Pardon, bir hata yaptım. -
Oh sorry, I made a mistake. It would have been a blunder.
O, o gafı yaptığında ne yapıyordu?
What was she doing when she made that blunder?
Fakat kolaylıkla hataya da düşebilirdi
But he very easily could have made a blunder.
Ama benim bandaj almak için evin içine gafı tuhaf.
But it's odd I should blunder into your house to get my bandaging.
Ve onları azgınlıkları içinde şaşkın olarak bırakır.
And He leaves them blundering in their transgression.
Bu benim bilimsel kariyerimin en büyük hatasıydı.”[2]
It was the greatest blunder of my scientific career”.[5]
Onları azgınlıkları içinde bocalar durur halde bırakır.
And He leaves them blundering in their transgression.
Başarısız bir durumun nasıl gerçekleşebileceğine bakalım
Let's see what could have been a blunderous scenario.
Ve bırakır onları, azgınlıkları içinde bocalayıp dururlar.
And He leaves them blundering in their transgression.
O, sapanları taşkınlıkları içinde bocalayıp dururlarken bırakır.
And He leaves them blundering in their transgression.
O bırakır onları ki, kudurganlıkları içinde bocalayıp dursunlar.
And He leaves them blundering in their transgression.
Ardından Sırbistan-Karadağlı bir oyuncunun bir başka gafı geldi.
Then came another blunder by a Serbia-Montenegro player.