Ana içeriğe geç
Sözlük
/
kıskançlık

kıskançlık

/kɯskəntʃˈɫɯk/
noun
C1 seviye
TR → EN
↔ ters çevir
"kıskançlık" kelimesinin İngilizcesi: jealousy, heartburning, envy, jealousy, jealousy. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Geneljealousynoun
Genelheartburning
Genelenvy
Geneljealousy
Geneljealousy
Genelenvy
Genelenvy

Çekim Tablosu

Belirtme (-i)kıskançlığı
Yönelme (-e)kıskançlığa
Bulunma (-de)kıskançlıkta
Çıkma (-den)kıskançlıktan
Tamlayan (-in)kıskançlığın
Çoğul (-ler)kıskançlıklar

Tanım

•bir kimse bir üstünlük gösterdiğinde veya sevilen birisinin, başkası ile ilgilendiği kanısına varıldığında takınılan olumsuz tutum, günücülük, hasetçilik, hasetlik, hasutluk
•Bir kimse bir üstünlük gösterdiğinde veya sevilen birisinin, başkası ile ilgilendiği kanısına varıldığında takınılan olumsuz tutum

Diğer Dillerde

Almancaeifersucht /ˈʔaɪ̯fɐzʊxt/
jealousy
köken: From Eifer (“eagerness, zeal, alacrity”) + Sucht (“anxiety; sickness; addiction”).
aile: eifersüchtig, Eifersüchtelei
Da waren wir in einer anderen Situation und ich war nur eifersüchtig. — -O, o, o kıskançlıktı.
Fransızcaconvoitise, envie, envier, jalousie (dişil) /kɔ̃.vwa.tiz/
covetousness · desire, lust
çekim: çoğul convoitises
köken: From convoiter + -ise.
Cyberenvie — Siber Kıskançlık
[…] elle lut Balzac et George Sand, y cherchant des assouvissements imaginaires pour ses convoitises personnelles.
Celos, sospecha o disgusto.
Ciberenvidia — Siber Kıskançlık
İtalyancagelosia, invidia, invidiare (dişil) /d͡ʒe.loˈzi.a/
jealousy · shutter (of a Venetian blind)
çekim: çoğul gelosie
eş: antagonismo, astio, invidia, livore, rivalità, dubbio
köken: From geloso + -ia.
E il problema è l'invidia. — Ve bu sorun kıskançlık.
Rusçaзависть, ревность (dişil) /ˈzavʲɪsʲtʲ/
envy
çekim: çoğul за́висти · tamlayan за́висти
eş: завидки
köken: Inherited from Proto-Slavic *zavistь. Cognate to Latin invidia (“envy”).
- Это элементарная ревность. — - Saf kıskançlık.
انها ، انها، لقد كانت غيره — -O, o, o kıskançlıktı.
Azericehəsəd, paxıllıq, qısqanclıq /hæˈsæd/
envy
çekim: çoğul həsədlər · tamlayan həsədin
köken: Ultimately from Arabic حَسْد (ḥasd).
aile: həsəd aparmaq
Özbekçerashk
jealousy
eş: jaloezie
köken: From Middle Dutch afgonst. Equivalent to af + gunst.
aile: handelsafgunst
Het was jaloezie. — -O, o, o kıskançlıktı.
Portekizceciúme, ciúmes, inveja, invejar (eril) /siˈũ.mi/
jealousy
çekim: çoğul ciúmes
köken: Inherited from Vulgar Latin *zēlūmen, from Latin zēlus (“rivalry, zeal, jealousy”), from Ancient Greek ζῆλος (zêlos), from Proto-Indo-European *yeh₂-.
aile: ciumeira, ciumento
Esse problema é a inveja. — Ve bu sorun kıskançlık.
to envy, be jealous/envious (to feel resentment or wonder at someone for a perceived advantage, material or otherwise) · to be jealous, suspect (to be suspecting rivalry in love; to be suspicious of a lover or spouse's fidelity)
çekim: geçmiş ζήλεψα · ortaç έχοντας ζηλέψει · şimdiki ζηλεύει · ulaç ζηλεύοντας
köken: From Koine Greek ζηλεύω (zēleúō), from ζηλόω (zēlóō).
aile: ζηλεμένος
Ήτ-ήτ-ήταν από ζήλια. — -O, o, o kıskançlıktı.
Τι ωραίο αμάξι που έχεις, ζηλεύω!
Τον ζηλεύω για τα λεφτά και την ωραία οικογένειά του.
Ζηλεύει τη γυναίκα του και φοβάται να την αφήσει μόνη τους πουθενά.
jealousy
köken: Borrowed from English jealousy.
本当は宝くじにでも当たって気分だわ!喜ばないでどうするのよ! — -O, o, o kıskançlıktı.
Korece질투 /t͡ɕiɭtʰu/
jealousy, envy
eş: 시기, 시샘, 샘
köken: Sino-Korean word from 嫉妬/嫉妒
aile: 질투하다
그야, 거, 남의 떡일 때 배가 아파서 하는 소리고! — -O, o, o kıskançlıktı.
envy
çekim: tamlayan avunds
köken: From Old Swedish afund, from Old Norse ǫfund, from Proto-Germanic *abundiz.
aile: avundad, avundas, avundsam, avundsfri, avundsfull, avundsjuk, avundsjuka, avundsman, avundsvärd, penisavund
Det var avundsjuka. — -O, o, o kıskançlıktı.
Lehçezawiść, zazdrość, zazdrościć (dişil) /ˈza.viɕt͡ɕ/
envy (resentful desire of something possessed by another)
çekim: tamlayan zawiści
köken: Inherited from Old Polish zawiść, from Proto-Slavic *zavistь.
aile: zawistny
To była zazdrość. — -O, o, o kıskançlıktı.
А саме - заздрість. — Ve bu sorun kıskançlık.
jealousy · spite · envy
çekim: çoğul ईर्षाएँ
eş: ईर्खा
Fincekadehtia, kateus, mustasukkaisuus /ˈkɑdehtiɑˣ/
to envy
çekim: geçmiş kadehtinut · şimdiki kadehtii · ulaç kadehtiva
köken: From kade + -htia. Compare Karelian kajehtie.
aile: kadehtija, kadehtiminen
Se oli kateutta. — -O, o, o kıskançlıktı.
Çekçežárlivost, závidět, závist (dişil) /ˈʒaːrlɪvost/
jealousy
çekim: çoğul žárlivosti · tamlayan žárlivosti
köken: From žárlivý + -ost.
To, to, to byla žárlivost. — -O, o, o kıskançlıktı.
Rumencegelozie, invidie (dişil)
jealousy (jealous attitude, e.g. fear of infidelity)
çekim: çoğul gelozii · tamlayan gelozii
köken: Borrowed from Italian gelosia. By surface analysis, gelos + -ie.
Era gelozie. — -O, o, o kıskançlıktı.
Macarcaféltékenykedés, féltékenység, irigyel, irigység /ˈfeːlteːkɛɲkɛdeːʃ/
jealousy (a repetitive, renewing state of suspicious guarding)
çekim: çoğul féltékenykedések
köken: From féltékenykedik (“to be jealous of”) + -és (noun-forming suffix).
És ez a gond az irigység. — Ve bu sorun kıskançlık.
İbraniceקִנְאָה
והבעיה הזו היא קנאה. — Ve bu sorun kıskançlık.
Latinceinvideō, zelus (eril) /ˈzeː.ɫʊs/
zeal, emulation · jealousy
çekim: çoğul zēlī · tamlayan zēlī
köken: From Ancient Greek ζῆλος (zêlos).
envy
çekim: tamlayan avinds
köken: From Old Danish auænd, afund, from Old Norse ǫfund, from Proto-Germanic *abundiz. Cognates include Swedish avund and Icelandic öfund
Problemet er misundelse. — Ve bu sorun kıskançlık.
Norveççemisunnelse, sjalusi
For harme slår dåren ihjel, og vrede dreper den tåpelige. — Aptalı üzüntü öldürür, Budalayı kıskançlık bitirir.
Endonezcecemburu, dengki, hasad, iri /dəŋˈki/
envy, hatred, spite
köken: From Malay dengki.
aile: berdengki, kedengkian, mendengki, pendengki
Apa kamu sedang cemburu sekarang? — Şimdi de kıskançlık mı yapıyorsun?

Etimoloji

Ottoman Turkish قزقانجلق, from kıskanç (“jeaolus”) + -lık (“-ness”).

Örnek Cümleler

Siber Kıskançlık
Cyber Envy
- Saf kıskançlık.
- Pure jealousy.
-O, o, o kıskançlıktı.
It, it, it was jealousy.
Kıskançlık abidesiydi.
She was a bundle of jealousy.
O bir kıskançlık çıkınıydı.
She was a bundle of jealousy.
Tom kıskançlıktan kudurmuş.
Tom is green with envy.
Tom kıskançlıktan kudurmuştu.
Tom was green with envy.
Tom kıskançlıktan çatlıyordu.
Tom was overcome with jealousy.
Kıskançlık olmadan aşk olmaz.
Love is never without jealousy.
Bunu ona kıskançlık yaptırdı.
Jealousy made him do that.
Tom kıskançlıktan mosmor oldu.
Tom turned green with envy.
Cinayetin nedeni kıskançlıktı.
Jealousy was the motive for the murder.
kıskançlık ile daha fazla örnek cümle →
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod