Ana içeriğe geç
Sözlük
/
okşama

okşama

noun
TR → EN
"okşama" kelimesinin İngilizcesi: caress, chuck, stroke. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Genelcaress
Genelchuck
Genelstroke

Çekim Tablosu

Belirtme (-i)okşamayı
Yönelme (-e)okşamaya
Bulunma (-de)okşamada
Çıkma (-den)okşamadan
Tamlayan (-in)okşamanın
Çoğul (-ler)okşamalar

Tanım

•Okşamak işi
•Birine ya da bir şeye sevgi, şefkat ile dokunmak

Diğer Dillerde

die Apoplexia cerebri, der Schlaganfall
eş: Apoplexie, Gehirninfarkt, Gehirnschlag, Schlaganfall, TIA
Gott beschirme sie weiterhin, wenn auch für sie unsichtbar. — Onu okşamalı, ama yaramazlıklarına da göz yummamalı.
Fransızcaaccident vasculaire cérébral, attaque cérébrale, AVC, brasse, caresse, caresser (eril) /ak.si.dɑ̃ vas.ky.lɛʁ se.ʁe.bʁal/
cerebrovascular accident, stroke
çekim: çoğul accidents vasculaires cérébraux
eş: attaque cérébrale
Pour ça, j'ai même élevé des chiens et des chats. — Okşamak için köpek ve kediler almıştım.
İspanyolcaacariciar, accidente cerebrovascular (ACV), apoplejía, aventar, brazada, brochada /akaɾiˈθjaɾ/
to caress · to fondle · to stroke
çekim: geçmiş acaricié · ortaç acariciado · şimdiki acaricia
eş: hacer cariño
köken: From a- + caricia + -ar.
aile: acariciable, acariciador
Tienes que ser cariñoso con ellos. — Onları okşamalısın.
İtalyancaaccarezzare, carezzare /ak.ka.retˈt͡sa.re/
to stroke gently; to caress · to flatter · to indulge one's mind in, to entertain, to toy with (an idea, etc.)
çekim: geçmiş accarezzàto · ortaç accarezzàto · şimdiki accarézza · ulaç accarezzànte
eş: dare carezze, carezzare, coccolare, lisciare, vezzeggiare, lambire
köken: From a- + carezza (“caress”, noun) + -are.
aile: accarezzamento, accarezzarsi, accarezzatore, accarezzevole
Potresti fargli una carezza. — Onları okşamalısın.
aveva accarezzato per lungo tempo l'idea di aprire un negozio
Rusçaбой часо́в, гла́дить, гребо́к, держа́тель, инсу́льт, ласка́ть
Погладь их по голове. — Onları okşamalısın.
Arapçaخَطّ, سكتة دِمَاغِيَّة, ضَرْبَة, لَاطَفَ, مَلَّسَ
خوان انطونيو الذي كان يفكر بأفكار حميمية مع كريستينا حاول أن يلامس قدمها بقدمه تحت الطاولة — Juan Anton, masa altından Cristina'nın bacaklarını okşamaya çalışıyordu.
Farsçaسکته مغزی, نوازش کردن
Azericesığal çəkmək, sığallamaq, vuruş, zərbə
to stroke · to pet · to massage
çekim: geçmiş sığallamış · ortaç sığallamış · şimdiki sığallayır
köken: From sığal + -la.
Kazakçaәлпештеу, сипау
to stroke
köken: From Proto-Turkic *sïypa- (“to stroke”). Cognate with Bashkir һыйпау (hıypaw), Kyrgyz сыйпоо (sıypoo), Southern Altai сыймаар (sïymaar), Kumyk сыйпамакъ (sıypamaq), Karachay-Balkar сыйпаргъа (sıyparğa), Uzbek siypamoq, Uyghur سىپىماق (sipimaq), Khakas сыйбаар (sıybaar, “to stroke”).
Özbekçesilamoq
to stroke, to caress, to pet
çekim: geçmiş aaiden · ortaç geaaid · şimdiki aait · ulaç aaiend
eş: liefkozen, strelen, aanhalen, knuffelen, flikflooien, vrijen
köken: Unknown.
aile: aaibaar, aaiing
We zijn niet hier gekomen om je je hond te zien aaien. — Biz buraya senin köpeğini okşamanı görmeye gelmedik.
Portekizceacidente vascular cerebral, ataque, badalada, cafuné, carícia, estilo (de nado/natação) (eril) /a.siˈdẽ.t͡ʃi vas.kuˈlaʁ se.ɾeˈbɾaw/
stroke, cerebrovascular accident
çekim: çoğul acidentes vasculares cerebrais
eş: acidente vascular encefálico, AVE, derrame cerebral
Devias acarinhá-los. — Onları okşamalısın.
η εγκεφαλική συμφόρηση, εξαιτίας της ρήξης αιμοφόρων αγγείων στον εγκέφαλο
eş: αποπληξία, κόλπος, ταμπλάς
Γιατί δεν τους κανακεύεις; — Onları okşamalısın.
Japoncaチャック, チャックする, なでる, 撫でる, 筆画, 脳卒中 /t͡ɕa̠k̚kɯ̟/
a zipper, a zip fastener
çekim: geçmiş チャックした
eş: ジッパー, ファスナー
köken: Derived from the chaku portion of the term 巾(きん)着(ちゃく) (kinchaku, “kinchaku”), possibly in reference to an early use of zippers in Japan as closures for kinchaku. Originally a trademark, sold in Japan under this trademark from around 1927. First cited to 1946, but considering the history, likely in use a couple decades earlier. See also 線ファスナー on the Japanese Wikipedia.Wikipedia ʲᵃ While…
老婆は女を優しく招き入れた。 — Fil, kadını nazikçe hortumuyla okşamaktadır.
チャックのスライダー
Korece쓰다듬다, 필획 /s͈ɯda̠dɯmt͈a̠/
to stroke; to pat · to soothe
çekim: geçmiş 쓰다듬었다
eş: 어루만지다, 달래다, 가라앉히다
köken: 쓸- (sseul-, “to brush”) + 다듬다 (dadeumda, “to smooth”). First attested in the 어제내훈/御製內訓, 1737, as Early Modern Korean ᄡᅳ다ᄃᆞᆷ다 (Yale: psutatomta).
aile: 쓰담쓰담, 쓰담
나는 손을 뻗어 그녀의 볼을 살풋 쓰다듬었다.
어머니는 아이의 마음을 쓰다듬었다.
a stroke with oars (or an oar)
çekim: çoğul årtags · tamlayan årtags
köken: åra + tag
Varför klappar du dem inte? — Onları okşamalısın.
ta ett årtag
stroke
çekim: tamlayan apopleksji
köken: Etymology tree Latin apoplēxialbor. Polish apopleksja Learned borrowing from Latin apoplēxia.
Powinieneś ich przytulić. — Onları okşamalısın.
Ukraynacaвикидати, гла́дити, жбурляти, кидати, погла́дити, ри́са /ʋekeˈdate/
to throw out (propel or project in an outward direction) · to throw away (trash, dirt) · to throw out, to eject (compel to leave)
çekim: geçmiş викида́вши · şimdiki викида́є
eş: кидати
köken: From викид- (vykyd-) + -а́ти (-áty). Compare Russian выки́дывать (vykídyvatʹ), Belarusian выкіда́ць (vykidácʹ).
aile: викида́ння, викида́тися, викида́ч
Hintçeपुचकारना, मस्तिष्काघात, सहलाना /səɦ.lɑː.nɑː/
to caress, stroke · to tickle
çekim: geçmiş सहलाता · şimdiki सहलाता है
köken: Ultimately from Sanskrit शिखर (śikhará, “peak; goosebumps”). Related to सिहराना (sihrānā), सिहरना (siharnā).
Finceaivohalvaus, aivoinfarkti, etuselkä, heittää menemään, heittää pois, isku /ˈɑi̯ʋoˌhɑlʋɑus/
stroke (loss of brain function arising when the blood supply to the brain is suddenly interrupted)
çekim: çoğul aivohalvaukset · tamlayan aivohalvauksen
köken: aivo- (“cerebral”) + halvaus (“infarction”)
Voisit silittää omia poikiasi. — Onları okşamalısın. Onlar senin oğlun.
verbal noun of bít · beating, battering
çekim: çoğul bitím
eş: tlučení, bušení, tlukot, výprask, nakládačka
Rumencemandrină, mângâia (dişil)
mandrel
çekim: çoğul mandrine · tamlayan mandrine
köken: Borrowed from French mandrin.
Macarcaagyvérzés, basz, csűr, eldob, elvet, kidob /ˈɒɟveːrzeːʃ/
stroke, apoplexy (a sudden interruption of blood supply to the brain, causing minor to major brain damage and possible death)
çekim: çoğul agyvérzések
köken: From agy (“brain”) + vérzés (“bleeding”).
aile: agyvérzéses
İbraniceחתירה, ליטף \ לִטֵּף, פעימה, שָׁבָץ, שָׁבָץ מֹחִי (dişil)
stroke (time when a clock strikes), occurrence · beat
בִּפְעִימָה אַחַת
Latinceapoplēxia, mulceō, palpō, plāga
Dancaae, apopleksi, åretag, kaste, klokkeslag, slagtilfælde /aːə/
to stroke, pat, caress
çekim: geçmiş aede · ortaç aet · ulaç aende
köken: Probably derived from the interjection ah.
Hvorfor rører du dem ikke? — Onları okşamalısın.
Norveççechuck, hjerneslag, høyrygg, strøk, stryke, tak
Endonezceelus, langkah, sampil, strok /ˈlaŋkah/
step: · the space passed over by one movement of the foot in walking or running · a distinct part of a process; stage; phase
çekim: çoğul langkah-langkah
köken: Inherited from Malay langkah, from Proto-Malayo-Polynesian *laŋkaq (compare Niuean laka, Samoan laʻa).
aile: berlangkah, kelangkahan, melangkah, melangkahi, melangkahkan, pelangkah, pelangkahan, perlangkahan, selangkah, terlangkahkan
motor dua langkah

Örnek Cümleler

Senin köpeklerini okşamam.
I don't pet your dogs.
Tom köpeğini okşamak için eğildi.
Tom bent down to pet his dog.
Okşamak için köpek ve kediler almıştım.
I've had dogs and cats to stroke.
Tom köpeğini okşamak için elini aşağıya uzattı.
Tom reached down to pet his dog.
Sonra (onların) bacaklarını ve boyunlarını okşamaya başladı.
And he began to stroke their shanks and necks.
Onları bana getirin (dedi), bacaklarını ve boyunlarını okşamağa başladı.
"Bring them back to me," and he began to rub and stroke their shanks and necks.
"Onları bana geri getirin" (dedi). Sonra (onların) bacaklarını ve boyunlarını okşamaya başladı.
"Bring them back to me," and he began to rub and stroke their shanks and necks.
okşama ile daha fazla örnek cümle →
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod