynacaзблиск, мига́ти, мигну́ти, морга́ти, моргну́ти, спа́лах
Спалах світла — Işık çakması
Hintçeपलक मारना
Fincealakieli, fiini, flashata, haihtua, kiidättää, korea /ˈɑlɑˌkie̯li/
flash (language created by a repressed minority to maintain cultural identity) · A low-pitched string in a stringed instrument.
çekim: çoğul alakielet · tamlayan alakielen
köken: ala- (“sub-”) + kieli (“language, string”)
"Kolmas Flint laski. — "Üçüncü çakmaktaşı düştü.
Çekçeblikat, bliknout, míhat se, mihnout se, mrkat, mrknout /ˈblɪkat/
to blink, twinkle (of a source of light)
çekim: geçmiş blikala · ortaç blikala · şimdiki bliká
köken: Borrowed from Middle High German blicken (“to look”, originally "to shine").
Mohu poprosit o oheň? — Çakmağınız var mı?
Blikal baterkou.
moment, instant, second, blink of an eye
çekim: çoğul clipe · tamlayan clipe
köken: Back-formation from clipi (“to blink”).
Ai un foc ? — Çakmağınız var mı?
Macarcapislant, pislog, vaku, villog /ˈvɒku/
flash, camera flash (device used to produce a flash of artificial light)
çekim: çoğul vakuk
köken: Shortened from German Vakuumblitz, from Vakuum (“vacuum”) + Blitz (“camera flash”), from Latin vacuum (“void”).
aile: vakuzik, vakupapucs, vakuszinkron
Fényvillanás — Işık çakması
İbraniceמבזק, מצמץ, פלאש (eril)
camera flash, flash
köken: From English flash.
דרך אגב, אינטרנט מהיר הוא בלגן. — Bu arada, DSL çakma.
Latinceconniveo, coruscare, fulgēre, nicto, nictor, ostentare /kɔnˈniː.we.oː/
alternative form of cōnīveō
çekim: şimdiki connīvet · ulaç connīvēns
köken: Uncertain. Perhaps from Proto-Italic *kom-kneiɣʷēō, from *kneiɣʷēō, from Proto-Indo-European *kneygʷʰ-. See cōnīveō for more information.
Dancablinke, blitz, blive vist i glimt, blotte sig, flot, glimt /blenɡe/
blink · wink · glint
çekim: geçmiş blinkede
köken: From German blinken (“to flash”).
Seebach lammetæver Helmig. — M.Fevzi Çakmak Mah.
Norveççeblits, blunke, flage
Det var røykutvikling i maskinrommet. — Arkebüz çakmak mekanizmasıyla ateşlenir.
Endonezcemengedipkan
bentuk aktif dari berkedip
Aku mengambil pemantik diatas meja — Masadaki çakmağı aldım.
Vietnamcanhấp nháy /ɲəp̚˧˦ ɲaj˧˦/
to blink
köken: -âp reduplication of nháy.
Ánh sáng của một ngọn lửa rất phức tạp. — Çakmak fiilinin çekimli halidir.

Örnek Cümleler

O çakmaydı.
It was a fake.
Işık çakması
Light flash
Tamamen bir çakma.
It's a complete sham.
Çakmağınız var mı?
Got a light?
Bu çakma, değil mi?
It's a fake one, right?
Bir çakmağın var mı?
Have you got a lighter?
Tom çakmağımı tuttu.
Tom kept my lighter.
Bu arada, DSL çakma.
By the way, DSL is a kludge.
- Sadece bir çakmak.
- It's just a lighter.
Bu resmi çakmakla yak.
Burn this picture with a lighter.
Masadaki çakmağı aldım.
I picked up the Iighter on the table.
Cebinde çakmağını aradı.
He felt in his pocket for his lighter.
çakma ile daha fazla örnek cümle →
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod