66 AUTOMNE.
Enchanters of Men (Second ed.).
O bir büyücüydü.
She was an enchantress.
Kızın güzelliğinden mest oldu.
He is enchanted by the girl's beauty.
Bu büyülü bir ormana benziyor.
This looks like an enchanted forest.
Kapalı havalar beni hüzünlendirir.
The Immortal Hour enchants me.
O beni delici gözleriyle büyülüyor.
He enchants me with his piercing eyes.
Dragonfang adında büyülü bir kılıç.
An enchanted sword named Dragonfang.
Aydın kişilerin zevkini gözetmiştir.
It's about seeing people enchanted.
Bu bir çılgınlık, henüz mest olmadık
It is madness, I'm enchanted.
Onun küçük kahkahasıyla büyülenmişti.
She was enchanted by his little laugh.
Ben onların çocuklarını büyülemiyorum.
I'm not enchanting their children.
Denizcilerin gözünde bu adalar büyülüydü
In the minds of mariners the Galapagos were Las Encantadas, enchanted