Ana içeriğe geç
Sözlük
/
karşı çıkmak

karşı çıkmak

verb
TR → EN
"karşı çıkmak" kelimesinin İngilizcesi: deprecate. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Geneldeprecate

Çekim Tablosu

Geniş zamankarşı çıkamam
Şimdiki zamankarşı çıkabiliyor
Gelecek zamankarşı çıkacak
Geçmiş zamankarşı çıkamadı
Şartkarşı çıkamasa
Gereklilikkarşı çıkamamalı
Emirkarşı çık

Tanım

•bir düşünceye katılmamak, cephe almak
•Dışardan gelenleri karşılamaya gitmek
•Bir düşünce veya kararın karşıtını ileri sürmek, karşı çıkmak
•Dışarıdan gelenleri karşılamaya gitmek

Diğer Dillerde

Almancaablehnen, als überholt einstufen, als veraltet einstufen, beten dagegen, missbilligen, nicht gutheißen /ˈapleːnən/
to decline, refuse, reject, turn down
çekim: geçmiş lehnte ab · ortaç abgelehnt · şimdiki lehnt ab · ulaç ablehnend
eş: ausschlagen, verschmähen, verweigern
zıt: annehmen
köken: ab- + lehnen
aile: Ablehnung
Jason läuft im Streit davon. — Jason'da bu duruma karşı çıkmak ister.
Das Angebot wurde abgelehnt.
Fransızcadésapprouver de
La Russie est opposée à cet élargissement. — Rusya bu sisteme karşı çıkmaktadır.
İspanyolcadeprecar /depɾeˈkaɾ/
to entreat, implore · to deprecate
çekim: geçmiş deprequé · ortaç deprecado · şimdiki depreca
eş: rogar
köken: From Latin dēprecārī (“to avert, ward off, deprecate”).
Sin embargo, personalmente estoy en contra del matrimonio entre personas del mismo sexo. — Ayrıca Eşcinsel evliliğe karşı çıkmaktadır.
İtalyancadeprecare /de.preˈka.re/
to deplore, to disapprove · to ward off (a danger, an evil)
çekim: geçmiş deprecàto · ortaç deprecàto · şimdiki deprèca · ulaç deprecànte
eş: deplorare, biasimare, disapprovare
köken: From Latin dēprecārī.
Mettersi contro di loro non servirà a niente. — Onlara karşı çıkmak hiçbir şeye yaramaz.
Rusçaвозража́ть, возрази́ть, выступа́ть про́тив, не одобря́ть, прекрати́ть, прекраща́ть
Россия вопиет против этого беззакония. — Rusya bu sisteme karşı çıkmaktadır.
Felemenkçeafkeuren, als verouderd verklaren /ˈɑfkøːrə(n)/
to disapprove of · to condemn · to fail (at an inspection)
çekim: geçmiş keurden af · ortaç afgekeurd · şimdiki keurt af · ulaç afkeurend
eş: veroordelen, verwerpen
zıt: goedkeuren
köken: From Middle Dutch afcoren. Equivalent to af + keuren.
aile: afkeuring
Rusland protesteert fel. — Rusya bu sisteme karşı çıkmaktadır.
Portekizcedepreciar, descontinuar /de.pɾe.siˈa(ʁ)/
to deprecate (express disapproval of) · to depreciate (to reduce in price)
çekim: geçmiş depreciei · ortaç depreciado · şimdiki deprecia
köken: Borrowed from Latin dēpretiāre, from dē- (“down”) + pretium (“price”).
Ela também se opõe a casamento do mesmo sexo. — Ayrıca Eşcinsel evliliğe karşı çıkmaktadır.
Japonca終了する, 非難する
ロシアはこれに反発した。 — Rusya bu sisteme karşı çıkmaktadır.
İsveççeavråda, avsäga, avstyrka, avsvära, ta avstånd från
advise against, dissuade
çekim: geçmiş avrådde · ortaç avrådd · ulaç avrådande
köken: Inherited from Old Swedish afraþa. By surface analysis, av + råda. Cognate of Middle Low German afraden, German abraten, Norwegian Nynorsk avrå.
Hon vägrade dock att vända tillbaka med dem. — Ama sonra karşı çıkmaktan vazgeçer.
to outdate (to make out of date) · to become outdated
çekim: geçmiş dezaktualizowano · şimdiki dezaktualizuje
zıt: aktualizować, uaktualniać, aktualizować się, uaktualniać się
köken: Etymology tree French désactualiserbor. Proto-Indo-European *h₂euh₁-der.? Proto-Slavic *-ovati Old Polish -ować Polish -ować Polish dezaktualizować From French désactualiser + Polish -ować.
Nie zgadza się również na małżeństwa jednopłciowe. — Ayrıca Eşcinsel evliliğe karşı çıkmaktadır.
Fincekatua syvästi, merkitä vanhentuneeksi, paheksua, poistaa käytöstä, rukoilla vastaan, tuomita /ˈpɑheksuɑˣ/
to disapprove of, reprehend; to frown (up)on; to resent · to censure, find fault with, reproach
çekim: geçmiş paheksunut · şimdiki paheksuu · ulaç paheksuva
köken: From paha + -ksua (sensive verb).
aile: paheksuminen, paheksunta
Hän kuitenkin vastustaa samaa sukupuolta olevien avioliittoja. — Ayrıca Eşcinsel evliliğe karşı çıkmaktadır.
Çekçeneschvalovat, nesouhlasit, odmítat, snižovat, zavrhovat, znevažovat /ˈnɛsou̯ɦlasɪt/
to disagree
zıt: souhlasit
köken: From ne- + souhlasit.
Rusko odmítá, že by smlouvu porušovalo. — Rusya bu sisteme karşı çıkmaktadır.
Macarcaelavultnak minősít, elítél, helytelenít, rosszall /ˈrosːɒlː/
to disapprove of (to consider wrong) · to frown on something (to disapprove of something, often a behavior)
çekim: geçmiş rosszalltak
köken: First attested in 1792. From rossz (“bad”) + -all (“to consider/find/think as”, verb-forming suffix).
Beavatkozás? — Karşı çıkmak mı?
A csoport fele rosszallotta a terveket.
A szüleim rosszallják a dohányzást.
İbraniceהכריז כמיושן
לא באתי הנה לטעון נגד המדע והמתמטיקה. — Fen ve matematiğe karşı çıkmak için burada değilim.
Norveççeutdatere
Selv om partiet er motstander av EU, motsetter det seg et tyrkisk medlemskap av organisasjonen. — Avrupa Birliği konusunda ise, Türkiye'nin üyeliğine karşı çıkmaktadır.
Bulgarcaне одобря́вам
Русия силно се противопоставя на този подход. — Rusya bu sisteme karşı çıkmaktadır.
Galiçyacaabafallar, aldraxar, alrotar, apouvigar, aviltar, bafar
mistreat verbally · insult
çekim: geçmiş aldraxei · ortaç aldraxado

Örnek Cümleler

Karşı çıkmak mı?
Interfering?
Rusya bu sisteme karşı çıkmaktadır.
Russia strongly opposed the system.
Onlara karşı çıkmak hiçbir şeye yaramaz.
It'll be useless to stand against them.
Ayrıca Eşcinsel evliliğe karşı çıkmaktadır.
She is also against gay marriage.
Özgürleşmenin karşı çıkmakta yattığını savunur.
You say you are fighting for liberty.
Fen ve matematiğe karşı çıkmak için burada değilim.
They're very important.
İhtilalcilere karşı çıkmak isteyen kral yanlıları oldu.
There were royalists out there wanting to be counter revolutionaries.
İkinci ilke ise "kapitalist tiranlığa karşı çıkmaktır".
The second principle is "opposing capitalist tyranny".
Müdür Vekili Park, bu Başbakan'ın emirlerine karşı çıkmaktır.
Deputy Director Park, this is interfering with the president's orders.
Demeye çalıştığım şey, foie gras'ya karşı çıkmak mantıksız, değil.
I'm not saying that there's not a rationale for being opposed to foie gras.
Derneğin pek çok üyesi alenen ve kuvvetle bu karara karşı çıkmaktadır.
More and more people are protesting this exclusion from power.
Ben size karşı çıkmakla sizi menettiğim şeylere kendim düşmek istemiyorum.
I wish not, in contradiction to you, to do that which I forbid you.
karşı çıkmak ile daha fazla örnek cümle →
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod