oturak

/o.tuˈɾak/
noun
TR → EN
"oturak" kelimesinin İngilizcesi: stool, stool, stool. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Genelstool
Genelstool
Genelstool

Görsel

Ahşap oyma taç tahtası - antik oturakBeyaz Fonda Minimalist Ahşap Görünümlü Modern Yer Minderi ve Dekoratif OturakAçık ahşap kollu, beyaz oturaklı modern sandalye

Çekim Tablosu

Belirtme (-i)oturağı
Yönelme (-e)oturağa
Bulunma (-de)oturakta
Çıkma (-den)oturaktan
Tamlayan (-in)oturağın
Çoğul (-ler)oturaklar

Tanım

•isim: Oturulacak yer veya şey
•Alçak iskemle
•Bir şeyin yere gelen tarafı; taban (I)
•ördek
•İçkili, çalgılı eğlence
•Boru mengenesinin tezgâha oturduğu ve vidalandığı bölüm

Diğer Dillerde

AlmancaExkrement, Exkret, Hocker, Kot, Schemel, Stuhl (nötr) /ʔɛkskʁeˈmɛnt/
excrement, feces
çekim: çoğul Exkremente · tamlayan Exkrementes
eş: Kot, Stuhl, Kacke, Scheiße
köken: Borrowed from Latin excrēmentum.
Sind Sie etabliert, traditionell, pflegend, beschützend, mitfühlend wie Oprah? — Oprah gibi oturaklı, geleneksel, anaç, korumacı empati kurabilen biri misiniz?
Fransızcaselle, tabouret (dişil) /sɛl/
saddle (for riding) · commode (chair containing a chamber pot) · excrement (human or animal)
çekim: çoğul selles
köken: Inherited from Middle French selle, from Old French sele, from Latin sella, from Proto-Italic *sedlā, from Proto-Indo-European *sed-.
aile: sellerie, sellier, seller
La page n'a plus été actualisée depuis la fin de saison 2015. — Oturaklı'dan gelen veriler 2015 yılının sonlarında eklendi.
İspanyolcabanqueta, banquillo, banquito, sitial, taburete, taurete (dişil) /banˈketa/
footstool · small bench · sidewalk
çekim: çoğul banquetas
eş: escabel, reposapiés
köken: From banca (“bench”) + -eta (diminutive suffix). The sense of sidewalk comes from the platforms, like low benches, which were used for walking on streets aside houses.
aile: banquetazo
¿Eres establecido, tradicional, proveedor, protector?, te identificas con Oprah? — Oprah gibi oturaklı, geleneksel, anaç, korumacı empati kurabilen biri misiniz?
İtalyancaescremento, feci, scanno, sgabello, trespolo (eril) /es.kreˈmen.to/
excrement, feces, dung · synonym of escrezione (“excretion”)
çekim: çoğul escrementi
eş: feci, materia fecale, deiezione, sterco, cacca, merda
köken: Learned borrowing from Latin excrēmentum, derived from excernō (“to sift out, to separate”).
Stabili, tradizionali, che allevano e proteggono? Empatici come Oprah? — Oprah gibi oturaklı, geleneksel, anaç, korumacı empati kurabilen biri misiniz?
Rusçaкал, прима́нка, стул, табуре́т, табуре́тка /kaɫ/
dung, excrement, feces, poo
çekim: çoğul ка́лы · tamlayan ка́ла
eş: испражнения, стул, фекалии, экскременты
köken: Inherited from Old East Slavic калъ (kalŭ, “mud, muddy puddle, scum, sewage”), from Proto-Slavic *kalъ (“mud, swamp”).
aile: калоприёмник
Вы устоявшийся, традиционный, заботливый, покровительствующий, сочувствующий как Опра? — Oprah gibi oturaklı, geleneksel, anaç, korumacı empati kurabilen biri misiniz?
Arapçaبِرَاز, مِقْعَد, مَقْعَدَة
العرب قسمان: أصحاب الهياكل وهم عبدة الكواكب، إذ قالوا بإلهيتها. — Bunlara 'Oturak Kızıklar' denmiştir.
Azericekətil, taburet
Kazakçaнәжіс, отырғыш
excrement, feces
çekim: çoğul нәжістер · tamlayan нәжістің
köken: From Arabic نَجَس (najas).
Özbekçetaburetka
Felemenkçebarkruk, kruk, schemel, stoelgang (eril) /ˈbɑr.krʏk/
bar stool
çekim: çoğul barkrukken
köken: Compound of bar + kruk.
Alle zitplaatsen zijn gereserveerd. — Tüm oturaklar ayrılmış.
Portekizcebanco, banquinho, cocô, fezes, merda, tamborete (eril) /ˈbɐ̃.ku/
bank (financial institution) · bank (safe place for storage and retrieval of items) · bench (long seat)
çekim: çoğul bancos
köken: Borrowed from Italian banco, from Old High German bank, from Proto-Germanic *bankiz.
aile: amargar banco, bancar, bancário, banco de dados, banqueiro, banquinho, esquentar banco
Nota: estatísticas atualizadas até o final da temporada de 2015. — Oturaklı'dan gelen veriler 2015 yılının sonlarında eklendi.
excrement, faeces (UK), feces (US)
çekim: çoğul κοπράνων · tamlayan κοπράνων
eş: περιττώματα, σκατά, περίττωμα
köken: From Ancient Greek κόπρος (kópros, “excrement”).
Είστε καταξιωμένος, παραδοσιακός, κάποιος που γαλουχεί και προστατεύει, γεμάτος κατανόηση όπως η Όπρα; — Oprah gibi oturaklı, geleneksel, anaç, korumacı empati kurabilen biri misiniz?
Japoncaスツール, ストゥール, 糞便 /sɨ̥t͡sɨːɾɯ̟/
stool (a seat)
köken: Borrowed from English stool.
オプラのように親身になれる人? 信頼があり 動じない親しみのある人 — Oprah gibi oturaklı, geleneksel, anaç, korumacı empati kurabilen biri misiniz?
Korece걸상, 대변, 스툴 /ˈkɘ(ː)ɭsʰa̠ŋ/
stool, bench
köken: 걸- (geol-) + 상(床) (sang).
존경받고, 전통이 있으며, 보살피거나 보호적이며, 오프라처럼 이해심이 많습니까? — Oprah gibi oturaklı, geleneksel, anaç, korumacı empati kurabilen biri misiniz?
İsveççeavföring, pall
feces, stool, fecal matter · defecation (voiding feces from the bowels)
çekim: çoğul avföringar · tamlayan avförings
aile: avföringsinkontinens
För andra betydelser, se Ostrý. — Diğeri daha ağırbaşlı, oturaklıdır.
Mannen hade smetat avföring på väggarna i cellen
ha avföring
Har patienten haft avföring?
Lehçekał, stolec, stołek, taboret (eril) /ˈkaw/
feces
çekim: tamlayan kału
eş: fekalia, ekskrementy, fecesy, odchody, stolec, kupa
köken: Etymology tree Proto-Slavic *kȃlъ Polish kał Inherited from Proto-Slavic *kȃlъ.
aile: kałowy
Macie pozycję i reputację, cenicie tradycję i wykazujecie się empatią oraz opiekuńczością jak Oprah? — Oprah gibi oturaklı, geleneksel, anaç, korumacı empati kurabilen biri misiniz?
Ukraynacaдзи́ґлик, ослі́нчик, стіле́ць
Чи ви організований, традиційний, вихований, наполегливий, готовий захищати інших як Опра? — Oprah gibi oturaklı, geleneksel, anaç, korumacı empati kurabilen biri misiniz?
Hintçeचौकी, तिपाई, पीढ़ा (dişil) /t͡ʃɔː.kiː/
stool, bench; dais, platform · kneading-board · post, guard
çekim: çoğul चौकियाँ
köken: Feminine form of चौक (cauk), from Sanskrit चतुष्क (catuṣka).
रात को हमने पुलिस चौकी पर पत्थर फिंकवा दिए। इसका अच्छा प्रभाव हुआ।
Fincejakkara, jäkki, palli, uloste /ˈjɑkːɑrɑ/
stool (seat for one person without a backrest or armrests)
çekim: çoğul jakkarat · tamlayan jakkaran
köken: jakka- + -ra; akin to dialectal jakku (“long bench or small chair”), possibly from childish jalku, from jalka (“foot”).
aile: baarijakkara, jalkajakkara, keittiöjakkara, korokejakkara, lypsyjakkara, rukousjakkara, saunajakkara, vihkijakkara
Kauden kappaleita julkaistiin kokoelmalevyllä loppuvuodesta 2015. — Oturaklı'dan gelen veriler 2015 yılının sonlarında eklendi.
Near-synonym: rahi
Çekçestolice, stolička (dişil) /ˈstolɪt͡sɛ/
bench · stool, feces (US), faeces (UK)
çekim: çoğul stolic · tamlayan stolic
eş: sedadlo, židle, křeslo, výkal, lejno, exkrement
köken: Inherited from Proto-Slavic *stolica. By surface analysis, stůl + -ice.
Jedno lehčí, druhé těžší. — Diğeri daha ağırbaşlı, oturaklıdır.
Rumencescaun (nötr)
chair, seat · stool · throne, seat of power, by extension capital
çekim: çoğul scaune · tamlayan scaunului
köken: Inherited from Latin scamnum. For the change of -m- into -u- after -a-, compare Latin damnum > Romanian daună. Compare also Aromanian scamnu, Megleno-Romanian scand, Istro-Romanian scånd.
aile: înscăuna
Eşti realizat, tradiţional, grijuliu, protector, empatic ca Oprah? — Oprah gibi oturaklı, geleneksel, anaç, korumacı empati kurabilen biri misiniz?
Macarcabárszék, széklet, zsámoly /ˈbaːrseːk/
bar stool
çekim: çoğul bárszékek
köken: bár (“bar”) + szék (“stool”)
Szilárd, hagyományelvű, gondoskodó, védelmező, empatikus, mint Oprah? — Oprah gibi oturaklı, geleneksel, anaç, korumacı empati kurabilen biri misiniz?
İbraniceשְׁרַפְרַף
האם אתה מיושב, מסורתי, מטפח, מגונן, אמפתי כמו האופרה? — Oprah gibi oturaklı, geleneksel, anaç, korumacı empati kurabilen biri misiniz?
Latinceexcrēmentum
Dancaafføring /avføːrenɡ/
defecation, bowel movement, motion · feces, excrement, crap, shit, stool
çekim: çoğul afføringer · tamlayan afførings
eş: bæ, ekskrementer, fæces, lort
köken: From an archaic sense of afføre (“defecate”) + -ing.
Tallene ovenfor er fra slutningen af 2011-sæsonen. — Oturaklı'dan gelen veriler 2015 yılının sonlarında eklendi.
Norveççekrakk, taburett
Det var da spilt inn episoder som ble sendt fram til slutten av 2015. — Oturaklı'dan gelen veriler 2015 yılının sonlarında eklendi.
Vietnamcaghế đẩu /ɣe˧˦ ʔɗəw˧˩/
a stool (A seat for one person without a back or armrest)
Khi ta nghe các lời ấy , ta bèn xé áo trong và áo_tơi mình , nhổ tóc đầu và lông râu , rồi ngồi buồn_bã . — Bunu duyunca giysimi ve cüppemi yırttım, saçımı sakalımı yoldum, dehşet içinde oturakaldım.
Slovakçastolček, stolica (dişil) /stɔʎit͡sa/
bench · stool(s) (waste matter)
köken: Etymology tree Proto-Indo-European *steh₂-der. Proto-Indo-European *sth₂-o-lo-m Proto-Balto-Slavic *stálan Proto-Slavic *stolъ Proto-Indo-European *-is Proto-Indo-European *-h₂ Proto-Indo-European *-ih₂ Proto-Balto-Slavic *-kas Proto-Slavic *-ica Proto-Slavic *stolica Slovak stolica Inherited from Proto-Slavic *stolica.
Ste ustálený, konzervatívny, vychovaný, obraňujúci, empatický ako Oprah? — Oprah gibi oturaklı, geleneksel, anaç, korumacı empati kurabilen biri misiniz?

Örnek Cümleler

Tom çok oturaklı bir adamdır.
Tom is a very dignified man.
(Gerçek oturak/sandalye anlamındaki kelime ise Katedra'dır).
(Actually Śakaṭa is a Sanskrit word meaning chariot.)
Orada oturaklı, başını yücelere kaldırmış dağlar oluşturduk.
Set We not therein soaring mountains?
Yeri uzatıp döşeyen ve onda oturaklı dağlar ve nehirler vücuda getiren O'dur.
It is He who stretched out the earth and placed upon it firm mountains and rivers.
Oprah gibi oturaklı, geleneksel, anaç, korumacı empati kurabilen biri misiniz?
Are you established, traditional, nurturing, protective, empathetic like the Oprah?
Açıkca hayatın bu aşamasında bir ölçüde eskisinde daha oturaklı bir biçimdeydi.
Obviously, at this stage of life he was in a somewhat more dignified form than he was back then.
Yemin olsun, sabahleyin erkenden, kararlı ve oturaklı bir azap yakaladı onları.
And early in the morning the decreed punishment came upon them.
Otobüsün içi günün saatlerine göre değişir, gündüz oturaklar gece ise yataklar vardır.
The interior of the bus changes depending on the time of day, having seats by day and beds by night.
Orada oturaklı, başını yücelere kaldırmış dağlar oluşturduk. Ve size tatlı bir su içirdik.
And placed in it lofty and broad stablisers, and gave you sweet water to drink?
Uluslararası oyunlarda Hardturm 16.600 seyirciyi bütün alanlarda oturaklı yerleri ile alır.
In international games the Hardturm could hold 16,600 spectators with seating places in all areas.
Gerçekten gece kalk(ıp ibadet et)mek daha oturaklı ve (geceleyin) söz (du'a) daha etkilidir.
Surely in the watches of the night the soul is most receptive and words more telling.
Bu insanlara saygıdeyer, oturaklı, parasal hür ve vatandaşlık yaşamı kurmak için yardım etmektir.
It's about helping people to build lives of dignity, stability, economic autonomy, citizenship.
oturak ile daha fazla örnek cümle →

Birleşik Kelimeler

oturak âlemioturak kündesi