blink

/blɪŋk/1 hece
verb
B2 seviye
EN → TR
"blink" kelimesinin Türkçesi: pırıltı., pırıldamak, ışıldamak, kaçınmak, göz kırpma. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Genelpırıltı.
Genelpırıldamak
Genelışıldamak
Genelkaçınmak
Genelgöz kırpma
Genelbakış nazar
Genelgöz kırpmakverb
Genelgözlerini gerçeğe kapamak
Genelgöz kırptırmak
Genelyarı kapalı gözlerle bakmak
Genelgöz atmak

Görsel

Saksıda Duran Sevimli Karikatür Kaktüsler ve Pırıltılı Yıldız MotifleriPırıltılı Unicorn ve Anime Chibi Karakterler: Renkli Dijital Sanat KoleksiyonuKristal Kuleler ve Buz Pırıltıları: Fantastik Dijital Suluboya ManzaraPırıltılı galaksi önünde heykelsi detaylarıyla büyüleyici bir zürafa portresi

Tanım

•a reflex that closes and opens the eyes rapidly
•gleam or glow intermittently

Diğer Dillerde

Almancaaufblenden, Augenblick, blinken, blinzeln, Blinzeln, flüchtiger Blick
Rusçaмиг, мига́ние, мигать, мига́ть, мигну́ть, морга́ние
Arapçaرَمَشَ, رَمْشَة
Farsçaپلک زدن, چشمک زدن, چشمکزدن
Kazakçaжыпылықтату, жыпылықтау
Felemenkçeflitsen, knipperen
Japoncaチラ見, パッシングする, まばたきする, 点滅する, 瞬く
Korece눈을 깜박거리다, 눈을 깜박이다
İsveççeblinka, ögonblick
Ukraynacaмига́ти, мигну́ти, морга́ти, моргну́ти
Hintçeपलक मारना
Finceräpäyttää silmiä, räpyttää silmiä, silmänräpäys, silmänräpäytys, väläyttää valoja, välkkyä
Macarcapislant, pislog, villog
İbraniceמצמץ
Latinceconniveo, nicto, nictor, palpebrō
Dancablinke
Norveççeblunke
Endonezcemengedipkan
Vietnamcanhấp nháy

Etimoloji

From a contraction of the group's name, itself a compound of black + pink, seemingly chosen as a homophone of blink.

Kelime Ailesi

before one can blink
blink first
blink-and-you-miss-it
blinkle
eyeblink
in the blink of an eye
interblink
landblink
moonblink
one-blink town
snowblink
sunblink
water blink
without blinking an eye
without blinking an eyelash
without blinking an eyelid

Örnek Cümleler

Göz Kırpma.
Blink. Blink.
O göz kırptı.
He blinked.
Simgeyi parlat
Blink the icon
Titreyen İmleç
Blinking Cursor
Tom göz kırptı.
Tom blinked.
Ben göz kırptım.
I blinked.
Blinken' den Çık
Quit Blinken
O kırpmadan aldı.
He took it without blinking.
Yanıp- sönen imleç
Blinking cursor
Sinyal lambanı tak.
Put on your blinker.
Gözünüzü kırpmayın.
Don't blink.
O, gözlerini kırptı.
She blinked her eyes.