Ana içeriğe geç
Sözlük
/
ulak

ulak

noun
C2 seviye
TR → EN
↔ ters çevir
"ulak" kelimesinin İngilizcesi: courier, messenger. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Genelcouriernoun
Genelmessenger

Görsel

Altın Işıkta Kamışların Dans Ettiği Sulak Alan Dijital ManzaraAhşap Detaylı Premium Kablolu Kulak Üstü Kulaklık Stüdyo Çekimi3D Animasyon Tarzında Pembe Kulaklı Sevimli Beyaz Tavşan ve PapyonuAltın Varaklı Çerçevede Oturan Büyük Kulaklı Sevimli Tavşan Karakteri

Çekim Tablosu

Belirtme (-i)ulağı
Yönelme (-e)ulağa
Bulunma (-de)ulakta
Çıkma (-den)ulaktan
Tamlayan (-in)ulağın
Çoğul (-ler)ulaklar

Tanım

isim: haberci

Atasözü & Deyim

Baş ağır gerek, kulak sağır
Boynuz kulaktan sonra çıkar, ama kulağı geçer
Deve boynuz ararken kulaktan olmuş

Diğer Dillerde

messenger (male or of unspecified gender) · postman, letter carrier · apostle
çekim: çoğul Boten · tamlayan Boten
eş: Kurier, Laufbursche, Sendbote, Überbringer, Übermittler, Vorbote
köken: From Middle High German bote, from Old High German boto, from Proto-Germanic *budô (“messenger”), from Proto-Indo-European *bʰewdʰ-.
aile: Botin, Botschafter, Botschaft
Mit gespitzten Ohren.Açık kulaklarım var.
FransızcaMessager (eril) /mɛ.sa.ʒe/
messenger; one who carries a message
çekim: çoğul messagers
köken: Inherited from Old French messagier, from message.
aile: messager sagittaire, messager secrétaire, messager serpentaire
Œil pour œilKulak İltihabı
İspanyolcacourier, courrier, estafeta, mensajero /ˈkuɾjeɾ/
courier
çekim: çoğul couriers
köken: Unadapted borrowing from English courier.
After Para Tus Oídos.Kulakları iridir.
İtalyancacorriere, messaggero (eril) /korˈrjɛ.re/
messenger · courier · plover (bird of the genus Charadrius)
çekim: çoğul corrieri
eş: messaggero, spedizioniere, trasportare, autotrasportare, messo, corrispondenza
köken: From correre + -iere.
aile: corriere grosso
Orecchio internoKulak İltihabı
Corriere della Sera
ПрослушиванивПрослушиванивKulak İltihabı
ويبقى الأذان.Kulakları iridir.
messenger, courier
çekim: çoğul پیکها
köken: From Middle Persian [Book Pahlavi needed] (pdk' /⁠payg⁠/, “foot-soldier, courier”), ultimately from Proto-Iranian *pā́dah (“foot”). Cognate with Sanskrit पदिक (padika, “going on foot, pedestrian”). Compare the Iranian borrowings: Old Armenian պայիկ (payik), Georgian პაიკი (ṗaiḳi), Classical Syriac ܦܱܝܓܳܐ (faygā), Arabic فَيْج (fayj), فَوْج (fawj). Doublet of فوج (fowj).
a person sent to solicit an unmarried woman's hand in marriage in behalf of a close relative · envoy · ambassador
çekim: çoğul elçilər · tamlayan elçinin
köken: Inherited from Old Anatolian Turkish ایلچی (ẹlçi). By surface analysis, el + -çi.
aile: elçilik
ambassador · Apostle
çekim: çoğul елшілер · tamlayan елшінің
köken: Inherited from Proto-Turkic *ēlči. Also analyzable as ел (el, “country”) + -ші (-şı).
aile: елшілік
ambassador
çekim: çoğul elchilar · tamlayan elchining
aile: elchilik, elchixona
Tatarcaхәбәрче
Felemenkçebode, koerier
Beluister het motetKulak İltihabı
Portekizcecorreio, guia, mensageiro, transportadora (eril) /koˈʁej.u/
mail (regular delivery of letters and small parcels)
çekim: çoğul correios
köken: From Old Occitan corrieu (“messenger”) (Catalan correu), from Old French corlieu, or from Spanish correo.
aile: correio eletrónico, correio eletrônico
Caros Ouvintes.Kulak İltihabı
Yunancaαγγελιοφόρος (eril) /aŋ.ɟe.li.oˈfo.ɾos/
messenger, herald · dispatch rider
çekim: çoğul αγγελιοφόροι · tamlayan αγγελιοφόρου
eş: διάγγελος, διαγγελέας, εξάγγελος, μαντατοφόρος
köken: αγγελία (angelía, “message”) + -φόρος (-fóros, “bearer”)
Οι οφθαλμοί είναι μεγάλοι.Kulakepçeleri büyüktür.
団体旅行に添乗し、案内、旅行の運営などをする人。ツアコン。
耳ともいう。Kulakları diktir.
Korece메신저, 사자, 전령 /me̞ɕʰiɲd͡ʑʌ̹/
messenger
köken: Borrowed from English messenger.
귀가 아주 크다.Kulakepçeleri büyüktür.
İsveççebudbärare, sändebud
a messenger (one who brings messages)
çekim: çoğul budbärares · tamlayan budbärares
köken: From bud (“message”) + bärare (“carrier”).
Det finns inga yttre öron.Dış kulakları vardır.
Hon såg budbärarna komma åter och förkunna, att också [påve] Innocentius [VI] dött.
Se, jag sänder min budbärare före dig, han skall bereda vägen för dig.
messenger, courier (someone whose job is carrying messages) · pig and goose buyer
çekim: çoğul gońcy · tamlayan gońca
köken: Etymology tree Polish gonić Proto-Indo-European *-ikos Proto-Balto-Slavic *-ikas Proto-Slavic *-ьcь Polish -ec Polish goniec From gonić + -ec.
Miej uszy otwarte.Açık kulaklarım var.
Я не звернув на нього уваги.Ben ona kulak asmadım.
ambassador · envoy · messenger
çekim: çoğul दूतों
köken: Borrowed from Sanskrit दूत (dūta).
aile: दूतावास
courier
çekim: çoğul kuriirit · tamlayan kuriirin
köken: From French courrier.
aile: huumekuriiri, kuriiriposti, kuriiriyritys
Korvat paukkuvat.Kulakları çıkıktır.
Çekçekurýr, posel (eril) /ˈkuriːr/
messenger
çekim: çoğul kurýři · tamlayan kurýra
köken: Borrowed from German Kurier, from French courrier.
Mají špičaté uši.Açık kulaklarım var.
Rumencemesager (eril)
messenger, herald
çekim: çoğul mesageri · tamlayan mesagerului
köken: Borrowed from French messager.
Urechile sunt ascuțite.Kulakları kesilmişti.
courier, messenger · bishop
çekim: çoğul futárok
köken: fut + -ár
Füle feláll.Kulakları çıkıktır.
emissary, envoy, proxy, agent · apostle · delivery person
çekim: çoğul שְׁלִיחִים
köken: From שָׁלַח (shalákh, “to send”).
aile: שְׁלִיחוּת, שליח ציבור, שְׁלִיחַ צִבּוּר
האוזניים קצרות.Kulakları kesilmişti.
courier, messenger
çekim: çoğul angariī · tamlayan angariī
köken: From Ancient Greek ἄγγαρος (ángaros, “Persian mounted courier”), from an uncertain non-Greek (probably Middle Eastern) source. Compare ἄγγελος (ángelos).
aile: angaria, angariō
Dancabud, kurer /ˈb̥uð/
command · message · offer
çekim: çoğul buddene · tamlayan buds
köken: From Old Danish buth n, from Old East Norse buð n, from Proto-Germanic *budą (“offer, message”), cognate with Swedish bud, Dutch bod, German Gebot.
Ørehårene skal ud.Kulakları çıkıktır.
Ingen utpreget stopp.Kulakçık bulunmaz.

Etimoloji

From Ottoman Turkish اولاق (ulak), analyzable as ula- + -k. Ultimately from Proto-Turkic *ula- (“to attach, join (ends)”).

Örnek Cümleler

Kulaklığı tak.
Put the headphone on.
Gözkulak olun.
Keep an eye out.
Ona kulak verme.
Don't pay attention to her.
Ona gözkulak ol.
Keep an eye on it.
Ona göz kulak ol.
Keep an eye on him.
Buna göz kulak ol.
Keep an eye on it.
Kulaklarım ağrıdı.
My ears hurt.
Kulaklarımı diktim.
I pricked up my ears.
Tom'a göz kulak ol.
Keep an eye on Tom.
İyi kulaklarım var.
I have good ears.
Kulaklarım çınlıyor.
I have a ringing in my ears.
Tom'a gözkulak olun.
Keep a good eye on Tom.
ulak ile daha fazla örnek cümle →
Birleşik Kelimeler
özel ulakel ulağı
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod