glaring
/ˈɡlɛəɹɪŋ/2 hece
C2 seviye
EN → TR
"glaring" kelimesinin Türkçesi: apaçık, dik ve düşmanca bakışlı, çok parlak, göz kamaştırıcı, hemen göze çarpan. glaringly dik dik bakarak. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.
Çeviri
Genelapaçık
Geneldik ve düşmanca bakışlı
Genelçok parlak
Genelgöz kamaştırıcı
Genelhemen göze çarpan. glaringly dik dik bakarak
Genelgöz kamaştıracak surette.
Tanım
•conspicuously and outrageously bad or reprehensible
Diğer Dillerde
Almancaeklatant, grell leuchtend, hell strahlend, krass, schreiend
Fransızcaévident
Rusçaвопию́щий, ослепи́тельный, очеви́дный, слепя́щий, я́вный
Portekizcegritante, óbvio, reluzente
Korece노골적인, 뻔한
İsveççebländande, uppenbar
Çekçedo očí bijící
Macarcacsillogó
Norveççeiøynefallende
Etimoloji
By surface analysis, glare + -ing.
Kelime Ailesi
glaringly
glaringness
Örnek Cümleler
Kavuran sıcaklar, çıplak kayalıklar.
Glaring heat, bare rock-faces.
Ha Ni, neden bana bu şekilde dik dik bakıyorsun?
Ha Ni, why are you glaring at me like that?
Gözlerini alamadığını sanmıyorum. Dik dik bakıyor gibi.
It's not that she can't take her eyes off you, it seems like she's glaring.
Böyle göze batan bir hataya nasıl göz yummayı başardınız?
How did you manage to overlook such a glaring error?
Bu görüşü destekleyen en çarpıcı örnek ise Latin Amerika.
Latin America offers a glaring example in this regard.
Dilesin "diye benim botlar az göze çarpan, belirgin fısıldadı.
Must!" he whispered distinctly, glaring at my boots.
Corky resmi düşmanca bakışlar, ve kuru bir tür, gürültü emme oldu ağzını.
Corky was glaring at the picture, and making a sort of dry, sucking noise with his mouth.
Çünkü o, elektrikli teni ve parlak gözleriyle karanlığın güçlerine karşı koyar.
For he counteracts the powers of darkness by his electrical skin and glaring eyes.
Sokaktaki ışıklar içeriyi aydınlatıyordu ve güvenlik görevlisi tutmak zorunda kaldık.
Lights glaring in off the street, and we had to hire a security guard and all these things.